BELLEKTE GÜNCE (1)

 

-2013’te Neler Söyledik, Neler Yazdık, Neler oldu?-

(…)    İnsan sosyal bir varlıktır ve tek başına yaşaması mümkün değildir. Yaşadığımız toplum içinde üretmeden tükettiğimiz sürece, üretenlerin, çoğaltanların haklarına saygısızlık ettiğimiz bir gerçektir. Bu nedenle insan olarak üretmenin erdemine varmalı ve paylaşmanın güzelliğini duyumsamalıyız. Herkesin yaşadığı topluma katacak mutlaka bir şeyi vardır, bilgisi, becerisi, düşüncesi. En azından vereceği bir sevgisi. Hele bencilliğin, çıkarcılığın, vurdumduymazlığın doruğa çıktığı günümüzde.

İyimser olmak ve umudu büyütmek adına, kentimizde güzel şeyler de oluyor. Her alanda Söke’nin sorunları tartışılıyor, geleceği kurgulanıyor. Bu bile suskunluktan iyidir.

Kültür etkinlikleri bir kentin sosyal gelişiminin kilometre taşlarıdır. Sessiz sedasız da olsa bir çalışmayı gözlemliyorum bir süredir. Bir grup genç başlatılan yeni bir oluşumla kentimizdeki tiyatro çalışmalarına bir ivme kazandıracak gibi görünüyor. Murat Bozkurt ve V.Vedat Yeşiltepe arkadaşlarımızın önderliğinde iki ay önce başlatılan çalışmalar meyvelerini vermeye başlayacak gibi. 17.01.2013

(Bu arkadaşlarımızın başarılarını - her geçen gün biraz daha çıtayı yükselterek- Söke Kent Belleğine dokuduklarını gördük, hatta yakın gelecekte ilçe sınırlarına taşan başarılarına da tanık olacağız gibi. )

*

(…)  Heykeller bir kentin sessiz tanıklarıdır. Onlar yakınmadan; yaz kış, sıcak soğuk, yağmur çamur demeden bulundukları yerin eksikliklerini tamamlarlar. Geçmişi günümüze taşıyarak o günlerin tanıklarını yeni kuşaklarla buluşturmaları, yeryüzü kentlerinin çağdaş özelliklerinden birisidir. Roma, Paris, Viyana yüzyıllardan beri korudukları sanat abidesi eski yapıları ve heykelleriyle bir çekim merkezidir. Yeryüzünün yedi harikasını koruyamamış kuşakların utancını açıkçası ben de yüreğimde hissediyorum. Bazı olguların yinelenmeleri ilkleri denli değerli olmuyor. Yedi harika yeniden belirlendi ama yeryüzü güzelliklerini yerle bir etme sabıklığını üzerinde taşıyan ABD üç yeni harikaya sahip olsa da bir anlam ifade etmiyor. İnsanlığın yüzkarası Hiroşima’nın günahını boynunda bir kolye gibi taşıyacak sonsuza dek.               

Her ülkede olduğu gibi kurtarıcı ve kurucularının heykelleriyle gelecek kuşaklara geçmişi taşıma geleneği,  büyük kurtarıcımızın görkemli heykelleri ile ülkemizde de sürüyor. Büyük bir köy görünümünden kurtarılıp, marka kenti olmasını hasretle düşlediğimiz Söke’miz içinde  bu konuda yapılabileceklerin pek de güç olmadığını düşünüyorum. Homeros’tan Thales’e, Herodot’tan  Pisagor’a yaşamış bilim insanlarının heykellerini kentin belli noktalarına yerleştirmek Söke’ye evrensel bir boyut kazandıracaktır. Bir de Cumhuriyet meydanına bir saat kulesi ve görkemli bir barış heykeli yakışacaktır diye düşünüyorum. 15.02.2013

*

(Kentimizde yenilenen Cumhuriyet alanındaki “Ata” heykeli görkemiyle alana uydu diyebiliriz. Umuyorum yeni dönemde büyük kentin metropolü olma adayı Söke’miz için yöremizde yaşamış bilim insanlarının heykelleri de caddelerimiz parklarımızı süsleyecektir.)                                                        

 (…) Biz büyürken, yaşam hızla değişti ve gelişti. Pazar yerleriyle, kasaba dükkanlarıyla tanıştık. Hızla kayıp giden zaman bizi bu yaşlara getirirken, marketler,süper marketler ve alışveriş merkezleri hayatımıza girdi. Kentlerin merkezi yerlerinde iş-hanları, pasajlarda işyerleri ve hizmet büroları çoğaldı. Esnaflar, avukatlar, doktorlar vb. hizmet alanları için pasajlar cazip yerler haline geldi. Bu insanlar ,için de çok kolaylıklar getirdi. Bir pasaja giriyorsunuz; matbaa işlerinizi, giyecek ihtiyaçlarınızı karşılıyorsunuz ve pasaj kafesinde yorgunluk kahvesini içiyorsunuz.

Söke’mize gelince. Pasaj kültürünün pek yerleşmemiş olduğunu gözlemliyorum, bir “KENT GÖNÜLLܒsü olarak. Kent mekanları gözlemlerimi zaman zaman sevgili okurlarımla paylaşıyorum. Hemen hemen bir vesileyle uğradığım tüm Söke pasajları unutulmuş, terk edilmiş hissi uyandırdı bende. Oysa bulunduğu konum ve işlevsellikleriyle önemli konukları barındıran pasajların daha bakımlı ve canlı olması gerektiğini düşünüyorum.

Zamanımın büyük bölümünü geçirdiğim İstasyon Caddesi üzerindeki “Grand Bazaar” pasajı, havuz başında keyifle kitaplarımı okuduğum, yazılarımı kaleme aldığım “Bedesten” bazı eksikliklerine rağmen konuklarını özenle ağırlayan ve bulundukları yerde yaşama kalite katan iki pasaj.

  Önemli diğer pasajlar biraz daha özen ve bakım gerektiriyor bence. Aydınlatma ve temizlik konusunda çaba bekliyor. İçinde, kentin sosyal yaşamında önemli yeri bulunan siyasi partilerimizi ve sivil toplum kuruluşlarını barındıran bu pasajlarımızın biraz bakıma gereksinimi var gibi diye düşünüyorum.

21.02.2013

(Pasajlarımızda hatırı sayılır gelişmeler ve yenileşmeler olmakla birlikte, esnafımız ülke genelindeki gidişattan payını alır durumda görünüyor ve yakınmalar sürüyor. Yerel anlamda, belediyemizce düzenlenecek “GÜZ ALIŞVERİŞ PANAYIRI”  ve “ BAHAR ALIŞVERİŞ PANAYIRI”  gibi etkinliklerle esnafımızı  bir nebze olsun canlandırabiliriz diye düşünüyorum. Elbette büyüklerimiz daha iyisini bilir.)

Önceki ve Sonraki Yazılar