• BIST 104.697
  • Altın 146,590
  • Dolar 3,4725
  • Euro 4,1668
  • Aydın 37 °C
  • İzmir 35 °C
  • Büyükşehir ile sahiller pırıl pırıl
  • KİMLİKLERİNİ AÇIKLA HAŞMET
  • CHP'li BELEDİYELER SUÇLUYSA...
  • Büyükşehir ile sahiller pırıl pırıl
  • KİMLİKLERİNİ AÇIKLA HAŞMET
  • CHP'li BELEDİYELER SUÇLUYSA...

KADINLARIMIZ VE MHP...

ÖZCAN PEHLİVANOĞLU
Türk Milletinin yakın gelecekte demokrasi yolu ile hukuka bağlı kalarak yapacağı bir “Milli Mücadele”için kadınımıza ayrı bir paragraf açmak gerekiyor.
Zira kadınlarımız ve genç kızlarımız olmadan böyle bir mücadele verilemez ve tabii ki de, verilemeyen bir mücadele kazanılamaz!
Türk toplumu ve siyaseti; uzunca süredir kadınını ıskalamış ve yaşamında adeta onu ikinci sıradan çok daha gerilere atmıştır.
Bu durum, bilgisiz ve şuursuz nesillerin yetişmesine yol açmıştır. Toplumda, bu kadar mankurt ve bu mankurtlar tarafından çıkarılmış huzursuzluk varsa, bu kadının yaşamdaki görevini yeterince ifa edememesindendir.
Anne çocukların ilk eğitmenidir. Türk toplumları ise bilinenin aksine ataerkil değil anaerkildir. Bu gerçek bilinmeden, kurulacak toplum yaşamının orta direği hiç bir zaman sağlam olmayacaktır.
Türk kadını, aile içinde erkekten uzağa itilip doğurganlığı dumura uğratılınca toplumsal sorunlarımız katmerlenmeye başlamıştır. Türk kadını, eğitimsiz ve şuursuz hale getirilince de, şer cepheleri epeyce mesafe kazanmıştır.
Bugün Türk Milleti, şaşkın ve ne yapacağını bilmez bir halde ise bu Türk kadınının içinde bulunduğu, ruhsal ve psikolojik hal sebebiyledir.
Eğer şimdi biz Türk Milleti olarak, yeniden bir dirilişe geçeceksek, bu kadınlarımız ve genç kızlarımızla birlikte, yanyana ve omuz omuza yapacağımız bir mücadele ile olacaktır. Yani biz Türk Milliyetçileri olarak, kadınlarımıza arkamıza geçin diye asla söylemeyeceğiz. Tam tersine gelin yanyana mücadele edelim diyeceğiz.
Türk kadını; misyonunu daha önce İstiklal Harbi’de yaptıkları ile bütün dünyaya göstermiştir. Ancak şimdiki kadınlarımızın büyük çoğunluğu sahip oldukları bu üstün meziyetleri kaybetmiş ve dolayısıyla misyonunu unutmuştur.
Kim hatırlıyor bugün Nezahat Onbaşı’yı, Tayyar Rahmiye’yi, Fatma Seher Hanımı, Domaniçli Habibe’yi, Tayyibe Hatun’u, Hafız Selman İzbeli’yi, Halime Çavuş’u, Satı Çırpan’ı, Şerife Bacı’yı, Kılavuz Hatice’yi, Gördesli Makbule’yi, Nakiye Elgün Hanımı ve nicelerini...
Ya ekmek pişirerek askere götüren ama düşmanlar tarafından tespit edilince askerimizin yerini çok işkence görmesine rağmen söylemediği için ekmek pişirdiği fırına atılarak yakılan Nazife Kadın’ı bilenimiz kaldı mı?
Hangi birini sayayım; Taccülcalala Hanım, İzmir’li Ayşe Hanım, Asker Saime Hanım, Aydın Cephesinden Ayşe Hanım, Çiftlikli Kübra Hanım, Ayşe Onbaşı, Tarsus’lu Adile Onbaşı, Trakyalı ana kız Havva – Zehra Hanımlar, Çete Emir Ayşe, Yırık Fatma, Faika Hakkı, Maraşlı Senem Ayşe, Adana Cephesinden Melek ve Hatice Hanımlar ve saymakla bitiremeyeceğimiz diğerleri...
Bu annelerimiz aramızdan ayrıldı ama torunları bugün bizimle birlikte yaşıyor!
Şimdi demokrasi yolu ile yeniden bir “Milli Mücadele” diyorsak, Türk kadınına milletimiz için olan önemini hatırlatmalı ve ona bu mücadelenin kutsallığını hissettirmeliyiz.
Kendi gücünün ve toplumsal geleceğimizdeki rolünün farkına varacak olan kadınımız, toplumsal ve siyasal yaşamda yine İstiklal Harbi döneminde olduğu gibi insiyatif alacak ve fedakarlıklar yapacaktır.
Türk Milletinin, Türk kadınının bu insiyatifi üzerine almasına, çok ihtiyacı vardır.
Her geçen gün ağırlaşan sorunlarımızın çözümü, Türk Milletinin tercihini MHP’ye yönlendirmesi ve Türk kadınının gelip demokrasi cephemizin Kuvay-i Milliye’si olan MHP’de siyaset yapması ile kolaylaşacaktır.
Şimdi Haziran 2015’te bir seçim daha var. Bu seçim ve bundan böyle her zaman birlikte olmak kaydıyla Türk kadınlarını ve genç kızlarımızı, bir kardeşleri olarak MHP’de önderlik ve siyaset yapmaya çağırıyorum.
Gelin Türk erkekleri ile milletvekili adaylıklarını ehliyet ve liyakat esasına göre adilce paylaşın.Gerekirse erkeklerden daha fazla adaylık alın! Ama bunlar lafla olacak şeyler değildir. Yukarıda belirttiğim gibi misyonunuzun farkına vararak yapacaklarınız ile elde edeceğiniz bir sonuçtur.
Hülasa demek isterim ki; Türk kadını olmadan hiç bir zafer kazanılamayacağı gibi demokrasi zaferi de kazanılamaz. Ben Türk kadınının bunun farkına vararak görev üstlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Hem de nerede ve ne yaptığını bilecek bir planlamayla... Şimdiden benimle birlikte Türk Milletine nefes aldırmak için MHP saflarına yüzünü döndüren tüm Türk kadınlarını saygıyla selamlıyor, her birinin ellerinden hürmetle öpüyor, ruhlarının bize dönük olduğunu hissettiğim İstiklal Harbimizin kahraman kadınlarınıda rahmetle anıyorum. Türk Milleti için hep var olsunlar! Dileğim, Türkiye topraklarında hissettirilmeden öldürülmeye çalışılan Türk Milleti için bir an önce demokrasi cephesine koşmalarıdır!
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1995 Gerçek Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 256 513 25 27 | Faks : 0256 513 08 46 | Haber Scripti: CM Bilişim