• BIST 105.324
  • Altın 146,596
  • Dolar 3,4727
  • Euro 4,1687
  • Aydın 24 °C
  • İzmir 20 °C
  • Büyükşehir ile sahiller pırıl pırıl
  • KİMLİKLERİNİ AÇIKLA HAŞMET
  • CHP'li BELEDİYELER SUÇLUYSA...
  • Büyükşehir ile sahiller pırıl pırıl
  • KİMLİKLERİNİ AÇIKLA HAŞMET
  • CHP'li BELEDİYELER SUÇLUYSA...

DEMOKRASİ BAYRAĞINA DİKKAT!..

FARUK HAKSAL

 

 

Bir ülke halkının demokrasiden ne anladığı sorusuna verdiği yanıt, o halkın kültür düzeyinin en önemli kriterini oluşturuyor.

Belirli aralıklarla seçim yapılması ve koltuktan Ayşe’nin indirilip yerine Ahmet’in oturtulabilmesi o ülkede demokrasinin tüm unsurları ile var olduğunu göstermez.

Demokrasi, tüm halkın, gerek bireysel olarak ve gerekse katıldığı örgütler aracılığı ile yönetime ortak olmasına [doğrudan katılmasına] olanak tanıyan siyasal rejimdir.

Halk, demokrasinin vitrinini süsleyen sanal bir kavram değildir.

Halk, bireysel ya da örgütsel olarak, ülkenin karar mekanizmaları içinde bilfiil yer almıyorsa; kendi kişisel çıkarını, sınıfsal çıkarlarını ve toplumsal tercihlerini bu mekanizmaların içinde seslendirip, savunamıyorsa, o ülkede gerçek anlamda demokrasinin varlığından –asla- söz edilemez.

En küçücük beldeden en büyük toplumsal yapılanmaya kadar her ünite içinde halk, kendi yaşamını etkileyecek olan siyasal, ekonomik ya da sosyal tercihlerin içinde oy sahibi, söz sahibi ve duruş sergileme hakkının süjesi olmak konumundadır…

Örneğin diyelim ki, bir beldeye ya da yöreye arıtma tesisi inşa edilecek…

Halk, en geniş katılımı ile bu kararın oluşma süreci içinde yer alan aşamalarda yer almak durumundadır.

Arıtma tesisi nereye kurulmalıdır?

Kapasitesi ne olmalıdır?

Ya da bu konuda başka türlü alternatifler söz konusu mudur?

Halk, bu tartışmaların [mutlaka] içinde olmalıdır!

Verilecek kararların vitrininde değil, merkezinde olmalıdır!

Olmuyorsa, o yörede gerçek anlamda demokrasi işlemiyor demektir.

Olamıyorsa, belde halkı, kendi kendisini yönetme becerisinden yoksun, demektir!

Kendi kendisini yönetme hak ve yetkisini, kendi dışındaki güçlere, kişilere, örgütlere “ciro” etmiş… Kendinden geçmiş, demektir!

Kendinden geçmiş bir halkın, belirli aralıklarla sandığa gidip, Mehmet’e ya da Fatma’ya oy kullanması, hiçbir anlam, hiçbir değer ve hiçbir yarar ifade etmez; edemez!..

Halkın meselelere sahip çıkmasının önündeki engellerin en önemlilerinden birisi ise, bizzat demokrasinin içinde yer alan bir yöntem, bir kurnazlık ya da bir fetbazlık örneği olan “demagoji” üslubudur…

Günlük ve beylik yönlendirmeler… Heyecanlı, gösterişli hamasi deyişler, gösteriler… Ve nabza göre şerbet vermek ya da bohçaya istif edilen  “rant”tan [küçüklü büyüklü] ulufeler dağıtmak… Ve bunlar gibi türlü çeşitli yöntemler, taktikler, yalanlar, dolanlar… Evet… İşte bütün bunlar, saydıklarımız ve sayamadıklarımızla birlikte tüm bu yozlaşmış, çürümüş, kokuşmuş örnek ve özellikler… Ve bütün bunların hepsi!..

Bireyin demokrasiden yararlanmasının önüne konan, kişinin demokrasinin olanakları içinde kendisini serbestçe geliştirebilmesini engelleyen etkenler…

Bunların her biri… Ya da hepsi birden…

Evet, işte bütün mesele, demokrasinin tarifinde başlıyor; tanımlamasında bitiyor…

Demokrasinin tanımı içine tuzaklar yerleştirilmesine engel olalım.

Demokrasi bayrağı ile yola çıkarak bu ülkenin temellerini dinamitlemeye kalkışanları iyi teşhis edelim.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1995 Gerçek Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 256 513 25 27 | Faks : 0256 513 08 46 | Haber Scripti: CM Bilişim