25 Kasım 2017
  • Aydın7°C
  • İzmir3°C

GDO’LU BESİNLER

08 Ocak 2013 Salı 07:39

 

Sevgili okurlarım, GDO’lu besinler de nedir diye haklı olarak soracaksınız? GDO’nun açılımını yapayım: GDO’nun G’ si= Genetik, D’ si= Değişim, O’ su= Organik demektir. Yani, Genetiği Değiştirilmiş Organik besinler demektir. Tanrı’nın ilk yarattığı doğal niteliği, bilimin ve teknolojinin gelişmesi ile üretilişine müdahale edilerek, yaratılış özelliğinden farklı nitelikli ve hormonlu olarak üretilmesidir. Burada güdülen amaç; hızla artan Dünya nüfusunu doyurmaktır. Ancak asıl amaç; hızlı ve çok üretip, tüketim arzına sunarak, bol para kazanmaktır.

Sevgili okurlarım, ben bir gıda uzmanı değilim. Bilim adamı hiç değilim. Ancak halkımın bilgilenmesi için naçizane bir şeyler anlatmaya çalışacağım. Her gün sabah, öğle ve akşam soframızda bulunan gıda maddeleri ne kadar doğaldır biliyor muyuz? Yumurta, et, süt, peynir, domates, salatalık ve olmazsa olmaz olan ekmeğimiz ve de ismini saymadığım diğer bütün gıdalarımız hangi koşullarda nasıl üretiliyor? Bir bilebilsek… Bu sözlerden sonra hayretler içinde, ”Aman Yarabbi! Her yediğimiz gıda GDO’lu imiş diyeceksiniz. Bu endişeniz doğrudur. Bu kuşku, gelişen Dünya teknolojisinin bir oluşumudur. Teknolojisi gelişen kapitalist ülkeler, çoğalan dünya nüfusunu beslemek için bol üretim, çok kazanma ve zengin olma isteği ve hırsı öne çıkmaktadır. Bu nedenle geni değiştirilen gıda maddelerinin arz-talep ilişkisi ile, gelişmemiş dünya ülkelerine pazarlamaktır. Bu işte iki amaç vardır.

Birincisi: Bol üretip, çok kar etmektir.

İkincisi: Genetiği değiştirilen besinlerin kadınlarda kısırlık yapması. Doğan çocukların da genellikle sakat olması. Bu nedenle de hastanın tedavi olması için ilaca gereksinimi vardır. İlacı da gelişmiş ülkelerin ilaç üreten şirketlerinin satarak, zenginleşip sömürü düzenini sürdürmesidir.

Sevgili okurlarım, GDO’lu besinlerin üretimi üzerine geçmiş yıllarda, yazılı ve görsel basından öğrendiğim kadarıyla, dünyaca meşhur iki kişinin bu konu üzerinde beyanatını sizlerle paylaşacağım. Birinci kişi, Hanry Kissingr dır. 1974’ yıllarda ABD’nin Dış İşleri Bakanıdır. Temsilciler Meclisinde şöyle demiştir: “Dünya nüfusu hızla artmaktadır. Nüfusu artan ülkeleri sayarken, Türkiye’nin de adı geçer. Bu nüfus artışını mutlaka kontrol altına almalıyız. Bunun içinde, genetiği değiştirilmiş besin maddelerini pazarlamalıyız. Şirketlerimiz de ilaç satarak zenginleşeceğiz” demiştir.

İkinci kişi: ABD Başkanı H.W. Bush’ tur. “Dünya’ya hâkim olmak için uluslar arası şirketlerimizin zenginleşmesi gerekir. Bunun içinde, genetiği değiştirilmiş gıda maddelerini üretip, satmalıyız” demiştir. Dünya liderleri olan H.W. Bush ve Hanry Kissingr’ın böyle beyanatlarda bulunacaklarına asla inanmak istemiyorum. Ancak bu beyanatları doğru ise, insanlık açısından büyük bir suç işlemişler demektir. İnsanlığın bu kişileri sorgulaması gerekir.

GDO’lu besinlerin hem kısırlık hem de kanser yaptığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Devlet Baba’nın, yurttaşlarının sağlıklı yaşaması için gerekli koruyucu önlemleri alması, “Anayasal” bir görev ve haktır…

Sevgili okurlarım, önce evime, mahalleme, kentime, ülkeme ve de bütün insanlığa sağlıklı, mutlu bir yaşam diliyorum.

Duygularımı paylaşan okurlarımı saygıyla esenlerim.