• BIST 108.392
  • Altın 143,552
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Aydın 27 °C
  • İzmir 26 °C
  • KİMLİKLERİNİ AÇIKLA HAŞMET
  • CHP'li BELEDİYELER SUÇLUYSA...
  • ABA ALTINDAN SOPA GÖSTERİYOR
  • KİMLİKLERİNİ AÇIKLA HAŞMET
  • CHP'li BELEDİYELER SUÇLUYSA...
  • ABA ALTINDAN SOPA GÖSTERİYOR

Eski eser yağması ve

E. TURGUT TEKİN

Eski eser yağması ve

 

A. Semih Tulay

 

Anımsar mısınız bilmem, 1 Aralık 2000 tarihinde Didim İlçesi Milet Müzesi soyulmuştu. O günlerde Müze Müdürü Ahmet Semih Tulay’dı. Kendisi ile birkaç kere televizyon programı yapmıştım.                   *

 

 Ayrıca Akyeniköy Belediye Başkanlığı’nın yapmış olduğu Girit Gezisi’ne de birlikte katılmıştık. Ayrıca, ikimizin de arkeolojiye olan tutkusu nedeniyle bir ağabey kardeş gibi dost olmuştuk. Bazen ben, onun yanına gider, bazende benim yanıma o gelir, sanattan, edebiyattan söz ederdik. Girit’te Ayas Nikolas kenti tiyatrosunda Prof. Dr. Papadaki, Prof. Dr. Rafet Dinç ve Arkeolog Ahmet Semih Tulay arkeoloji ile ilgili birer konferans verdiler. Bu konferansı o kadar çok güzel anlattılar ki, ondan sonra ülkemize Girit’ten birçok konuk geldi. Burda gelen konuklara Milet’i, Priene’i, Efes’i, Afrodisyas’ı gezdirip tanıttı. Ne yazık ki, hayatını arkeolojiye adamış olan böyle emeği geçmiş bir müze müdürünü nerede ise müzeyi soymakla suçluyorlardı.

 

Ben, o günler ekonomik krizle boğuşuyor, ödeyemediğim çeklerden yargılanıyordum. Bu nedenle onu basında savunamadım. Kendini basın mensubu sanan çok bilmiş bazı kişiler ise onu suçluyorlardı. Böyle sıkıntılı günlerde, ona sahip çıkamadığım için üzgünüm. Fakat ona, “Sen kendini üzme, Allah büyüktür. Hak ve adalet yerini bulur” der, teskin ederdim. Ama Semih’i işlemediği bir suçtan dolayı cezalandırmaları, suçlamaları, bir dağ içindeki volkan lavları, nasıl yakıp kavuruyorsa, onu da öyle zorluyordu. Birgün dayanamadı, bana:

 

- “Hocam, artık dayanma gücüm kalmadı. İçim yanıyor” dediğinde, ona, “Sabret, bu volkanı öyle savur ki, külleri altında onlar yansın!..” dedim

 

Gerçekten de Semih sabretti. Selçuk Müzesi’ne sürdüler, gitti. Orada görev yaparken, “Milet Müzesi’ni soyanların izini sürdü, tek tek yakalatıp adalete teslim etti. Bu yeterli miydi? Asla!..

 

Neden yeterli değildi?

 

Çünkü, Türkiye eski eser yağmacılarının, soyguncularının, hırsızlarının, kaçakçılarının at oynattığı bir hipodrom haline dönmüştü. Gazetelerde şöyle haberleri çok okuduk, “Tarihi eseri çaldılar!” “10 trilyonluk tarihi eser çalındı” Bunun gibi birçok haber yer alıyordu. Müzelerimizi soyanlar, onlara yataklık yapanlar, kapıları açık tutanlar ve hatta koruyanlar kimlerdir? İşte arkadaşımız Ahmet Semih Tulay içindeki vatan ve millet sevgisiyle bu konuya sarılıp, gördüğü, yaşadığı olay ve gerçekleri yansız bir düşünce ve çaba ile ortaya koyduğu “SOYGUN-HIRSIZLIK KAÇAKÇILIK OLAYLARI ve ESKİ ESER YAĞMASI” adlı yapıtıyla anlatıp, onu bir zamanlar yargılamadan suçlandıran dalkavukların suratına, “Alın da gerçekleri görün!” şeklinde fırlattı. Okusun da, nasıl bilmeden bilgiçlik yaptıklarını anlasınlar. Suçsuz bir insanı suçlamanın vicdan azabını yaşasınlar. Vatan sevgisi, koruması işte budur. Ahmet Semih Tulay’ı böyle bir yapıtı ortaya koymasından dolayı kutlar, başarılar dilerim. Bir zamanlar, basın adına ahkam kesenler, okusunda ne hatalar yaptıklarını anlasınlar. Oysa Semih Tulay, onlardan bin kat, hem bilgili, hem yetenekli, hem vatansever ve hem de kalemşordür.

 

Bakın yapıtında yetkililere ve halkımıza nasıl sesleniyor: “Uygarlıklar beşiği yurdumuzun zengin arkeolojik alanları ile tarihi eserleri yüzyıllardır acımasızca yağmalanmıştır. Gerek definecilerin kaçak kazıları, gerekse insanımızın eski eserleri ticari bir nesne olarak görmesi sonucu pek çok eserimiz de yurtdışına götürülmüştür. Günümüzde de süren bu tarihi eser talanının, gerekli önlemler alınmadığı takdirde gelecekte de devam edeceği görülmektedir.

 

Son zamanlarda bu eski eser yağması, müze ve ören yerlerindeki hırsızlıklarla gittikçe genişlemiştir. Müze ve ören yerlerinde artan soygun olaylarının, büyük kentlerimizdeki çok iyi korunan müzelere, örneğin Topkapı Sarayı Müzesi’ne dahi sıçradığı izlenmektedir.”

 

Gerçekten Semih Tulay, Türk Müzeciliğine bu yapıtı hazırlamakla tarihe geçebilecek büyük bir hizmet etmiştir. Ben, Kültür Bakanı olsam, onu ödüllendirir ve bu yapıtını satın alır, bütün müzelere, arkeoloji fakültelerine ve hatta gümrüklere gönderirim.

 

Milet Müzesi soygunu ile ilgili birçok bilgi var. Merak edenler okusunlar. Arkeoloji ve Sanat Yayınları tarafından çıkarılan bu yapıtı 0.212 249 92 26 no.lu telefondan edinebilirsiniz. Şimdi kitaptan bir sayfayı sizlere sunuyorum.                                                             * Devam edecek

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1995 Gerçek Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 256 513 25 27 | Faks : 0256 513 08 46 | Haber Scripti: CM Bilişim