19 Kasım 2017
  • Aydın13°C
  • İzmir10°C

“SU UYUR, DÜŞMAN UYUMAZ”

01 Şubat 2013 Cuma 13:02

 

Sevgili okurlarım. Yazımın başlığı bir “Atasözü” dür. Bu sözün anlam içeriği üzerinde biraz duralım. Akan su, hiç uyur mu? Uyutmak için önüne bir set çekilirse, su setin arkasında birikir. Göl olur, akışı durur. Biz buna uyudu nazarıyla bakarız. Oysa su uyumamıştır. Birikerek setin seviyesine kadar yükselip taşar. Gene akarak yoluna devam eder. Düşman ise emperyalizm dir. O, asla uyumaz. Fırsat kollar. Fırsatını bulunca da, bütün gücüyle yüklenir. Hasmını yok eder. Bu eylemi çeşitli yöntemlerle uygular. Bazen silahla saldırır. Bazen de dostlukla yaklaşarak, iç işlerine karışır. Halkı, inanç ve etnik köken yönü ile ayrıştırıp, bir birine düşman eder. Böylece kaleyi içten fetheder. Bütünlüğü parçalar. Kapitalizmin sermayesi, o ülkenin halkının cehaletidir. Kendisine hizmet edecek kişi ve kişileri de kolaylıkla bulur.

***

Sevgili okurlarım, bu atasözünün anlamını, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, vatanı ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne yönlendirelim. Bugün 2013 yılının Ocak ayının son günüdür. Ülkemiz ne durumdadır?

Bir gözden geçirelim. Anadolu’da ABD’ lerinin 20 üssü var biliyordum. Meğerse 28 üssü varmış. Bu da yetmiyormuş gibi, Malatya Kürecik’e “Füze Rampası”, Adana, Gaziantep ve Kahraman Maraş’a “Patriot” füzeleri konuşlandırıldı. Kim için, niçin? Yorumunu siz yapınız. Güya Suriye ve İran, Türkiye’ye saldıracakmış… İran ve Suriye, Türkiye’ye niçin saldırsın? İran ve Suriye halklarıyla akrabalık bağlarımız vardır. Hem de komşuyuz. ABD’leri üslerine, Kürecikteki  “Füze Kalkanına” ve “Patriot” füzeleri eklenirse, durum vahimdir. Bu üslerin ve füzelerin kontrol ve kullanım denetimi Nato’nun ve de ABD’lerinin emrinde olduğu bir gerçektir. Çünkü Türk askerinin o tesis bölgesine girmesi yasakmış… Bu hal, bağımsızlığımızı kaybettiğimizin açık bir ifadesidir. Zaten “SSCB”  “Varşova Paktının” dağılmasından sonra, Nato’nun da işlevi bitmiştir. Bütün bu oluşumlar, Türkiye’nin parçalanmasını hazırlamanın planıdır. Türk Ulusunun bu acı gerçeği görmesi gerekir. Aksi halde İş işten geçer. Bu bir kehanet değildir. Acı bir gerçektir. Anadolu topraklarında konuşlandırılan bu üsler, bana göre dostluk ve müttefiklikten ziyade bir düşmanlıktır. Zira Avrupa (Hıristiyan âlemi) Türklüğün ezeli düşmanıdır. Bunu tarih olaylarıyla anlatayım. Şöyle ki:

****

Avrupa’nın, Türk düşmanlığı taaa! İlk çağda Batı Hun Devletinin doğu ve orta Avrupa’yı istilasıyla başlar. Büyük Türk Hükümdarı Attila, İsviçre ve İtalya Alplerinden, Balkanlar ve Ukrayna’ya kadar geniş bir coğrafyada hükümranlık kurar. Avrupa Attila’yı Roma’yı yaktı diye suçlar. Attila  (M S) 453 yılında ölür. Roma’yı, Attila’nın ölümünden 96 yıl sonra 549 yılında Ostrogot Kralı Tottila yakmıştır. Hıristiyan âlemi bu isim benzerliğinden dolayı, Roma’yı Türkler yaktı iftirasını yaparlar.

 * Büyük Selçuklu İmparatoru Alpaslan’ın 1071 ‘de Van gölünün kuzeyinde Malazgirt ovasında, Bizans İmparatoru Romen Diogen’i yenmesiyle bu düşmanlık tazelenerek devam eder.

 * Avrupa (Hıristiyan âlemi) 1100 – 1200 yılları arasında Anadolu’yu Türklerden tekrar almak için 8 defa “Haçlı Seferi” düzenlerler. Her seferinde de yenilirler. İşte bu acıları hiç unutmazlar.

 * 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethiyle gene bu düşmanlık derinleşerek devam eder.

 *” Su uyurda, düşman uyumaz.” Fırsat kollar. Osmanlı Devletinin hasta adam durumuna düşmesini bekler. Nihayet tarih 1920 yılına gelince Avrupa devletleri aralarında birleşerek anlaşırlar “SEVR Barışını” 10 Ağustos 1920 günü, Osmanlı padişahına dayatıp kabul ettirirler. Türkleri Balkanlardan çıkarırlar. Sonra da Anadolu topraklarını istila ederler. Türk Milletinin aziz bir evladı Mustafa Kemal, tarih sahnesine çıkar. Trakya’da ve Anadolu’da yaşayan halkları, bu topraklara vatanım diye sahip çıkan inancı ve etnik kökeni ne olursa olsun cümlesini, “Özgürlük ve Bağımsızlık” amacında birleştirip, topyekûn 7 düvele karşı koyar ve istilacı düşmanı yurttan atar “İstiklal Savaşını” kazanır.

* 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre’nin LOZAN kentinde yapılan barış görüşmeleri sonucu Kuvayi Milliye sınırları içinde oluşan Yeni “TÜRK DEVLETİ” Dünyaca kabul edilir. Yalnız ABD’ leri bu barışı onaylamaz. Mustafa Kemal, İstiklal Savaşında birlik olan herkes kanun önünde eşittir ve inancı ve etnik kökeni ne olursa olsun bu halklara “TÜRK MİLLETİ” denir demiştir. Emperyalist Avrupa, Lozan Barışı yenilgisini hiçbir zaman içine sindirememiştir. “Su uyur, düşman uyumaz.” Pusuda bekler. Her fırsatta “Sevri” uygulamaya çalışır. Gizli amacı Türkiye Cumhuriyeti’ni parçalamak, Türklüğü Anadolu’dan söküp atmak ve yeniden Bizans’ı diriltmektir. Bu amaca ulaşmak için de Anadolu’da yaşayan halkların birlik çimentosu olan “ATATÜRK” sevgisini bozmak, azaltmaktır. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin olanaklarından faydalanıp okuyan sözde profesör olan birinin, “Atatürkçü olmak benim için bir züldür.” Diyebilmiştir. Bu düşüncenin yorumunu siz yapın.  Avrupa Birliğine girebilmemiz için, Atatürk resimlerinin Devlet Dairelerinden çıkarılmasını dayatırlar. Zira TSK’lerinin Brövesinden Atatürk’ün resmi çıkarılmıştır. ( basından)  Ulusal Bayramların kutlanması ve Atatürk’ü anma yasağı boşuna değildir… Avrupa’nın (Hıristiyan âleminin) en büyük düşmanı da ATATÜRK’ tür. Avrupa devletlerinin sözde “İnsan Hakları”  temsilcilerinin Türkiye’ye gelip, doğru Diyarbakır’a gidip, o bölge halkıyla temas etmeleri ve ajanlarının Kürtçülük politikası yaparak, “PKK” bölücü örgütü oluşturup beslemeleri boşuna değildir. “Sevr’in” bir çeşit uygulamasıdır. Bu ihanete ABD ve Nato’da dâhildir.

***

Sevgili okurlarım, buraya kadar tarihi bir gerçeği vurgulamaya çalıştım. Şimdi de Yurdumuzun bugünkü durumuna gelelim. Vahşi kapitalizm (emperyalizm) bana göre maalesef yurdumuzu işgale başlamıştır. Türkiye Cumhuriyeti parçalanıyor. Bu oluşumu kabul edecek misiniz? Güneydoğuda yeni bir devletin resmileşmesi yakındır. Bana göre bugün Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığından bahsetmek olanak dışıdır. Çünkü: Anadolu topraklarında ben 20 Amerikan üssü var biliyordum. Meğer 28 üssü varmış. Ayrıca da şu son aylarda Nato’nun karargâhı İzmir’e konuşlandırılmıştır. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, Malatya Kürecik’e Füze rampaları yerleştirildi. Ayrıca da Adana, Gaziantep ve Kahraman Maraş’a “Patriot” füzeleri yerleştirildi. Bütün bu oluşumlar niçin yapılıyor? Biliyor musunuz? İran, Irak, Suriye Türkiye’ye saldıracakmış… Komşumuz olan bu ülkeler, Türkiye’ye niçin saldırsınlar ki? Türkiye’nin bu ülkelerle akrabalık ilişkileri ve inanç birlikteliği vardır. Bu politika vahşi kapitalizmin (emperyalizmin) bir oyunudur. Ortadoğu ve doğunun yer altı ve yer üstü enerji kaynaklarına sahip olmaktır. Bu politikaya Ortadoğu da karşı koyacak güçlü bir devlet Türkiye Cumhuriyet’i vardır. O halde Türkiye’yi zayıflatmak, parçalamak lâzım. Bunun için de “BOP” projesinin “Eşbaşkanlığını” da Türkiye’ ye vermek gereklidir. Verdilerde. Türkiye’yi Suriye ile savaşa sokmaya çalışıyorlar. Patriot bunun için getirildi, konuşlandırıldı.

***

Sevgili okurlarım, savaş; sokak çocuklarının naylondan yapılmış su tabancasıyla oynadıkları bir oyun değildir. Çıkabilecek bir savaş 3. Dünya savaşı olacak. Savaş alanı da Anadolu toprakları olacaktır. Böylece Türkiye yanacak, yok olacaktır. Batının amacı da zaten budur. Türkleri Anadolu’dan atıp, Bizans’ı diriltmektir. Bu sonun korkunçluğu beni ürkütüyor ve titretiyor. Bu sonu düşünmek bile istemiyorum…

Eeey Türk Milleti!.. Sen insanlık tarihini yazmış bir ulussun. Bu tehlikeyi göremeyecek kadar idrakten yoksun musun? Atan büyük insan “ATATÜRK” Türk Milletinin mutlu geleceğini “barışta” görüp, “Yurtta barış, Dünya da barış” özdeyişini boşuna mı söyledi?

“Su uyur, düşman uyumaz.”

Yarın iş işten çoktan geçmiş olacaktır…

 

Duygularımı paylaşan okurlarımı saygı ile esenlerim…