19 Kasım 2017
  • Aydın13°C
  • İzmir10°C

ZAFER BAYRAMI VE ANLAMI

ŞEREF PINARBAŞI

30 Ağustos 2013 Cuma 12:53

 

Dünya kurulalı daha doğrusu insanlar kendi varlığından haberi olmasından bu yana, yani klan aile döneminden bu yana, kendisini korumak için toplu olarak yaşamak zorunda kalmıştır.

Yaklaşık 12 bin yıldan bu yana bu toplumlar bir yandan dışarıda doğa ve diğer toplumlara karşı korunma tedbirleri alırken, kendi klanı içinde de toplumsal varlıklarını sürdürebilmek için birçok kurallar koymuşlardır.

Uzun bir klan aile dönemi ve ardından uzun bir kölelik dönemi yaşayan insanlık, M.S. 1000 yıllarından sonra ulus devlet tohumlaması ile tüm dünya insanları kendi adacıklarını oluşturmaya ve bu adla kendilerinin korunacağı psikolojisini oluşturmuşlardır. Ve bu ulus devlet adacıkları sosyolojik,  psikolojik ve coğrafi ayrılıklarda 1789 Fransız burjuva devrimi ile zirveye çıkararak sınırlarını çizmişlerdir.

Öyle ki bu alamda çok ilerilere giderek, bu sınırlar içindeki insanlara bir yandan insan olma, birey olma bilincinin yanına, vatandaşlık ve millet olma bilinci de vererek “ayrıcalıklı insan” ve “ayrıcalıklı toplum” özelliğini de zirveye taşımıştır. Kendi birliğini diğerlerine göre hızlı bir şekilde oluşturan Avrupa, ekonomik, kültürel ve politik anlamda da hızlı bir gelişme göstermiştir. Teknolojik gelişmenin tüm sınırlarını zorlayarak sanayi de dev makineler ile tüm insanlığa kolay yaşamanın yollarını göstermiştir. Hatta daha ileri giderek dünya kabuğundan taşarak, uzayda yeni enerji türlerini arayarak daha emin ve kolay yaşamanın yollarını aramaktadır.

Ancak bu arayışlar ve ilerlemeler ayrıcalıklı millet ve ayrıcalıklı insan özelliğini isteme şeklinde beliren üstünlük kompleksini de körüklemiştir. Bu anlamda da bu arzularını çok yükseklere taşıyarak kendi ulusunun diğer ulusları ya da insanları küçük görmesine neden olmuştur.

Bu durum ise diğer ulus ve insanların birikimlerini kendi kullanımlarında olmasını hakları saymaya başlamışlardır. Çok doğrudur ki bu sırada birliğini pekiştirmek için, eskiyen din kurallarının yerine milliyetçilik uydurması ile harekete başlamıştır. Bu manada da iki kez dünya savaşı çıkararak insanlığı sömürgeleri içinde yaşatma istemlerini gerçekleştirme savaşları yapmışlardır. Avrupa bu anlamda kendi yarattıkları milliyetçilik adına birbirine düşmüş insanlığı yok etmeyle burun burna getirmiştir.

Şimdi bizim insanımızın, bizim toplumumuzun yani Türk ve Türkiye toplumunun bu zamana kadar insan olma, birey olma, vatandaşlık bilincinden yoksun kalışı, dünya yaşamının gerçeğinin gerisinde kalışı Osmanlı toplumunun hastalanmasını ve dağılımına sebep olmuştur.

O günkü dünya gerçeğinde kendi ulus devletini kurmayıp da vatandaşlık bilinci verilmeyen insanlar ve toplumlar, yok olmaya mahkûm olmuşlardır. Bunu gören Avrupa ulusları dağılıma yüz tutmuş Osmanlı toplumunun başına leş kargaları misali üşüşerek kendilerine pay ayırma yarışına girmişlerdir.

İşte tam bu sırada Mustafa Kemal ve bir grup arkadaşı insanlarla, bu leş kargalarına yeterli cevabı vermek için, çağın gereği olan vatandaşlık yoluyla, kul ve ümmetlikten kurtulan insanlarca verilebileceği, kurulacak ulus, yani millet olma sonucu, ulus devletçe kurtuluş sağlanacağı anlatılarak başarı aranmıştır.

Bizim Zafer Bayramımızın anlamı bir halkın kulluk ve ümmetlikten kurtularak leş kargaları gibi ülke insanının tepesine geçen zalim avcılara ve onlara köpeklik yapan içteki yandaşlarına ters teptirmiştir.

O günü gerçekleri onu gerektirdiği için onlar yapılmıştır. Ulus devlet kimliği hala insanlığın tek devlet olması yönündeki gelişmenin tek kapısıdır. Bu günün emperyalleşmiş leş kargalarının taşeronluğunu yapanların dediği gibi ulus devlet anlayışları sona ermemiştir. Daha birkaç asır devam edecek gibi gözüken dünya insanlarının tek devlet olma arzusu gerçekleşinceye kadar da Zafer Bayramımızın coşkusu devam etmelidir. Çünkü dünyaya entegre olmak için de ulus devlete ihtiyaç vardır.