• BIST 107.015
  • Altın 172,518
  • Dolar 4,0726
  • Euro 4,9366
  • Aydın 30 °C
  • İzmir 27 °C
  • Aydın hafta sonunu yağışlı geçirecek
  • SİYASETEN MAYA TUTMADI
  • FETÖ/PDY FİRARİSİNİN KANKİSİ AK PARTİ İLÇE BAŞKANI...!!!
  • Aydın hafta sonunu yağışlı geçirecek
  • SİYASETEN MAYA TUTMADI
  • FETÖ/PDY FİRARİSİNİN KANKİSİ AK PARTİ İLÇE BAŞKANI...!!!

ATATÜRK’Ü ANLAMAK

İSMAİL VERGİLİ

 

 

Şu son yıllarda Atatürk’e saldırılar ve hakaretler başladı. Neymiş efendim? Atatürk’te bir insanmış. Devrini ve tarihi misyonunu tamamlamış. Onun da hataları varmış. Artık onun ideolojisini ve düşüncelerini bırakmalıymışız. Atatürk tabii ki bir insandı. Fakat ona dil uzatan densizler gibi sıradan bir insan değildi. O, Edison gibi, Mozart gibi tarihin yetiştirdiği nadir kişilerden biriydi. Atatürk olağanüstü yeteneklere sahip yüce bir insandı. Atatürk’e dil uzatan zavallılar önce bir aynaya baksınlar. Kimi göreceklerdir? Bu saldırılar son yıllarda değil, taa! Kurtuluş Savaşında, Erzurum ve Sivas Kongrelerinde başlamıştı. Mustafa Kemal, Türk Milletinin tam bağımsız olarak yaşaması için fikir üretirken, Padişah ve Hilafet yanlısı olan ve İslam dinini kendi çıkarları için kullanan yobaz emperyalizm uşakları, ülkenin kurtuluşunda tek yolun mandacılık olduğunu savunarak, kimi Fransız, kimi İngiliz kimi de Amerikan mandasını savunmuşlardı. Mustafa Kemal bu düşüncelere şiddetle karşı çıkarak, “Bu aziz Türk Milleti özgür ve bağımsız yaşamayıp, manda durumuna düşüp onursuz ve şerefsiz yaşamaktansa, ölsün yok olsun daha iyidir.” diyerek, “ Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” demiş ve Türk Ulusunun kurtuluş parolasını kesin olarak ortaya koymuştur.“Ya istiklal, ya ölüm.” Bu ruhla bu millet bu toprakları vatan yapmıştır. Cumhuriyeti kurmuştur. “Cumhuriyeti biz kurduk, onu koruyup, yaşatacak sizsiniz “ diye de Türk Gençliğine emanet etmiştir.

“…Ey Türk İstikbalinin evladı, İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.” demişti. Bugün Türk Gençliğinin bir kısmı ABD ve Avrupa birliğinin istemleri doğrultusunda Atatürk’e saldırıp, hakaret edebiliyorsa bu düşünce akımının akıl babaları, kendilerini aydın sanan sözde yazarların yönlendirmesiyle oluşmaktadır. Güneş balçıkla sıvanmaz. Atatürk’ü kötülemekle de bir yere varılmaz. Atatürk’ü eleştirebilmek için, 1881-1923 yılları arasında Atatürk’ün hayatını ve Osmanlı Devletinin kimler tarafından nasıl parçalandığını iyi bilmek gerekir. Şu son yıllarda dış dünyadan ülkemize uluslar arası bir saldırı vardır. ABD ve AB ülkelerinin istek ve dayatmaları ile Atatürk resimlerinin devlet dairelerinden kaldırılması istenmektedir. Zira Türk Silahlı Kuvvetlerinin Brövesinden Atatürk’ün resmi çıkarılmıştır. Nasıl çıkarılır? Bu da yetmiyormuş gibi, Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıyan bazıları, “Her 10 Kasımlarda  Anıtkabirde sap gibi dikiliyoruz” diyen Belediye Başkanları ve de Milletvekilleri var bu ülkede. Bunlar manda fikrini savunanların torunlarıdır. Buda yetmezmiş gibi, Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetin fırsatlarından ve nimetlerinden yararlanarak milletvekili, başbakan ve de cumhurbaşkanı olan Sayın Turgut Özal, Konya’da yaptığı bir konuşmada Atatürk’ü eleştirirken “Atatürk’te bir insandı. Onunda hataları olmuştur.” diyebilmiştir.

     Sayın Turgut Özal, “Anayasa bir kez delinmekle bir şey olmaz.” diyerek devletin çarkını bozmuştur. ABD Başkanı Baba Bush 20. yüzyılın son yıllarında Körfez Savaşında Irak’a vurarak on binlerce insanın öldürülmesinde, Turgut Özal ABD’nin yanında yer alarak, komşumuz Irak’a ihanet etmiştir. “Bir koyup üç alacağız” demişti. Aldık babayı. PKK bölücü örgütü kucağımızda bulduk. Ayrıca da Kuzey Irak’ta bir Kürt Devletinin kurulmasına da maalesef yardımcı olduk. Atatürk’ün devlet adamlığını eleştirirken, insafı elden bırakmamak gerekir. Bu nedenle de Atatürk’ü anlamak için yabancı devlet adamlarının Atatürk hakkında düşündüklerini ve söylediklerini okurlarımla paylaşmak istiyorum.

***

Norveç’te Wanderbit Üniversitesi Profesörlerinden Dr. Kirk Landın, doğada bir çiçeğe “Atatürk Çiçeği” diyerek, bütün dünyaya bu isimle tanıttığını biliyor musunuz?

***

Türk Kurtuluş Savaşında Anadolu’nun Ege Bölgesini baştan başa işgal eden Yunan kuvvetleri baş komutanı Trikopis, 30 Ağustos 1922 günü Dumlupınar Başkumandanlık Meydan Savaşında Türk Askerine esir düşmüştü. Atatürk, Trikopis’i serbest bırakıp, Yunanistan’a  iade etmişti. Trikopis her Cumhuriyet Bayramında Atina’da ki, Türkiye Cumhuriyeti Büyük İçliliğine giderek Atatürk’ün resmi önünde saygı duruşunda bulunur. Bunu biliyor muydunuz?

***

Atatürk, basın mensuplarıyla yaptığı bir sohbette yabancı bir gazetecinin  “Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?” sorusuna Atatürk hiç düşünmeden şu yanıtı verir. “Üye olmak için biz müracaat etmeyiz. davet gelirse düşünürüz. Ülke yararına ise değerlendiririz.” der. Bunun üzerine Birleşmiş Milletler, kuruluş yasasını değiştirmiştir. Bu mu Atatürk’ün hatası?

***

2000. yılda ABD Başkanı Milenyum mesajında, “Hiç şüphe yoktur ki, dünya üzerinde milenyumun tek adamı M Kemal Atatürk’tür. Çünkü O, yılın değil asrın ve asırların lideri olmayı başarmış, dünya üzerinde tek liderdir.” demiştir. Atatürk’ün hatası bu mudur?

***

Birinci Dünya Savaşı ve Türk Kurtuluş Savaşında Atatürk’e yenilen ve bu nedenle de başbakanlık koltuğunu kaybeden ve Atatürk’ün en büyük düşmanı olan İngiltere Başbakanı Loyd George, Atatürk’ü şöyle anlatır.  “Yüzyıllar bir dahi yetiştirir. Maalesef O dahi’yi Türk Milleti yetiştirmiştir. O dahi M Kemal Atatürk’tür.” Diyebilmiştir. Azılı bir düşman bile Atatürk’ün bir insan olarak değerini bilip, hakkını teslim ediyor da, bizlere ne oluyor? Nankörlüğün de bu kadarına da pes doğrusu.

***

12 Ocak 1934 yılında Yunanistan Başbakanı Venizelos, Nobel Ödülü Komitesi Başkanlığına başvurarak  “Atatürk’ü Nobel Barış Ödülüne aday göstermekten şeref duyarım.” diyerek Atatürk’ün büyüklüğünü, dahi bir lider ve emsalsiz bir devlet adamı olduğunu hayranlıkla ifade etmiştir.

Hatalı Atatürk bu mudur?

***

29 Ekim 1937 günü Atatürk, Fransız Büyük Elçisi Henri Ponsot’la yaptığı sohbette söz döner dolaşır  “HATAY” konusuna gelir. O yıllarda Hatay, Fransa’nın denetimindedir. Atatürk, Ponsot’a  “Ben TBMM Kürsüsünden milletime söz verdim. Hatay’ı alacağım. Milletim bana inanır. Eğer sözümü yerine getiremezsem bir daha milletimin huzuruna çıkamam. Bulunduğum makamda da kalamam.” der. Hatalı devlet adamı Atatürk bu mu?

***

Birinci Dünya Savaşı ve Türk Kurtuluş Savaşı yıllarında Ortadoğu ve Anadolu’da gazetecilik yapan ve tuttuğu günlüklerden 806 sayfalık “ATATÜRK”

Adlı bir kitabı yazan İngiliz Gazetecisi Lord Kinross, Dünyaya Atatürk’ü ne güzel tanıtmaktadır..Atatürk’ü anlamayan bizim zavallılara bu kitabı okumalarını öneririm.

***

2005 yılında ABD’nin ünlü ekonomistlerinden Mr. Jons, “ Tarihte yalnız ve ancak Atatürk, yarattığı ekonomik sistemle Kurtuluş Savaşını kazanmıştır. Atatürk’ün Devlet- Millet el ele yarattığı ekonomik sistem takdire şayandır.” Demiştir. Atatürk’ün hatası bu mudur?

***

28 Mayıs 1935 tarihinde Fransız Cumhurbaşkanı Lebrun, Paris Büyük Elçimiz Suat Davas’la, sohbet ederken şunları söyler: “ Gazi Mustafa Kemal emsalsiz bir asker ve dahi bir kumandan olduğu halde, Çok büyük barışsever bir insandır. Bunu bilmemek ve görmemek tarihi inkar etmek anlamını taşır. Çünkü insaniyet barışa muhtaçtır. Dedirtecek kadar barışseverdir. Birleşmiş Milletler O’nun şu özdeyişi ruhuyla oluşmuştur. “Yurtta barış, Dünyada barış.” Demiştir. Bu mu hataları olan Atatürk? İnsan biraz izan sahibi olmalıdır.

***

10 Kasım 1938 günü İran’da Tahran gazetesinde yayınlanan bir yazıda,  “Allah bir milleti yükseltmek isterse başına Atatürk gibi bir lider nasip eder.”demiştir.

Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür. Atatürk’ü anlatmak ve tanıtmak için ciltler dolusu kitap yazmak mümkündür. Atatürk’ü kötülemeye çalışan insanlara Allah, vicdan, merhamet ve doğru düşünme yeteneği versin.

Buraya kadar Atatürk’ü yabancı gözüyle inceledik. Şimdi de ülke içinde Atatürk’ü tanımaya ve anlamaya çalışalım:

Atatürk demokrasi aşığı bir insandı. Cumhuriyet kurulup, yapılan devrimler rayına oturuncaya kadar, ülke tek partili bir sistemle yönetildi. Ancak ülke sorunlarının TBMM kürsüsünden çok seslilikle tartışılmasını düşünerek ikinci bir partinin kurulmasına izin verdi. Silah arkadaşlarının bir kısmına 17 Kasım 1924 günü yeni bir parti kurmaları için görevlendirdi. “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını” (Partisini) kurdurdu. Yeni partinin bünyesinde Hilafet yanlıları toplandı. Cumhuriyet Devrimleri aleyhinde çalışmalar görülünce 2 Haziran 1925 te kapatıldı. Ülke bir süre tek parti ile yönetildi. Atatürk ikinci kez çok partili sisteme geçmeyi denedi. Çok sevdiği silah arkadaşı Fethi Beyi (Fethi Okyar) görevlendirdi. Fethi Bey 12 Ağustos 1930 günü “Serbest Cumhuriyet Fırkasını” kurdu. Bu partinin içine de gene Hilafet yanlısı gerici zihniyet gurubu toplandı. Cumhuriyet Devrimleri aleyhinde çalışmalar başlayınca Fethi Bey bizzat kendisi  17 Kasım 1930 günü  partisini fes ederek kapatmıştır.

Şimdi izan sahibi insanlara soruyorum. Bu mu diktatör olarak değerlendirilen hatalı Atatürk?                

                                     

***

Atatürk,12 Ekim 1937 günü Ege manevrasından dönen Mareşal Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü’yü kabul ederek ülke ve dünya sorunları üzerinde fikir teatisinde bulunurlar. Bir ara Atatürk şunları söyler: “Çok yakın bir zamanda, Avrupa’nın büyük devletleri arasında ekonomik ve siyasal bir savaş çıkabilir. Türkiye mutlaka bu savaşın dışında kalmalıdır. Bu savaşta çok kan dökülebilir.” diyerek geleceği gelmeden görebilme yeteneğine sahip emsalsiz bir devlet adamı olduğunu kanıtlamıştır. Bu önsezi midir Atatürk’ün hatası?

                                         

***

Atatürk demokrasi ve insan hakları aşığıydı. Daha Avrupa’da kadına seçme ve seçilme hakkı verilmeden, 5 Aralık 1934’te Türk Kadınına seçme ve seçilme hakkını tanımıştır. Böylece kadını, erkeğin sultasından ve ümmet olmaktan kurtarıp, özgür bir birey kimliğine kavuşturmuştur. Türk Kadını sahip olduğu bu nimetin kıymetini bilmelidir. Türk Kadını türbana dolanıp, bu nimeti kaybetmemelidir. Bu mu Atatürk’ün hatası?

                                          

***

Bir gün bir sohbet toplantısında kadın mı, erkek mi daha önemlidir tartışması olur. Orada hazır bulunanlar erkeğin daha önemli olduğunu söylerler. Atatürk tartışmaya katılır. “Efendiler, elbette erkek daha güçlüdür. Her şey olabilir. Ancak “ANA” olamaz.”der.

                                         

***

Yine bir gün sanat üzerinde konuşulurken Atatürk söze karışır. “Efendiler, insan mebus olur, bakan olur, başbakan olur, hatta cumhurbaşkanı da olabilir, ancak “Sanatçı” olamaz.”der. Bu sohbette hazır bulunan Büyük üstat Vasvi Rıza’ da hazır bulunur. Atatürk’e hitaben “Evet Paşam, insan mebus olur, bakan olur, başbakan olur, hatta cumhurbaşkanı da olur. Ancak “ATATÜRK” olamaz.” Der. Büyük sanatçı güzel bir tanım yapmış. Anlayana…

                                       

***

Atatürk 11Haziran 1937 günü el yazısı ile vasiyetini yazıp, bütün mal varlığını ve çiftliklerini Türk Milletine (Devletine) bağışlamıştır.

    Bu mu hatası Atatürk’ün? El insaf ! Allah, insana vicdan versin. Mantıklı düşünme yeteneğinden yoksun etmesin.

                                        

***

Türk Milletinin, Dünya coğrafyası içinde kendi öz vatanı “Anadolu’da” özgür ve bağımsız yaşaması için Atatürk’ün ilkeleri ve gösterdiği aydınlık yolda yürümekten başka bir mutluluk yolu yoktur. Çocuklarımızı da bu aydınlık yolun ufkunda yetiştirmeliyiz. Türk Ulusu geleceğine güvenle bakabilmesi için geçmişini ve tarihini iyi bilmesi gerekir. Bunun içinde her Türk anası ve babası çocuklarına tarihini iyi ve doğru öğretmesi gerekir. Aksi takdir de başka ulusların yönetimi altına girer, köle ve uşak olma durumundan kurtulamaz. Atatürk’ün gösterdiği çağdaş dünyanın gerçek bilime dayalı, aklın yolunun gösterdiği laik ve hukukun üstünlüğü olan demokrasi ışığında Cumhuriyetin, insan onuruna yakışan tek rejim olduğunu bilmelidir. Cumhuriyet rejiminin dışında başka yollar aramaya gerek yoktur. Yolunu şaşıranlara da Türk Ulusu gerektiğinde, gereken dersi verir.

Atatürk’ün dahi kişiliğini bütün dünya kabul etmiştir. Hiç alimle cahil bir olur mu? Yazımı bir atasözüyle bitirmek istiyorum.

“Cahile göre alim, bir hiçtir. Alime göre cahil ise, zaten bir hiçtir.”

Beni anlayan okurlarımı saygı ile esenlerim.

Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1995 Gerçek Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 736 54 81 | Faks : 0 532 736 54 81 | Haber Scripti: CM Bilişim