• BIST 104.697
  • Altın 146,590
  • Dolar 3,4725
  • Euro 4,1668
  • Aydın 37 °C
  • İzmir 35 °C
  • Büyükşehir ile sahiller pırıl pırıl
  • KİMLİKLERİNİ AÇIKLA HAŞMET
  • CHP'li BELEDİYELER SUÇLUYSA...
  • Büyükşehir ile sahiller pırıl pırıl
  • KİMLİKLERİNİ AÇIKLA HAŞMET
  • CHP'li BELEDİYELER SUÇLUYSA...

BEN ONURSUZUM(!) SİZ ONURLUSUNUZ(!) ÖYLE Mİ?

DURMUŞ  TUNA

Kardeşlerimle birlikte gözümüzü açtık, Bülent Ecevit'i bildik. Rahmetli Ecevit, rahmetli babamın siyasette vaz geçilmeziydi. Babam 2001 yılında vefat ettikten sonra seçimlerde annemin aklını çelmeye çalışsak, "Babanız Ecevit'i çok seviyordu" diyerek bizi sustururdu. İkna olmuş görünse de bilirdik ki, mühürü ak güvercine basmıştır. 
"Babamızın partisi" olarak tanıdığımız DSP'yi de Ecevit'i de çocuk yaşta sevmiş ve benimsemiştik.
Ecevit'in Kıbrıs Harekatı'ndaki kararlı çıkışı ve orada Türklere uygulanan katliama "dur!" demesi toplum üzerinde müthiş bir etki ve bağlılık oluşturmuştu. Bundan çocuk yaşta biz de etkilendik.
Hiç unutmam…
70'li yıllardı. Söke'de Demokrat Parti (DP) yani Süleyman Demirel'in kır atı iktidardı. Belediye Başkanı Metin Çelikez'di. Çelikez yönetimindeki Söke Belediyesi'nin Öğretmen evleri ve Bağ-Kur evleri konut projeleri Söke'de heyecan yaratıyordu. Herkes bir şekilde projelere dahil olmaya çalışıyordu. Dar gelirliye yönelik proje annemi çok sevindirmişti. Evimiz olsun istiyorduk. Babamı sürekli teşvik ediyorduk ama ortada bir sorun vardı. Sorun bugünün kronik sorunu bizdensin, bizden değilsin kavgasıydı. Babam fırın işçisiydi. Gece çalışır, gündüz dinlenirdi. Bir gün yine bir yerlerde miting vardır ve babam uykusundan feragat etmiş, Abdullah dayımla birlikte kamyonun üstüne çıkmış ve Ecevit'in fotoğrafının olduğu bayrağı sallamaktadır. Dedim ya! O zamanlarda da fişleme revaçtaydı. Söke Belediyesi'nde zabıta olarak çalışan komşumuz rahmetli Hasan amca, babamın mitinge gideceğini öğrenmiş ve hemen mitin alanına gitmiş. Hasan amcam Demokrat Parti'li idi. Kesseniz Süleyman Demirel'den vazgeçmezdi. Aynı sokakta hatta aynı irimde kapı komşusuyduk. Hasan amca bakmış ki, babam yine kamyonun üstündedir. Babama, "Tacettin, in o kamyonun üstünden!" diye bağırmaya başlar. "Çocuklarını, karını düşün" dese de bir türlü ikna edemez.
Sonuçta solcu olarak fişlenen babam düşüncelerinden taviz vermedi ve konut projelerine dahil olamadı. Komşumuz Hasan amcam kendisine kızıp, söylendiğinde; "Onursuzca ev sahibi olacağıma, onurumla kirada oturayım daha iyi" derdi.
İşte Fatih Gürer efendi! ben onuru çocuk yaşta böyle gördüm, böyle bildim. Ben ve kardeşlerim; onuru, haysiyeti böyle bir babadan ve böyle bir adamın karısından öğrendik.
Nitekim, babamın dediği gibi de oldu! Bu dünyadan çok istemesine rağmen ev sahibi olamadan göç eyledi gitti. Ama onursuzca yaşamadı ve yaşatmadı. Dilerim Cennet mekanında nur içinde yatıyordur şimdi. 
İşte böyle siyasi görüşü olan bir ailenn mensubuyum. Hiç bir zaman sağcı olamadım. MHP dışında sağ partiye oyum nasip değildir. Kendimi hep sosyal demokrat bir kişi olarak gördüm ve sol partilere yayın olarak çok hizmet verdim ama hiç sol bir partiye üyeliğim nasip olmadı.
Basın mensubunun siyasi partisi olmaz düşüncesiyle harket ederken, ilk siyasi parti üyeliğim de ne ilginçtir ki, Demokrat Türkiye Partisi (DTP) olmuştu. 1991 yılıydı ve rahmetli Kemal Koyuncuoğlu'nun iş yerindeydik. Partinin işlerini yürüten Meftun Bey'i telefonla aradı ve bir tane üye formu getirmesini istedi. Bürosunda 4 kişiydik. Üye formu gelince bana verdi ve emrederek, "Evlat bunu doldur" dedi ve beni süzmeye başladı. Çok zeki bir adamdı, beni de çok severdi. Buram, buram terleyerek, "Kemal amcam, ben gazetecilik yapıyorum. Bir siyasi partiye üye olmam doğru olur mu ki!.." desem de, "Doldur sen ya! Asıl gazeteciler siyaset yapar. Siz fikir üreten insanlarsınız. Siz siyaset yapmayacaksınız da kim yapacak! Bak, bugünkü yazın siyasi. Demek ki siyaset yapıyorsun" diyerek beni ikna etti. Çok sevdiğim, değer verdiğim ve “amca” diye hitap ettiğim Kemal Koyuncuoğlu sayesinde siyasete sağ bir partiden resmen adım atmış oldum. 
Sonrasın da bir kez daha sağ parti üyeliğim vuku buldu. 2012 yılıydı ve beyefendi kişliğini hep taktir ettiğim Namık Yıldırım AK Parti Söke İlçe Başkanı seçilmişti. Parti'de muhabbet ediyorduk ve bir anda AK Parti üyesi oluverdim. 2013 yılı başlarından görevden alınmasıyla da benim için o defter kapanmıştı. Bu kısa zamanda AK Parti Söke İlçe Başkanlığı için adım gündeme geldiği doğrudur. Sadık Atay'ın başkanlığındaki Aydın İl Yönetiminin benimle mülakat yaptığı da doğrudur. İl yönetiminin adaylık dosyamı AK Parti Genel Merkezi'ne gönderdiği de doğrudur. Doğru olmayan bir şey var, o da benim mülakat için Ankara'ya gittiğim koskoca bir yalandır. Ben bu görevi yapamayacağımı o günkü AK Parti il yönetimine beyan etmeme rağmen dosyam Ankara'ya gönderilmiştir. Bu da benim için onur verici bir durumdu. Bu kadar kısa süre de böyle bir göreve lâyık görülmem ve adımın Ankara'ya önerilmesi benim için iyi bir gelişmeydi. Bir çok kişi bu görev için birbirini yerken, teşekkür ettim ve affımı istedim. Değerlendirmesini kamuoyuna bırakıyorum.
Bir kez bile oy atmadığım AK Parti'deki üyeliğim; 2014 yılı Şubat ayında Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nu açık, açık desteklemeye başlamamla birlikte her şekilde bitmiştir. Bunu dünya alem gördü ama bazı gören gözler bir türlü görmek istemedi. Zaman içerisinde yaptığım haberler ve köşe yazılarında AK Parti aleyhtarlığım ayan-beyandır. Bu özelliğimi bu kişilerin gözlerine adeta soktum, soktum. Buna rağmen bazı art niyetli kişiler; AK Partili olduğum pilavını ısıtıp, ısıtıp özellikle Aydın BŞB Başkanı Özlem Çerçioğlu'na servis yapmaya çalışıyorlar. Bu kişilere geçtiğimiz gün öyle bir kişi dahil oldu ki, az daha küçük dilimi yutacaktım. Küçük hesaplar kervanına, AK Parti Söke İlçe Başkanı Fatih Gürer'de dahil oldu. 
Sosyal medya üzerinden "Sen CHP'li misin?" diye sordu.
Sonra da, onurlu bir insan olsam istifa edermişim şeklinde bir ifade kullandı. 
Besleme yakıştırmasında bulundu.
Ahmet Kaya'nın şarkısından alıntılar yaparak; üretme kabızı, sanat hırsızı gibi sözler sarfetmiş.
Yazısının sonuna da, "kendini gazeteci diye tabir eden biri için ne acınası bir durum… Yazık.." deyivermiş.
Ey, AK Parti'nin siyaset çömezi!
Ey, sosyal medya kuşu!
Ey, bir dediği bir dediğini tutmayan AK Parti'nin gelmiş geçmiş en başarısız Söke İlçe Başkanı!
Ey, çelişkiler yumağı Fatih Gürer...
Ortada bir onursuzluk varsa onu bende değil, kendinde arayacaksın!!!
2014 yılı Şubat ayından beri; mensubu olduğun parti ve milletvekilleri hakkında ve de gerek 2014 belediye başkanlığı gerekse 2015 milletveki seçimlerinde adaylarınızla ilgili sayısız olumsuz haberler yapan ben istifa dilekçesi göndermediğim için onursuzum da sen beni ihraç etmediğin için onur ve haysiyet sahibisin öyle mi?
Vay abime benim…
Madem ki, saydığın bir sürü olumsuzluk bende mevcuttu da neden onurlu davranıp beni disiplin kuruluna sevk etmedin?
Benim AK Partiliğimin; yayın yoluyla partine yönelik eylemlerim sonucunda kağıt üzerinden bile silindiğini hatta kazındığını gördüğün halde neden haysiyetli davranıp ihraç etmedin?
Üretme kabızı ve sanat hırsızı olduğum yönündeki iddiaların da çelişkiler yumağı olduğunun kanıtıdır. Bilgisayarın başına geçtiğini ve yazdığım yazıyı yani ürünü üç kez okuduğunu belirtmişsin. Gazetecilerin ürünü yaptıkları haberleri ve köşe yazılarıdır. İyi bir okuyucum olduğunu görmek beni sevindirdi. Ben bile kendi yazımı bir kez yazarken, bir kez de yayına verirken olmak üzere iki kez okuyorum. Üç kez okumuyorum Fatih Bey! 
Sanat hırsızı olduğumu iddia etmişsin!!! Pes diyorum bir de gece iyi örtün demek istiyorum. İyi örtün Fatihciğim iyi örtün. Bir yerlerin açıkta kalmasın, yaz günü çok üşütüyorsun demek ki…
Beslemeliğim konusuna gelince!
Daha dün Aydın BŞB'nin bir ihalesine teklif verdim. Zarflar açıldı ve aynı fiyatı veren TEDMAR isimli iki firma çekiştik. İkinci teklifte 49 bin 572 TL.'lik ve en uygun fiyatı vererek kazandım. Geçtiğimiz aylardan birinde, ASKİ'nin bir ihalesine teklif verdim ve evrak eksikliği nedeniyle alabileceğim işi kaçırdım ve İstanbul'dan bir firma kazandı ihaleyi. Demek ki, hak eden alıyormuş, imtiyazlı değilmişim gördün mü bak! Yine 50 bin adet gazete ihalesini bütün matbaalar teklif verdik ve onu da ben kazandım. Bundan önceki iki ihaleyi ise; İtimat Ofset (30 bin adet) ve Başkar Ofset (10 bin adet) kazanmıştı. Geçenlerde Aydın BŞB'ye yönelik çıkardığım bir gazetemden satın alma yapıldı. Ulusal gazeteler Milliyet, Hürriyet vs. ve yerel gazeteler Denge, Ses vs.'de olduğu gibi. Yani imada bulunduğun gibi sadece bana mahsus bir uygulama değil. Sizin AK Parti olarak yandaş senin tabirinle besleme gazeteleriniz Yeni Asır, Sabah ve Yeni Akit vs.'de yaptığınız gibi yani! Sizin hortumladığınız gibi bize hortumlama yapılmıyor Fatih efendi. Gazeteciliğimizin yanında matbaa işletmeciliği de yapmaktayız. İşletmemizin ayakta kalabilmesi için ihalelere katılıyoruz. Söke'deki büyük çaplı bazı fabrikalarla uzun yıllardır iş yapıyoruz. Allah'a şükür 10 sigortalı çalışanımızla sektörde iyi bir şekilde faaliyet gösteriyoruz.
Sorunun cevabını verdim. Tatmin oldun veya olmadın, bundan sonrası artık senin bileceğin bir iş. O vakit, tatmin olmak için başka bir yol deneyeceksin! İstersen bilgi edinme yasasından faydalanabilirsin. Aydın BŞB'nin ve ASKİ'nin kaç ihalesine girmişim, kaçını kazanmış veya kaybetmişim öğrenebilirsin. Bazı geri zekalıların çamur atmaya çalışmaları gibi boş konuşmuş ta olmazsın.
Şimdi sen benim sorularıma cevap ver bakalım!
1- Bir yerlerden beslenen, besleme bir insan mısınız?
Bu soruyu sormak zorundayım, çünkü kendinize ait avukatlık büronuz olmadığı ve bir kişinin yanında sigortalı çalışan avukat olduğunuz iddia ediliyor. Ben bu iddiaya itibar etmek istemiyorum. Kendi işinizin sahibi ve kazancınızla AK Parti Söke İlçe Başkanlığı görevini kimseye muhtaç olmadan yapabilecek durumda olduğunuza inanmak istiyorum.
2- Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından, Aydın 3. sıradan milletvekili adayı gösterilen Zeynep Karahan Uslu'ya kurulduğu iddia edilen komplo da yer aldınız mı? 
3- Bakan olabilecek isimler arasında adı geçen, AK Parti'nin yanısıra Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun da avukatlığını yapan 2. sıra adayınız Abdurrahman Öz ve Zeynep Karahan Uslu arasında tercih yapıp, seçim çalışmalarını buna göre şekillendirip, yönlendirdiniz mi?
4- Zeynep Karahan Uslu'nun Bakan olabilecek en güçlü aday olması nedeniyle, Abdurrahman Öz'ün önünün açılması için gözden çıkarıldığı ve basına her türlü olumsuz bilgi akışının partinizden yapıldıgı konusunda ne kadar bilgi sahibisiniz?
5- Zeynep Karahan Uslu'nun kardeşi pkk'nın dağ kadrosunda haberi basına nasıl sızmıştır? MHP'nin milletvekili adaylarına ve Nazilli İlçe Başkanına Davutlar'da bu yönde soru soran ve bu haberin cd'sini Aydın yerel televizyonuna benimle birlikte götürüp, teslim eden kimdir? Bu kişinin karısı, sizin başkanı olduğunuz yönetim kurulunda üye midir?
6- 7 Haziran milletvekilliği seçimi sonrasında, Zeynep Karahan Uslu ile ilgili bu iddiaları ve kumpas söylentilerini açıkladığım 29 Mayıs tarihli yazım üzerine ne gibi bir işlem yaptınız? Hiç bir işlem yapmadıysanız neden yapmadınız? Bu davranışınızın adına sümen altı denilmez mi?
Size son sorum Fatih Bey!!!
Ben dün itibariyle, hiç bir gerek kalmamasına rağmen, sizin ve bazı soytarıların ağzını kapatmak için bir adım attım. Bir kağıt parçasından ibaret olan istifa dilekçemi bir yönetim kurulu üyenize imza karşılığı teslim ettim.
Peki tüm bu iddialar ve gözle görülür ihmaliniz nedeniyle, siz onurlu bir şekilde istifa etmeyi düşünüyor musunuz?
NOT: Sayın Gürer dün beni telefonla arayıp, haberde kullandığım Abdurrahman Öz ile çekilmiş selfie'yi yayından çekmemi rica etti. Aşırı samimi bir görüntüden ibaret olan bu fotoğraf Gürer'i neden rahatsız etti acaba!!!

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1995 Gerçek Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 256 513 25 27 | Faks : 0256 513 08 46 | Haber Scripti: CM Bilişim