• BIST 104.697
  • Altın 146,590
  • Dolar 3,4725
  • Euro 4,1668
  • Aydın 37 °C
  • İzmir 35 °C
  • Büyükşehir ile sahiller pırıl pırıl
  • KİMLİKLERİNİ AÇIKLA HAŞMET
  • CHP'li BELEDİYELER SUÇLUYSA...
  • Büyükşehir ile sahiller pırıl pırıl
  • KİMLİKLERİNİ AÇIKLA HAŞMET
  • CHP'li BELEDİYELER SUÇLUYSA...

ÇEK... BİR SADE KAHVE!

FARUK HAKSAL

 

Cumhurbaşkanımız esiyor, gürlüyor:

  • Halk yeni bir anayasa istiyor.

Ama halk –aslında- şu andaki anayasayı da zaten pek bilmiyor…

Hele hele şu anda bizi yönetenlerin kafalarındaki yedi tilkiden birisi olan yeni anayasa muammasını hiç mi hiç bilmiyor…

Böylece sayın halkımız, hiç bilmediği bir şeyi istemiş oluyor ve bu rejimin de adı, cumhuriyet oluyor; yani halk yönetimi…

Esip, gürleyen nutuklarda sık sık da milli iradeden söz ediyor, muhterem Cumhurbaşkanımız.

Yani… Milletvekillerimiz, işte bu milli iradenin temsilcileri olarak TBMM’deki koltuklarına kurulup oturuyorlar.

Yüksek maaşlar alıyorlar.

TBMM lokantasında sudan ucuz yemekleri yiyor, her türlü akçalı indirimlerden yararlanıp, avantajlı işlerde ön-alım haklarını kullanıyorlar…

Derken… Diyelim ki, bir dahaki dönem seçilemediler…

Vah yazık… Ama ne oluyor sanıyorsunuz?

Ölünceye kadar… Yani, “kaydı hayat şartı ile” maaşlarını [aynen] cüzdanlarına yerleştirebiliyorlar. Yasa böyle ve bu yasayı onlar çıkarttılar milli irade ayaklarıyla, işte böyle… Demek ki öyle!

Ama asla temsil ettikleri halk-iradesi adına görüşlerini özgürce ortaya koyup, özgürce oy kullanamıyorlar…

Çünkü, AKP milletvekillerinin oyları Cumhurbaşkanı’na ipoteklidir.

Çünkü, CHP milletvekillerinin oyları genel başkanlarının çizgisindedir.

Çünkü, MHP milletvekillerinin oyları, Başbuğ-vekili Devlet beyin emrine amadedir.

Bu üç partinin dışındaki siyasi örgütlerin temsilcilerine ise, zaten millet vekalet vermemiştir; özgür görüşleri belki de vardır ama, oyları yoktur.

İşte böyle bir halk idaresi ile yönetilmektedir bu ülke…

Bu rejimin adı “demokrasi”dir.

…Ve bu tuhaf demokrasi, daha ileri götürülmekte, daha da derinleştirilmek istenmektedir… Böylece bazılarına göre, özgür düşünceyi ileri sürme imkânına daha kalın kelepçeler takılmanın planları yapılmaktadır.

Şu anda gündemdeki siyasi tartışmanın özü budur:

  • Özgür düşünceye vurulan kelepçe böyle mi kalsın; yoksa daha da mı kalınlaştırılsın; derinleştirilip. koyulaştırılsın.

Yakın bir gelecekte önümüze getirilecek olan referandum sandığında atılacak oylar bu seçeneklerden birisini “yasa”laştıracaktır.

İşte bütün mesele budur…

O dev adamın söylemi ile;

  • Olmak ya da olmamak… İşte bütün mesele!

Benim kahvem sade olsun; peki ya sizinki?

Yoksa orta-şekerli mi?..

 

www.haksal.av.tr

@farukhaksal42

www.soruyusormak.com

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1995 Gerçek Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 256 513 25 27 | Faks : 0256 513 08 46 | Haber Scripti: CM Bilişim