• BIST 109.200
  • Altın 153,755
  • Dolar 3,8233
  • Euro 4,5095
  • Aydın 17 °C
  • İzmir 16 °C
  • Büyükşehir ile sahiller pırıl pırıl
  • KİMLİKLERİNİ AÇIKLA HAŞMET
  • CHP'li BELEDİYELER SUÇLUYSA...
  • Büyükşehir ile sahiller pırıl pırıl
  • KİMLİKLERİNİ AÇIKLA HAŞMET
  • CHP'li BELEDİYELER SUÇLUYSA...

SÖKE’NİN EĞİTİMİNE DEĞER VEREN KURUMLAR 2

E. TURGUT TEKİN

 

 

* Önceki sayıdan devam

Eski klasik sistem eğitim nerede bu yeni modern sistem nerede? Diğer dershaneler hangi yöntemleri kullanıyor, onları pek bilmiyorum ama bu sistem mükemmel, ideal olan bir sistem.

Bir eğitimci olarak, beğendim sistemi. Doğru bir seçenek.

Dershanede dikkatimi çeken bir başka olay daha oldu. Bir geniş odayı "ACİL ÇÖZÜM MERKEZİ" olarak ayırmışlar. Her masada iki kişi oturabiliyor. Biri öğretmen, diğeri öğrenci. Öğrencinin anlayamadığı, çözemediği konular veya sorular, burada operasyona tabi tutuluyor. Öğretmen, öğrenciye o konuyu kavratıncaya kadar öğretiyor. Problem çözülmeden, sorun olmadan hallediliyor. Burada aynı anda on öğretmen, on öğrenciye birebir diyebileceğimiz özel bir sistem uyguluyor. Biz bunu eskiden sınıflarda öğrencileri gruplayarak halletmeye çalışırdık. Bu sistem de çok iyi. Öğretmen özverili bir biçimde öğrencisini yetiştirmeye çalışıyor. Bazı çocuklar, arkadaşlarına oranla biraz daha geç öğreniyorlar. O açıdan bakıldığında bu sistem çok yerinde bir uygulama.

Öğrenci mevcudunu, 88 rakamı ile sınırlamışlar. Her ne olursa olsun bu rakamın üstüne çıkmıyorlar. Eğitime 6. sınıftan başlayıp 12. sınıfa kadar devam ediyorlar. Her sınıftan 2x18=36 öğrenci alıyorlar. Dershane Müdürü diyor ki, “Bizim amacımız paradan çok hizmet üretmektir”

“Dershanecilikten amaç, öğrencilere bilgi yüklemek, eğitim vermek değil, asıl olan, öğrenciyi sınava hazırlamak, her dereceden sınavlarda onları istenilen düzeye çıkarıp, hedefe ulaştırmaktır" Bu düşünceye katılıyorum. Çünkü gerçekten dershanenin amacı budur. Eğitim ve bilgi, beceri kazandırmak okulun görevidir. Dershane bunu yapmaz, yaparsa amacından uzaklaşmış ve hedefe ulaşamamış olur. Biz eğitimcilerin ağzında sakız gibi çiğnenen bir laf vardır. Efendim, "Dershaneler, eğitimde fırsat eşitliğini bozuyorlar” Doğrudur, buna katılıyorum. Ama fırsat eşitliğini bozan sadece dersheneler değil ki, annesi babası öğretmen olanlar, özel öğretmen tutup özel ders aldıranlar da bozmuyor mu? Elbette onlar daha çok bozuyorlar. Onlar kişisel çalışırken, dershaneler kamuya açık daha ucuz ve denetimli çalıştıkları için sistemden daha çok öğrenci ve daha ucuza ve daha kaliteli bir yarar görüyorlar. Bir öğretmen ne kadar başarılı olursa olsun bir seri öğretmenden daha iyi olamaz. Seri dediğimizde, Türkçe, Matematik, Kimya, Fizik, Biyoloji, Felsefe Grubu, Coğrafya, Tarih ve yabancı dil diyoruz. Bunların hepsini bir çocuk için tutmak hem pahalı ve hem öğretmene yazıktır. Ama dershanelerde olduğu gibi 18 veya 20 kişi için tutmak daha ucuza ve daha çok kişiye hizmet anlamına gelir. Ülkemizde de bu sistem benimsenmiş ve dershaneler buna göre düzenlenmiş ve kabul görmüşlerdir. Eğer, özverili iseniz, dershanenizi iyi donatmış ve öğrencilerinize iyi bir motivasyon vermişseniz, o öğrencilerin başarısız olmalarına imkan yoktur. Ama siz, dershaneyi sırf para kazanan bir fabrika gibi düşünür, acemi öğretmenlerden yararlanmaya kalkar, 30-40 kişilik sınıflarda, "Hala hatırın kalmasın" biçiminde eğitim ve öğretim yaparsanız, başarısız olursunuz. Geçmişte bana yazmam için bu yönde çok şikayet geldi. Ama ben, gidip inceleyerek yazmadım. Nedeni şuydu: Kimse sizi buraya zorla davet etmedi. Beğenmediğiniz anda, topluca bırakıp, başka dershaneyede geçebilirdiniz. Ya da yönetimi daha iyi koşullarda çalışmaya zorlayabilirdiniz. Doğal olarak o sizlerin seçme hakkınızdır.

Söke Çözüm Dersanesi’nde 7 x 2 = 14 sınıf ve 18 x 14 = 288 öğrencilik bir kapasite mevcut. Buna bir kişi dahi eklemiyorlarmış. Nedeni, öğrenciye rahat bir ortamda başarılı bir ders vermek, onları hedefe ulaştırmak. Ben, bir eğitimci olarak, bu sistemi gerçekten beğendim. Paraya tamah etmiyorlar. Bu yıl zaten, Aydın Ili Dershaneler Biriliği olarak, tek fiyat uyguluyorlar. Aydın Milli Eğitim Müdürlüğü, Aydın genelindeki dershanelerde birliği sağlamak amacıyla bazı kararlar almış. Kararlar, dershaneler için uygun bulunup karara bağlanmış. Aşırı derecede reklam ve afiş yasağı konmuş. Rekabetten daha çok kaliteye yönelme ortamı yaratılmış. Zaten yeni İl Milli Eğitim Müdürümüzün tercihleri de bu yönde. Kendisini ziyaret ederek, Aydın ili eğitimini daha detaylı yazmayı düşünüyorum. Resmi, özel ve dershanelerimizde bir seferberlik başlatacağından eminim. Öyle sanıyorum ki bu yıl daha sıkı ve daha başarılı bir eğitim ve öğretim yılı yaşayacağız. Bu da il olarak elbetteki hakkımızdır. Bizim Burdur ilinden neyimiz eksik?

Burada birkaç satırda olsa, "BEHİYE HANIM İLKÖĞRETİM OKULU’NDAN" söz etmek istiyorum. Önceleri bu okula, ters ters bakanlar, beğenmeyip dudak bükenler vardı. Halbuki, bugün Behiye Hanım İlköğretim Okulu, Söke ilköğetiminde yükselen yıldız olmaktadır. Bu yıldız yıllar geçtikçe daha da parlayacaktır. Bu yılki sergilediği performans, hiç de küçümsenecek değil. Ama eski ve adını tanıtmış bazı okullarımız ne yazık ki, sönmekte, hız kesmekte iken, bu okulumuz yükseliyor. İleride bu okula değineceğim.

Yakında 2008-2009 Eğitim ve Öğretim yılı başlıyacaktır. Bu yıl, Milli Eğitim Müdürümüzün dediği gibi, "Aydın yan gelip yatılacak" yer olmaktan çıkacak, Türkiye'nin parlayan yıldızı haline gelecektir. Biz eğitimciler için en güzel armağan budur. Benim öğretmen arkadaşlarımdan, bir isteğim olacaktır. Bir okulda disiplin varsa, eğitim olur. Eğitim varsa öğretim olur. Disiplin ve eğitimin olmadığı okulda öğretim asla olmaz.Bugün en çok gördüğümüz eğitim eksikliğidir. İlköğretimin sekiz yıla çıkması iyi. Ama 6,7,8. sınıfların 1,2,3,4,5. sınıflarla birlikte olmaları, yaş ve yaşlarının gerektirdiği psikolojik kuralları bozmaktadır. Bunlara çok dikkat etmeli. Özellikle branş öğretmenleri, sınıf öğretmeni gibi davranmalı, eğitim ve davranışlara, büyük sınıflarda çok dikkat etmeli. Bunu ben deneylerimle gördüm.

Yeni sezonda, hem resmi okullarımıza, hem özel okullarımıza ve hem de dershanelerimize başarılar dilerim. Halkıma önerim ise şudur; Çocuğunuzun okumasını istiyorsanız, evinize iki ekmek götüreceğine bir ekmek götürün ama çocuğunuzu mutlaka dershaneye gönderin. Bu ortamda dershane görmeyen bir çocuğun, sınav kazanması, daha üst' düzeyde bir eğitim kurumuna girmesi çok zor görünüyor. Onun için dershaneleri de mercek altına alarak, incelemek, iyi olanı seçmek doğal hakkımızdır.


Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1995 Gerçek Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 736 54 81 | Faks : 0 532 736 54 81 | Haber Scripti: CM Bilişim