• BIST 109.666
  • Altın 156,594
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • Aydın 8 °C
  • İzmir 7 °C
  • Büyükşehir ile sahiller pırıl pırıl
  • KİMLİKLERİNİ AÇIKLA HAŞMET
  • CHP'li BELEDİYELER SUÇLUYSA...
  • Büyükşehir ile sahiller pırıl pırıl
  • KİMLİKLERİNİ AÇIKLA HAŞMET
  • CHP'li BELEDİYELER SUÇLUYSA...

BİZ NEDEN SU ÜRÜNLERİ FAKÜLTESİ ÜZERİNDE DURUYORUZ?

E. TURGUT TEKİN

 

 

Söke ve çevresinde sulak alanlar oldukça çoktur. Büyük Menderes Irmağı Deltası ve Halici Söke Kıyıları’nda bulunmaktadır. Bafa Gölü gibi çok önemli bir lagün gölüne sahiptir. Ayrıca Aydın ili kıyılarının merkezinde bulunuyor. Böyle doğal kaynaklar yer yüzünde fazla yoktur. Böyle kaynakları bilim ve teknolojinin verileri ile yeniden ele almak işlemek zorundayız. Yoksa bu doğal kaynaklarımız kısa sürede ölecek ve ölü bataklıklar haline gelecektir.

Akarsu haliçleri dünyanın her yerinde doğal akvaryumdurlar. Her türlü balık bu sığ ve besince zengin olan haliçlere yumurta atar ve yavrular, burada hayat bulur ve büyümeye başlarlar. Burada doğan balıklar bakım ve himaye ister. Yabancı düşmanlardan özellikle yavru avcısı insanlardan korunmak ister. Ne yazık ki bizim bu kaynağımız sahipsiz ve yavru avcılarının insafına terk edilmiştir. İlkel yöntemlerle avlanan balıklar çok ucuz fiyatlarla bu yavru alıcılarına satılarak, balık üretme göletlerine götürülüyor. Oralarda yine ilkel ve bilinçsiz yöntemlerle beslenmeye başlıyor. İşi bilmeyen ilmini okumamış olan bu insanlar çok büyük ve önemli olan bu kaynağı öldürüyorlar. Bundan sonrada denizlerimizde balık yok diye ağlıyoruz. Biz “SU ÜRÜNLERİ FAKÜLTESİNİ BU DOĞAL KAYNAKLARIMIZI KORUSUN, BİLİMSEL YÖNTEMLERLE İŞLETSİN, YÖRE İNSANINA VE TÜRK EKONOMİSİNE DESTEK VE KATKI SAĞLASIN DİYE İSTİYORUZ. Bu durumdan haberi olmayanlar, çevrenin doğal potansiyel kaynaklarını incelememiş olanlar akıllarınca ahkam kesiyorlar, “BURADA SU ÜRÜNLERİ FAKÜLTESİ OLMAZ. ISPARTA’DA VE İZMİR’DE VAR. ÖĞRENCİ İSTEMİYOR. SİZ EN İYİSİ GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ İSTEYİN. İLETİŞİM FAKÜLTESİ İSTEYİN” diye akıl veriyorlar. Farz edin ki bir “GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ KURDUNUZ” Bu fakülteler  uygulamalı bilimlerdir ve Söke’de bunlarla ilgili özel atölyeleri ve öğretim üyelerini nasıl bulacaksınız. Bir Hüseyin Kılıçkan’ı düşünün, İstanbul’dan kalkıp ta Söke’ye gelir mi? Adam en az beş altı yayınevine afiş ve resim yapıyor.

Söke’de yapılan sanat yapıtları ile ilgili bir sergi açarsanız kaç kişi bu işle ilgilenir ve bu göz nuru yapıtların kaç tanesi satılıp ta paraya dönüşür. Söke’de bu fakültenin kullanacağı araç ve gereci nereden bulacaksınız? Ya uygulama alanları var mı? Bence atmasyon ve fasarya aldatması. Söke’deki “GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ’NİN, SÖKE HALKINA ÖRNEK OLMASI VE EKONOMİK DEĞERLER KAZANDIRMASI, DOĞAL DEĞERLERİ VE KAYNAKLARI KORUYUP İŞLETMESİ YÖNÜNÜDEN NE GİBİ YARARLARI OLACAKTIR?

İşe sadece kısa süreli olarak değil de uzun vadeli ve geniş çaplı bakmak gerekiyor. Fakülteyi, öğrencilerin bırakacağı beş on kuruş için değil de gerçekten çevreye yararlı olacağı için kurmak gerekiyor. Ben yıllardır su ürünleri fakültesinin kurulmasını savunuyorum. Rahmetli Behzat Selçuk 70 yaşında su ürünleri Fakültesini bitirdi. Ona okula başladığı yıllarda sordum:

- Ağabey, bu merak size nereden geldi? Rahmetli nükteli şaka dolu bir insandı. Gülerek,yanıtladı:

-Hoca yaşlandık, gençler arasında gençleşiriz diye fakülteye kayıt oldum. Ama sen bu palavraya inanmazsın neden olduğumu anlatayım. Ben anlatayım sende yaz. Zaten hocalarla bu konuları tartışıyoruz. Bana uyanıklar ne diyor biliyor musun? Diyorlar ki; Behzat Baba, bu söylediklerin bize yazarak rapor etsene. Uyanıklara bak, kendileri teşrif edip araştırmıyor benden hazır ve denenmiş bilgileri istiyorlar. Sana bir sır vereyim mi zaten hayatları hazırcılık ve kopyacılık kendilerinin üretip, araştırıp ortaya koydukları bir şeyleri yok. Bizim Hüseyin Bey’in işçileri kadar adamların bilgileri yok. Yazık ben oraya bir şeyler öğrenmeye gitmiştim, ama bir şeyler öğretip geldim. Dekan bana fahri hocalık teklif etti kabul etmedim. Kendimi yeterince övdüm. Şimdi nedene geliyorum. Ama eline kalem kağıt al. Al yaz bel ki bir gün sana veya Söke’ye gerekli olur. Elime kağıdı, kalemi aldım. Söylediklerini yazmaya başladım. Rahmetli yaz dedi, bende yazdım:

1) Söke’de sulak alanlar çoktur. Büyük Menderes, Bafa Gölü, Karina Lagünleri, Ege Denizi kıyıları. Benim gençlik yıllarımda Menderes’ten 15 kiloluk sazanlar çıkardı. Biz bu balıkları ızgara yapardık. Şimdi böyle balıklar yakalamayı bırakın düşünmesi bile hayal oldu. Böyle zengin bir protein kaynağına ne oldu da yok oldu?

2)Büyük Menderes Irmağı sahipsizlikten, denetimsizlikten acımasızca kirletiliyor. Havzaya kurulan sanayilerin arıtımsız atıkları, tarım ilaçlarının ve suni gübrelerin sulama yoluyla menderese akıp kirletmelerine kim dur diyecek? Bunları yapanları kimler uyarıp eğitecek. Doğayı ve hayatın kaynağı olan sularımımızı insafsızca kirletenleri kimler durduracak? İşte bu iki soruya bilimsel yanıt aramak üzere Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’ne kayıt oldum ve Su Ürünleri Mühendisi oldum. Diyeceksin ki umduğunu buldun mu? Ya da egoların tatmin ettin mi? Yanıtım asla. Ne umduğumu ve nede aradığımı  bulamadım.

Adamlar, ABD VE ALMANYA’da yapılan araştırmaları ve benzerleri çevirmişler derste okutuyorlar. Bafa Gölü’nü, Büyük Menderes’i soruyurum bilgileri yok. Banane Kolarado Irmağı’nın özelliklerinden KOSTANS Gölü beni ne alakadar eder? Bana Büyük Menderes ve havzası gerek. Büyük Menderes neden ölüyor? ON BEŞ KİLOLUK O KOCA SAZANLARA NE OLDU? diye sorduğum kürsü yetkilisi bana; ARAŞTIRMAYA DEĞER BİR KONU. Behzat bey bu konuları araştır da bize rapor et” diyen kürsüden ne öğrenirsin? Araştırılmamış, literatüre geçmemiş, düzenli ölçüler yapılmamış bir konu hakkında umduğunu bulabilir misin? Üç hocamı davet edip, çiftliğime getirdim, konuk ettim. Büyük Menderes Irmağı’nı, Bafa Gölü’nü, Karina Lagünleri’ni, Ege denizi Kıyılarını gezdirdim. Sakız Burnu Daliyanı’na götürüp sistemi anlattım ve orada levrek ve kefal yedirdim. Adamlar şaşırdılar ve dediler ki: “BİZDE FAKÜLTELER FAKÜLTE VARDIR DİYE KURULUYOR VE KURULURKEN UZMANLARIN GÖRÜŞÜ ALINMIYOR. BURADA BU DOĞAL ÇEVRE VE KAYNAKLAR VARKEN OLMAYAN YERLERE NEDEN KURULUYOR? BU IRMAĞI, BU DOĞAL ÇEVREYİ KORUYUP, BİLİMSEL DEĞERLER VE ARAŞTIRMALARLA YENİDEN HAYATA KAVUŞTURACAK ÇOK YÖNLÜ VE YETKİLİ BİR SU ÜRÜNLERİ FAKÜLTESİ İLE SULARIMIZI KORUYAN SU REJİMLERİNİ İŞLEYEN BİR FAKÜLTEYE SÖKE’DE ACİLEN GEREK VARDIR.”dediler. Gel sen bunu bizim her şeyi bilmiş Sökeli’ye anlat. İşte Hoca ben bunları öğrenip Sökeli’ye anlatmak için 70 yaşımda “SU ÜRÜNLERİ FAKÜLTESİNİ BİTİRDİM.” Bu notları sakla sen gazetecisin bir gün belki gerekir.

Sanki bu günler rahmetlinin kalbine doğmuştu. Çınarlı Kahve’nin yanında benim kitap-kırtasiye dükkanım onunda Bizim Süt adlı dükkanı vardı. Rahmetli ile dükkanın önünde oturur sohbet ederdik. Aydın ileri görüşlü ve aynı zamanda şakacı bir adamdı. Ruhu şad olsun. Bu vesile ile ahrete göçmüş bir ağabeyimizi de bu nedenle andık. Acaba, bize su ürünlerini istemeyin diyen bilgiçin bu konulardan haberi var mıdır?

Bizden yazıp uyarması. Her söze kulak vermeyin. Söke’ye uygun ve çevreye de yararlı olacak, hayat verecek bir fakülteyi kurun. Bu da tek kelime ile su ürünleri ve sulak alanları koruma değerlendirme ile ilgili fakülteler ile olur.

Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1995 Gerçek Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 736 54 81 | Faks : 0 532 736 54 81 | Haber Scripti: CM Bilişim