• BIST 1.325
  • Altın 456,979
  • Dolar 7,8499
  • Euro 9,4493
  • Aydın 12 °C
  • İzmir 9 °C
  • TOPUKLU EFE SÖKE’DE DUR DURAK BİLMİYOR
  • Jantsa İlk Beşyüzde
  • BÜYÜKŞEHİR SÖKE'DE 10 MAHALLEDE EŞ ZAMANLI ÇALIŞMA YAPIYOR
  • TOPUKLU EFE SÖKE’DE DUR DURAK BİLMİYOR
  • Jantsa İlk Beşyüzde
  • BÜYÜKŞEHİR SÖKE'DE 10 MAHALLEDE EŞ ZAMANLI ÇALIŞMA YAPIYOR

İNSANIN...

ŞEREF PINARBAŞI

 

İNSANIN

İyisi-Kötüsü

Dostu-Düşmanı

Yakını-Uzağı

Kandaşı-Yandaşı

Üstünü-Aşağılığı

yoktur.

 

Yukarıda saydıklarım insanın kendi ikilemi olarak gördüğü zihinsel yapılanmanın etkinliğe dönüşmesidir. Böylece toplumsal yaşam atomize parçalara ayrılıp, Acılarla kan ve gözyaşına dönmektedir.

Oysa insan insan olurken, doğasında böyle bir ikilemi yoktur. Özel mülkiyet kavramının oluşup, insanlar arası ilişkilere sen-ben eylemliliği sonucu gelişmiştir.

Özellikle feodal üretim tarzının köleci toplumunun, kapitalist tarzın burjuva toplumuna dönüşmesiyle yani insanın bireyciliğini daha doğrusu bencilliğini zirveye taşıdığını görüyoruz.

İnsan insan olurken elbet egosunun farkına vararak kendi olması, içgüdüden kaynaklı eylemleri sonucudur ve doğrudur. Kişinin kendi olmadan başkalarını var etmesi düşünülemez.

Bunun yanında insan toplumsal bir varlıktır. Yani insanı insan yapan ustanın birincisi doğa, ikincisi de toplumdur. Eğer toplumsal yanı yoksa insanda yoktur. İşte bu aşamada insan birinci ustadan (doğadan) sonra ikinci usta toplumun eline geçmektedir. Toplumsal gelişme ise, oluşumunu ve gelişimini aynen bir bireyde olduğu gibi, doğa ve kendisiyle verdiği mücadele de belirlemektedir. Yani açlık,susuzluk ve cinsellik gibi temel içgüdüden kaynaklı eylemliliğinin dış dünya dediğimiz toplumun kurallarını benimsetme, kabul ettirme istemine karşı mücadele ile başlamanın anlam ve amacını belirlemektedir. Bir yan da ben, bir yanda aidiyet duygusu dengesi meselesidir.

Kişi ayakta kalacaksa ben ve sen egosunu aşarak biz kavramına ulaşması ile aidiyet ve kişiliği arasında denge tutturmuş olacaktır.

Bu nedenle yukarıda saydığımız insanın ikilemi olarak yansıyan kavramlar tamamen insanlar için kurulmuş bir tuzaktır. Şimdilik bu manada insana dair bilgilerimiz insanın evrende kendini var eden tek varlık olduğudur.

Durum bu ise; biz insanlar dış dünyadan bize, içimize yansıyan bu kavram ve terimleri kendi doğamızdan getirmişiz gibi var sayarak türdeşimize kazıklar atıyoruz. Poposu ısınan anne maymunun yanındaki yavrusunun poposu yanınca önce koruma amaçlı, sonra kendi poposu ısınınca yavruyu altına sererek oturduğu deneyinde olduğu gibi, önce düşman dediklerimizin ellerin dekini almak için yok etmeye kadar gidiyoruz. Sonra sıra kendi yakınlarımız dediklerimize gelerek yakınlık sırasına göre, acımasızca gagalayarak yiyebiliyoruz.

Tek nedeni insanın özellikle kişilik eğitiminde, kişiliğimize yansımış olan bu yanlış anlamları aynen çocuklarımıza aktardığımızdandır. Kötü ve düşman sözlüklerini benimsettiğimiz her çocuk, insanların bir kısmı dostsa bir kısmı düşman, bir kısım iyi ise bir bölümü kötü gibi düşünceyle yetişmektedir.

Buralardan giderek din ve ırk kavramları toplumu bilimine ait bu kavram ve terimler tümü ile 21. Asırda yanlış zihniyet yapılanmalı insanlar yetiştirmektedir.

Çağdaş bir eğitim sistemi ile evrensel insanı yetiştirmediğimiz sürece, insan ilişkilerinde ne hırsızlıklar, hainlikler bitecek, ne de kavgalar bitecektir. İnsanın insanlaşması toplum içinde barışla yaşamakla devam edebilecektir.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1995 Gerçek Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 736 54 81 | Faks : 0 532 736 54 81 | Haber Scripti: CM Bilişim