Ali Fırat’ın kaleme aldığı son metin, gazetecilikten çok hedef seçme refleksiyle yazılmış bir içerik izlenimi vermektedir.
Ancak en temel sorun şudur: yazının muhatabı yanlış belirlenmiştir.
Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel hakkında bir şey yazılabilir, eleştiri yapılabilir, soru sorulabilir. Bu gazeteciliğin doğasında vardır. Fakat bir siyasetçinin ailesini, eşini ve özel yaşam alanını merkeze alarak kurulan bir anlatının muhatabı artık kamuoyu değil, doğrudan hedef haline getirilen kişilerdir.
Burada mesele ne bilgi eksikliği ne de yorum farkıdır. Mesele, kime ne sorulduğunun karıştırılmasıdır.
Ama en temel gerçek gözden kaçırılıyor:
Bir gazeteci, muhatabını yanlış seçtiğinde yazı güçlenmez, tersine çöker.
Ali Fırat’a şu da söylenmelidir:
Özgün olmayı bırakıp başkasının diliyle yazılan metinler, ne güçlü olur ne inandırıcı. Eğer ortaya konulan şey kendi fikrin değilse, o metin gazetecilik değil tekrar üretimidir. Kalem, başkasının gölgesinde yazmaya başladığında kendi ağırlığını da kaybeder.
Ali Fırat, Bugün ortada bir tartışma varsa kendin ol. Bırak artık başkalarının yazıp yolladıklarını paylaşmayı. Aksi halde ortaya çıkan şey gazetecilik değil, yönlendirilmiş bir hedef gösterme metnidir.
Ben bu yazının içinde bir gazeteci olarak net konuşuyorum:
Ali Fırat’ın metni soru sormuyor, muhatap arıyor. Ve muhatabı da yanlış yerde buluyor.
Bir gazetecinin gücü çok yazmasında değil, doğru yere bakmasındadır.
Burada o bakış yoktur
Kalın Sağlıcakla...