• BIST 1.112
  • Altın 504,262
  • Dolar 8,3508
  • Euro 9,7324
  • Aydın 12 °C
  • İzmir 12 °C
  • TOPUKLU EFE SÖKE’DE DUR DURAK BİLMİYOR
  • Jantsa İlk Beşyüzde
  • BÜYÜKŞEHİR SÖKE'DE 10 MAHALLEDE EŞ ZAMANLI ÇALIŞMA YAPIYOR
  • TOPUKLU EFE SÖKE’DE DUR DURAK BİLMİYOR
  • Jantsa İlk Beşyüzde
  • BÜYÜKŞEHİR SÖKE'DE 10 MAHALLEDE EŞ ZAMANLI ÇALIŞMA YAPIYOR

Varın gerisini siz düşünün artık...

DURMUŞ  TUNA
İnanın aklım almıyor…
İnanılacak gibi değil…
Bir amaç (!) uğruna insanlar nasıl olur da gerçek olmayan olayları kamuoyuna servis yapabilir. Hele hele bu insanların sıradan olmadıklarını görünce ne diyeceğimi şaşırıyorum.
Düşünsenize!
Ortaya bir iddia atıyorsunuz ve gerçek olmadığı anlaşılıyor. Yalancı konumuna düşüyorsunuz.
Hem de bir değil, iki değil, üç değil. Süreklilik arzediyor yalanlar ve kamuoyu önünde düştüğünüz mahçubiyet durumu.
Aydın halkı usandı, bıktı ama bunlar hâlâ usanmadılar.
Aydın insanı bir de neye şaşırıyor biliyor musunuz!
Ortamı yalan iddialarla geren bu insanların sıfat, mevki ve şimdilik itibar sahibi olmalarına!
Bu yazıyı okuyan herkese sormak istiyorum!
Bir milletvekili, bir siyasi partinin teşkilat başkanı, bir gazeteci, veya bir sivil toplum kuruluşun başkanı olsaydınız siz nasıl davranırdınız?
Aslısız iddiaları kamuoyuyla paylaşırken bu kadar rahat hareket edebilir miydiniz?
Karşınızdaki insan siyasi rakibiniz diye ve yıpratmak için ne kadar acımasız olabilirsiniz?
Veya; bu saldırılara maruz kalan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nun yerinde olsanız ne kadar dayanabilirdiniz?
 
İnanıyorum ki; nekadar vicdansız, hangi duygu seline sahip olursanız olun bu kadar acımasız olamazsınız.
 
Yıllardır gazetecilik yapıyorum. Binlerce yazı yazdım. Defalarca yazılarımdan dolayı şikayetçi oldular ve yargılandım. Ama inanın toplamı 10'u geçmez. Çünkü, karşımdaki insanın da bir ailesi olduğunu göz önünde bulundururum. Sevenlerini düşünürüm. En çokta çocuklarının hayali gözümün önüne gelir. O anda hemen aklıma ellerinizden öperler iki kızım gelir. Yani empati yaparım. Karşımdaki kişinin kimliğine bürünürüm. Ben O'yumdur artık! Kendimi yazarım…
Küfür etmem…
Hakaret etmem…
Kişilik haklarına saldırmam…
Saygı çerçevesinde eleştiririm…
Öz eleştiri yaparım…
En ağır yazımda bile, karşı karşıya geldiğimizde bir baş selamı verecek kadar hoşgörü kırıntısı bırakırım. Hakkında yazı yazdığım bir çok kişiyle hem de yazımın yayınlandığı gün aynı ortamda dostane görüntüler vermesin bilmişimdir. Karşımdaki kişi bilir ki, ben sadece gazetecilik görevimi yapmak istiyorum.
Tam da burada bir anımı anlatmak istiyorum:
Söke eski belediye başkanlarından M. Beliğ Azbazdar bir haberime kırılmış ve benimle aylarca konuşmamıştı. Aylar sonra bir işletmeye geldi ve ben oradan ayrılmaya hazırlanırken, halim hatırımı sordu. Yıllar sonra başkanlığı bıraktığında ve TARİŞ Pamuk Birliği Başkanıyken  bir restoranda buluştuk. Masadakilerle önemli bir şey konuşulacaktı. Ortamdakilerin gazeteci olmam nedeniyle rahatsız olduğunu farkedince müsaade istedim ve masadan kalkmaya yeltendim. Eliyle kolumu tuttu ve "Arkadaşlar ben Durmuş'a kefilim, otur lütfen" dedi. Ve görüşmenin sonunda yalnız kaldığımda bir şey söyledi. Hâlâ bugün gibi hatırlar ve duygulanırım. "Ben seni tanıdım. Sen bir çocuğun ruhuna sahipsin. En son söyleneceği en başta söylüyorsun. Aslında içinde   kötülük yok."
Bana bunları söyleyen adam, ANAP'tan belediye başkan aday adayıydı ve parti içi seçiminden başkan adayı olarak çıkmasını istemediğimi basın toplantısında yüzüne söylemiştim. "İnşallah beni yanıltırsınız ve ben sizden özür dilemek zorunda kalırım" demiştim. Ve öyle de oldu ve ilk yılın bitiminde hiç gocunmadan kendisinden özür diledim.
Yeri geldiğinde özür dilemek bir erdemdir.
İnsanlar hata yapabilirler ve sonrasında özür dilerler. Ancak, hatalar süreklilik arzederse bunda iyi niyet aranmaz. O zaman adama sorarlar!
"Kardeşim! maden özür dileyeceksin neden sürekli hata yapıp duruyorsun!!!" diye...
Bu durumda yapılan özür kişinin kabahatini de aşar ve özürü kabul görmez. Ne muhatabından ne de kamuoyundan. Zira o kişinin artık kamuoyunun gözünde güvenilirliği sarsılmıştır.
Yalancı çoban misali kendisini kimseye inandıramaz. Zamanında kendisine inanan ve güvenen insanların nazarında tibarı kalmaz. Mensubu olduğu camiası bile yavaş yavaş kendisine sırt çevirir. Bazıları da vardır ki, kamuoyunun önünde defalarca küçük düşerler ama hiç özür dilemezler. Çünkü lugâtlarında özür kelimesi yoktur. Onlar seçilmiştir. Bu özellkleri onları özür dilemekten men eder. İnsanlara tepeden bakarlar.
Bir hadis-i şerifte diyorki: (Kim, bir müslümanın ayıplarını örtüp gizlerse, Hak teâlâ da, dünya ve ahirette onun ayıp ve kusurlarını örter. Kul, din kardeşine yardım ettiği müddetçe, Allahü teâlâ da o kula yardım eder.) [Müslim]
Dinimiz, bir mümüslümanın ayıbının bile örtülmesinin önemini ne kadar güzel anlatmış.
Düşünün bakalım; gerçek olmayan, asılsız iddialar ortaya atarak bir insanı hem de bir kadına karşı işledikleri suçun cezası nedir!
Başı secdeye varan bu insanların, kin ve nefret dolu saldırılarının Allah katında cezasını bilmeyenimiz var mıdır?
Allah islâh ve affetsin!!!
Şimdi bu  insanların kamuoyunun önüne çııkıp, "Ey Aydın insanı! Ey bana güvenen, bana inanan ve yeri geldiğinde bizimle kolkola yürüyen ve yürümeyen Aydın seçmenleri. Biz istemeden bir hata yaptık. Dinimizin gereklerini yerine getiremedik. Seçimlerde defalarca bizi mağlup eden rakibimize kinlendik ve hırsımızın kurbanı olduk. Fakat hatamızı gördük. Kul hakkı yediğimiz için çok pişmanız. Hem mağdur ettiğimiz kişi ve kişilerden ve de onların yakınlarından, tabiiki bir de sizlerden özür dileriz." demeleri gerekmez mi? Sonra da, "Allah'ın sen affedersin… Affetmeyi seversin… Bizleri de affeyle…" diye dua edip, uykusuzluktan ve yorgunluktan bitap düşene kadar rekatlarca tövbe namazı kılmaları icap etmez mi?
Taktirini hem kendilerine hem de Aydın kamuoyuna bırakıyorum.
Yazıma konu etteğim fütursuzluk yıllardır Aydın'da yaşanıyor ve 30 Mart 2014 yerel seçimleriyle birlikte iyice arttı.
İftira, yalan, kişilik haklarına saldırının önüne ne yazık ki, geçilemiyor.
Bir tarafta arsızca saldıran bir topluluk, bir tarafta ise yasalar nezdinde haklarını aramaya çalışan dürüst bir belediye başkanı…
Yine bir taratfa çirkin saldırılarla günden güne küçülen bir topluluk, karşısında siyasi rakiplerinin seviyesine düşmeden mücadele eden ve her geçen gün güçlenerek büyüyen bir kadın, bir anne…
…Ve yine O'nun yanında, kendisinden sevgisini biran olsun esirgemeyen ailesinin sevgisi…
…Ve herkese nasip olmayacak, O'nu bugünlere getiren Aydın halkının desteği…
Varın gerisini siz düşünün artık...
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1995 Gerçek Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 736 54 81 | Faks : 0 532 736 54 81 | Haber Scripti: CM Bilişim