• BIST 1.441
  • Altın 485,056
  • Dolar 8,2228
  • Euro 9,9825
  • Aydın 27 °C
  • İzmir 24 °C
  • TOPUKLU EFE SÖKE’DE DUR DURAK BİLMİYOR
  • Jantsa İlk Beşyüzde
  • BÜYÜKŞEHİR SÖKE'DE 10 MAHALLEDE EŞ ZAMANLI ÇALIŞMA YAPIYOR
  • TOPUKLU EFE SÖKE’DE DUR DURAK BİLMİYOR
  • Jantsa İlk Beşyüzde
  • BÜYÜKŞEHİR SÖKE'DE 10 MAHALLEDE EŞ ZAMANLI ÇALIŞMA YAPIYOR

MUSTAFA KEMAL DEVRİMCİLİĞİ ve MONŞER İLERİCİLİĞİ...

FARUK HAKSAL

Atatürk devrimlerinin temel esası “Tam Bağımsızlık”tır…

Yani, Türkiye Cumhuriyeti devletinin her hangi bir yabancı baskısının tümüyle dışında egemenlik hakkını kullanabilme özgürlüğüdür.

GALİBA BİLMİYORUZ... Yani, millet egemenliğinin her türlü dayatmanın üstüne çıkartarak ülkenin yönetimindeki belirleyici güç olmasıdır.

Tam bağımsız olmayan bir devlet, demokrasiyi işletemez.

Tam bağımsız olmayan bir devletin yurttaşları gerçek anlamda özgür olamaz.

Tam bağımsız olmayan bir devletin içinde var olan toplum gerçek anlamda çağdaş olamaz…

Tam bağımsızlık, demokrasinin, çağdaşlığın ve laikliğin ön şartıdır, temelidir, esasıdır.

Türkiye, laik topluma, emperyalizme karşı bağımsızlık savaşı vererek, bir devrimle ulaşmıştır. Dolayısıyla bugün Türk halkının önündeki birincil görev, laikliği tekrar Atatürk devrimleri içinde sahip olduğu içeriğe kovuşturmaktır…

Laikliği yeniden asıl özüne ve esasına kavuşturmaktır.

Laikliğin temelinde yer alan esas ise, hiç kuşkusuz bağımsız, özgür, demokratik ve uygar bir toplumsal düzendir.

Laiklik tarih içinde Kral’a karşı egemenliğin ele geçirilmesi yönündeki mücadelenin içinde kazanılmıştır.

Bu mücadele, demokratik devrim mücadelesidir.

Laikliğin temel içeriği, egemenliğin [Tanrı adına] krallar tarafından kullanılması esası yerine egemenliğin halk tarafından kullanılması esasının temel alınmasıdır.

Bir ülkede laik bir yönetim biçiminin egemen olabilmesi için, o ülkede Ortaçağ kalıntısı kültür kurumlarının ve ekonomik üretim biçimlerinin temizlenmesi gerekmektedir.

Egemenliğin gerçek anlamda halka ait olabilmesi için ortaçağ kalıntısı egemenliklerin ve yabancı dayatmalarının tümü ile temizlenmesi gerek ve şarttır.

İçinde bulunduğumuz koşullarda tüm dünyada emperyalizm etki altında tuttuğu ülkelerde Ortaçağ kalıntısı gerici ideolojileri desteklemiş, o dönemin egemen güçleri ile ilişkiler kurmuş ve onları destekleyerek bir cephe oluşturmuştur.

Dolayısıyla, bir ülkenin tam bağımsızlığı yönündeki mücadele ile demokrasi mücadelesini birbirinden ayırmak mümkün değildir.

Başka bir deyişle, laik düzen ancak, tam bağımsızlığın elde edildiği bir ülkede kurulabilir.

Bağımsızlık mücadelesinin karşı cephesi, emperyalizm ve ülke içindeki yerli işbirlikçilerdir.

Yerli işbirlikçilerin en önemli kanatlarından birisi ise, Ortaçağ kalıntıları temelinde varlıklarını sürdüren gerici güçlerdir…

Dolayısıyla bağımsızlık mücadelesi bir bütündür.

Emperyalizme karşı, laiklik ve demokrasi bayrağı ile yürütülen bir mücadeledir…

Yoksa bir türban, kılık kıyafet sorunu ve vitrindeki bir modernlik gösterisi değildir.

İşte Mustafa Kemal Devrimciliği ile, gardrop Atatürkçülüğü adı verilen biçimsel bir monşer ilericiliği hiç değildir…

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1995 Gerçek Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 736 54 81 | Faks : 0 532 736 54 81 | Haber Scripti: CM Bilişim