• BIST 105.324
  • Altın 146,596
  • Dolar 3,4727
  • Euro 4,1687
  • Aydın 22 °C
  • İzmir 20 °C
  • Büyükşehir ile sahiller pırıl pırıl
  • KİMLİKLERİNİ AÇIKLA HAŞMET
  • CHP'li BELEDİYELER SUÇLUYSA...
  • Büyükşehir ile sahiller pırıl pırıl
  • KİMLİKLERİNİ AÇIKLA HAŞMET
  • CHP'li BELEDİYELER SUÇLUYSA...

SEVGİ VE GELİŞME

ŞEREF PINARBAŞI

 

Sevgi: İnsanı,  diğer insan veya insanlara karşı,  yakın ilgi ve bağlılık göstermeye  yönelten  içsel bir duygu  türüdür. Bu nedenle sevgi sadece  insana ait  ve nesnesi  insan olan bir kavramdır. Ağaç sevgisiymiş, hayvan severlikmiş, doğa sevgisiymiş bunların hepsi ayrıntıdır. Sanaldır, uyduruktur.

Gelişme; basit olandan üst olana  geçişi ifade eder ve canlı, cansız tüm varlıklar bu doğal yasanın  kurallarına göre  işlevlerini  yerine getirirler.

Sevgi ve gelişmenin birlikteliği  canlılardan tek  insanda anlam kazanır. İnsandan gayrı  hiçbir varlık  sevgiyi  tanımadığı için onların gelişmesinde sevginin hiçbir katkısı olamaz. İnsanda ise var olma nedenlerinden iki kavramdan biridir. Yani insanı var eden şeyler akıl ve sevgidir.

İlgi, sorumluluk, saygı ve bilgilenme gibi sevginin dört önemli ayağı ile, gelişmenin üç önemli kuralı (büyüme, olgunlaşma, hazır olma) her an iletişim içinde değilse orada insan varlığının sürmesi mümkün değildir.

 Bu temel tüm olarak anlaşılıp, insanlık anlayışına öncülük edemiyorsa, insanlık, büyük acılarla sürüklenerek yok olmaya mahkumdur. Ayrıca insanlık bir bütündür. Dahası evren bir bütündür. Canlı cansız her şey biri diğerinin dayanağıdır. Üreteni ve yaratanıdır. Yani biz ancak herkes ve her varlıkla varız. Bunlardan birinin yok olması, bütün evrenin yok olmasıdır.

Şimdi geldik esas konuya: İnsanın gelişmesinin büyüme, olgunlaşma ve hazır olma diğer canlılardan ayrı olarak, bedensel ve  zihinsel olarak iki bölüm ve de saç beliği örgüsü gibi sarmal bir şekilde yürüdüğünü görüyoruz. Eğer bu gelişme seyrini bilmiyor ya da sevgiyi tanımmışsak, insan ve insanlığın gelişimine katkı sunmamız mümkün değildir. O edilen iri laflarla; vatandı, milletti gibi sevdiklerini, söyledikleri şey, kocaman birer yalandan ibarettir. Hem böyle bir sevgi türü de  yok, yönlenme durumu da  yok. Vatan üzerinde  bulunduğun topraklardır. Toprağın, taşın, neyini  seviyorsun?  Bu bir ikincisi de  sevgi insandan insana iletilen bir duygudur. Diğer sevdiğin her şeyi  insandan dolayı seversin. Kuzu seviyorum diyorsun ama kesip etini yiyor ve yediriyorsun. Sevmede böyle bir eylem biçimi yoktur.

Diğer bir yandan da sevme tekil bir eylemdir. Sen birini ya da birilerini sevebilirsin ama, o ya da onlar seni sevmeye bilirler. Buna rağmen sevdiğin insan ya da grubu, sevmenin gereği olan ilgi, bilgi sorumluluk ve saygı ayakları çerçevelerinde yaklaşıp; büyüme, olgunlaşma ve hazır olma konumuna katkı sunabiliyor musun?  İşte o zaman senin sevgin bir anlam kazanır. Sevdiğin kişi ya da kişilerin gelişmesine katkı sağlamış olursun.

Ben, vatanımı, milletimi, dindaşımı, yandaşımı seviyorum naraları atarak gelip, senin ve yandaşlarının cepleri şişkinleşip Karun gibi zenginleşiyorsanız, senin ki zaten sevgi değil. Ya benim olursan yada kara toprağın  diyen, karasevdalı  bıçkın delikanlı  gibi olursun, diyeceğim de,  onun ki bir  kişiyle sınırlı  kalırken,  sen bir toplumun  felaketi  olursun. Bu  yıkıcılığın dünyayı  batırabilir.

İnsanımızın ve insanlığın  uyanması,  aklını kullanması gerekiyor. İnsanlığın  gelişmesini  isteyen  herkes,  sevgiyle  yoğrulmuş  akıl gücünü insanlığın hizmetine  sunması gerekmektedir.

 

Değilse anandan  çıplak doğup, kardı, mirastı, ranttı diyerek açgözlülükle mal, para, itibar peşine düşüp, yalancı  ışılamalarla kendinden  başka  kimseyi kandıramazsın.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1995 Gerçek Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 256 513 25 27 | Faks : 0256 513 08 46 | Haber Scripti: CM Bilişim