• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Aydın 14 °C
  • İzmir 13 °C
  • Büyükşehir ile sahiller pırıl pırıl
  • KİMLİKLERİNİ AÇIKLA HAŞMET
  • CHP'li BELEDİYELER SUÇLUYSA...
  • Büyükşehir ile sahiller pırıl pırıl
  • KİMLİKLERİNİ AÇIKLA HAŞMET
  • CHP'li BELEDİYELER SUÇLUYSA...

İLKÖĞRETİM DAVAMIZ

E. TURGUT TEKİN

 

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde “İlköğretim mecburi olup, devlet okullarında parasızdır” Devletin vatandaşı olan herkes, bu görevi yapmak zorundadırlar. Bazı vatandaşlarımız kendi kafalarından, “Çocuk benim değil mi? İstersem okuturum, istersem okutmam” deme yetkisine sahip değiller.

Temel Eğitim Yasasında ve 222 sayılı yasada ayrıca Anayasamızda bununla ilgili hükümler vardır. Yasal dayanakları olan ve askerlik gibi kurumlaşmış bu görevi her Türk vatandaşı yerine getirme ile yükümlüdür.

Devletimizin kurucusu Büyük Atatürk der ki:

“İLKÖĞRETİM DAVASI İNSAN OLMAK, MİLLET OLMAK DAVASIDIR. HERKES BU DAVAYA DESTEK OLMALI GÜCÜ ORANINDA KATKI SAĞLAMALIDIR”

Devletimiz, Kurtuluş Savaşı yıllarında bile ilköğretimi ihmal etmemiş, zaman zaman o konu üzerinde bile çalışmıştır. Cumhuriyetten kısa bir süre sonra Eğitim Birliği Yasası’nı çıkararak, eğitimde birlik ve beraberliği sağlamıştır.

Bu dava, öyle basit anmalarla çözülecek davalardan değildir. Bu dava Türkiye’nin önünde çözüm bekleyen en büyük davalardan biridir. Bu dava her geçen gün çıkarcıların elinde yozlaşmaya devam etmektedir.

Bazıları bakanlığın ilk kelimesinde yer alan “Milli” sözcüğüne bile karşılar. Onlar Bakanlığın adının “Eğitim Bakanlığı” olmasını istiyorlar. Oysa “Milli” sözcüğü ve anlamı bizim yapımızda yer almış bir kavramdır. Milli benlik ve varlıklarını koruyamayan uluslar kayıp olmaya kozmopolitleşmeye mahkumlar. Milli duygularını yitiren ulusların yozlaşması, kozmopolitleşmesi kaçınılmaz. Elbet bir gün o akıbete uğrayacaklardır. Bizi, başka uluslardan ayıran en önemli özelliğimiz “Ulusal birlik ve beraberliğimizi” hep birlikte koruyup ve korumaktır. Bu özelliğimizi kayıp ettiğimiz zaman çabuk yıkılıp parçalanırız. Bu nedenle devletimiz ve milletimiz, bu konuya çok önem ve değer vermiştir. Bu nedenle eğitim ve öğretimin ana iskeleti milliyetçilik üzerine kurulmuştur. Bunu bozmaya çalışanlara asla izin ve geçit vermemeliyiz. Verdiğimiz taktirde, işte o zaman Anadolu insanımızı birbirlerine düşürüp düşman ederler. Ülkemizde zaman zaman baş gösteren bazı herekatların asıl gizli amacıda budur. Yani devleti parçalamak için önce milleti parçalayarak düşman guruplara ayırma, sonra da bazı sudan nedenlerle kardeşi kardeşe düşman etme gibi amaçlarını gerçekleştirmeye çalışıyorlar. İşte bu tür art niyet peşinde olanlara asla geçit vermeyeceğiz.

Ulusal birlik ve beraberliğimizi koruyan önlem ve tedbirleri, eğitim ve öğretimin her kademesinde yeteri kadar işleyerek halkımıza ulusal bilinçlenme duygu ve düşüncesini vermek zorundayız. Bu lafla olmaz. Çocuklarımıza okuma alışkanlığı kazandırmak için onlara hediye olarak oyuncak yerine kitap alarak veriniz. Bu armağan hem kalıcı ve hem de anlamlıdır.

Konu ile ilgili olarak bir anımı anımsatacağım: Yirmi beş yaşlarımda genç bir delikanlı olarak Dinar’da öğretmenlik yaparken, Antalya’ da Jandarma Astsubayı olarak görev yapan rahmetli dayım Necmettin Soyak’ı ziyarete giderdim. Dayımın büyük oğlu Erdinç Soyak’a her gidişimde bir kitap alır ve armağan olarak götürürdüm. Çocuk bu kitapları okuyarak kendisine bir kitaplık kurmuştu. Her gidişimde:

-Ağabey, bak kitaplığım çoğalıyor. Ben büyürken beynimde bu kitapların verdiği bilgilerle besleniyor. Bana çikolata ve oyuncak alma ve kitap al diyordu. Onu yanıma alıyor, kitapçılara götürüyor, sevip beğendiği kitapları hiç itiraz etmeden ona alıyordum.

Erdinç girdiği Askeri Lise Sınavını kazandı ve okudu, ŞİMDİ ORDUMUZDA KURMAY VE KDEMLİ ALBAY OLARAK GÖREV YAPIYOR. Her görüştüğümüzde, “Ağabey, sen benim asıl öğretmenimsin. BİLGİYE ULAfiMA YOLLARINI BANA SEN ÖĞRETTİN. EĞER SEN OLMASAYDIN, BANA OKUMA ZEVKİ VE BİLGİYE ULAŞMA YOLLARINI ÖĞRETMESEYDİN, BEN HİÇBİRŞEY OLURDUM” der. Bana ise bu yöntemi Erzincan’da lisede okurken, ASKERİ LİSE EDEBİYAT ÖĞRETMENLERİNDEN BİNBAŞI SUPHİ MARTAĞAN ÖĞRETMİŞTİ. ERDİNÇ HARP OKULUNA GİDİNCE ALBAY SUPHİ MARTAĞANI TANIMIfi VE ONDAN O DA YARARLANMIŞTI.

Demem o ki, ister akrabamız olsun isterse olmasın, gelin bu hafta içinde her çocuğa birer kitap armağan edelim. Evlerimizdeki okunmuş çocuk kitaplarını, atlasları, sözlükleri, diğer yardımcı ve kaynak kitapları atmayalım. Bu kitapları bize getirin biz bunları dağ köylerine ve merkeze uzak olan köylere İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü kanalı ile ulaştıralım.

Bu yolla çok çocuğa ve okula binlerce kitap kazandırdım.

İşte bunu yaptığımız zaman;

“İLKÖĞRETİMİN AMAÇ VE İLKELERİNE UYGUN DAVRANMIŞ VE YİNE İLKÖĞRETİM DAVASININ ANLAM VE ÖNEMİNİ KAVRAMIŞ OLURUZ. ÜLKEMİZE, ÇOUKLARIMIZA VE MİLLETİMİZE HAYIRLI OLSUN.

KİTAP GETİRECEĞİNİZ ADRESİMİZ:

EĞİTİM VE BİLİM KİTAP-KIRTASİYE

DEĞİRMEN CAD.NO:45-SÖKE

TELEFON: 0.256.512 68 52

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1995 Gerçek Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 256 513 25 27 | Faks : 0256 513 08 46 | Haber Scripti: CM Bilişim