Akşamları Söke’de insan kalmıyor

E. TURGUT TEKİN

 

Biz basıncılar, olayları fazla mı abartıyoruz. Dertlere derman olmaya çalışıyoruz. Yoksa Söke’de bizden başka herkes mi rahat içinde!..    

 

Bazı okuyucularım diyecek ki, “Hoca saçmalıyor mu, ne?” doğrudur. Bazen saçmaladıklarım da oluyor. Bazı konular ben istesem de istemesem de beni saçmalatıyor. Yenicami Mahallesi Değirmen Caddesi esnafları komşularım oldukları için yazılarımı okuyor ve eleştirilerini gelip bana anlatıyorlar. Kahveci Mehmet’in oraya günde üç beş gazete bırakıyorum. Onlar da okuyorlar ve diyorlar ki:

 

“-Hocam, siz Sökeliler’in nesine acıyorsunuz? Onların tuzu kuru olmasa altlarında lüks arabalar, hergün yazlıklara gider gelirler mi? Demek ki işleri iyi ve gidip gelebiliyorlar. Baksana akşamları, Söke’de insan kalmıyor. Hepsi Akbük, Didim, Mavişehir, Güzelçamlı, Davutlar ve Kuşadası’ndaki yazlıklarına akşam gidiyor, sabah dönüyorlar. Bunların işleri iyi olmasa, oralara gidip gelebilirler mi?”

 

Bazıları ise şöyle diyor;

 

“-Hiç boşuna uğraşmayın. Söke’de hiçbirşey olmaz. Parası olanlar, fabrika yerine otel, yazlık ve lüks inşaat yapıp satıyorlar. Söke’nin parası oralara gidiyor. Sökeli, Söke’ye yatırım yapmazken, dıştan gelen niye yapsın ki?” diyenlerde oluyor.

 

Köylüler ise, “Bazıları derin kuyulardan dönümünü 17,50 YTL.ye mal ederek pamuk suluyoruz. Bu pamuğu kaça satacağız da para kazanacağız” diyorlar. Daha konuşulanlar çok, ama hepsini nasıl olsa yazamayız. Zaten yazsakta kimse okumuyor ki!.. Geçenlerde telefonumuza gelen halkın isteklerini yazdık. Bunların başında “Trafik Konusu” geliyordu. Kim okudu, kimden bir ses çıktı? Sanki Söke’de trafikle ilgilenecek bir kişi yokmuş gibi. Onlar kendilerini yok sayıyorlarsa, biz yazsak ne çıkar, yazmasak ne çıkar?

 

Söke’de şu günlerde herkes uykuya yatmış gibi. Belki de sıcakların etkisi var. Kuraklık ve aşırı derecede ısınan hava insanları bazı konularda bunaltıyor. Yöneticiler, bu bunalımı ençok hissedenler olacak ki, onlar da sokaklardaki gayri nizami park sorununu görmüyorlar. Şehiriçi dolmuşlarına İstasyon Caddesi’nde iki durak ayrılmıştır. Biri Göktepe Pasajı karşısında ve biri de Çallı Marketin yanında. Bu duraklarda şehiriçi minübüsleri indi bindi yapıyorlar. Yaşlılar var inen binen, çocuklar var inen binen, hamile kadınlar var inen binen, hastalar var inen binen. Bu duraklarda ne oluyor biliyor musunuz? Adam geliyor, burayı birden boş bulunca tam ortasına park ediyor. Dolmuş geliyor, tam yolcu indirecek, binderecek, bir türlü yanaşamıyor. Onun yerini işgal eden sözde sürücü, acaba düşünmekten yoksun biri mi? Yoksa inadına mı yapıyor? Bazen bu duraklarda beklerken, Söke’nin ne kadar sahipsiz olduğunu çok daha iyi anlıyorum. Böyle özel alanlara park etmenin o alanları kullananlara saygısızlık olduğunu acaba gerçekten bu insanlar anlamıyorlar mı? Yoksa bu toplum için ayrılmış bir küçük alan demekten çok mu yoksunlar? İnsan biraz düşünmez mi? Bilmem, ülke sahipsiz olunca kim kimi düşünür ki? Hani yöneticilerimiz ne gün için varlar? Söke’de trafik zorununu çözmeyenlerden biz başka ne bekleyebiliriz? Gücenmesinler de ben hiçte bunları yazmak istemiyordum. Ama hergün Söke’nin kötüye gitmesine de dayanmak için, bu kentte yaşamamak gerek. Bana inanmayanlar, çıksınlar sokaklarda sıradan bir vatandaş gibi yürüsünler. Bizden daha iyilerini görecekler.

 

Evet akşamları gerçekten de Söke’de insan kalmıyor. Bizim kimsenin malında, parasında gözümüz yok. Allah herkese daha çok versin. Madem ki, akşamları bunca insan yazlığa bunca benzin yakarak gidiyorsa, onların tuzları kuru demektir. Şikayetleri de yok demektir. Birgün yazılarımı okuyan bir yönetici bana telefonda aynen şunları söylüyor: “Sizler gazeteciler herşeyi abartıyorsunuz. Şimdiye kadar Söke’nin trafiği ile ilgili bir şikayet dilekçesi önüme konmadı. Konu dediğiniz gibi olsa, günde en az onbeş dilekçe önüme gelir. Şikayet yok, demek ki herkes memnun. Yaygarayı basan sizlersiniz” Evet bu yönetici haklı değil mi? Ona şikayet dilekçesi gitmezse, o ne işlem yapsın?

 

Ben diyorum ki, Söke’de herşey mükemmel. Sorunları bizler, yani yazarlar yaratıyoruz. Yazdıklarımız hep yalan yanlış şeyler. Söke’de herşey gül ve gülistan. Ne trafik sorunu var, ne de işsizlik. Ne kuraktan etkilenenler var ve ne de esnafın işleri kötü. Aferim Söke sana. Herşeyinle mamur, mükemmel bir kentsin. Dünyada sorunlar var, sende sorunlar yoktur. Işıkların pırıl pırıl, gecelerin cıvıl cıvıl. Herkesin altında arabası, gündüz işinde gece yazlığında. Sabah ilk saatleri ile, akşamın son saatlerinde birer deniz keyfi yapmak hangi kentte vardır? Bana bir örnek gösterir misiniz? Söke’li zengin, hiç bizim yazdıklarımıza ihtiyacı yoktur. Kim demiş Söke’de trafik yok! Hadi canım sende. Ensar Turgut Tekin’mi? O zaten herşeyi abaartır, boşver, işine bak!...