ANAYASA KOMİSYONU DAĞILDI

 

Anayasa Uzlaşma Komisyonu, sonunda dağıldı. Bu işin böyle sonuçlanacağı belliydi.

Komisyon üyelerinden birileri, Türk adını Anayasa’dan silmek ve yerine Türkiyeli kavramını getirmek istiyordu.

Komisyonun çalışmalarını aksatan konu Başkanlık sistemiydi. CHP ile MHP kesinlikle “hayır!” dedi.

BDP özerklik istedi. Eyalet sistemini savundu. CHP ile MHP “Üniter yapıyı bozar, olmaz” dedi.

Gördüğünüz gibi dört parti temsilcilerinden oluşan Anayasa Uzlaşma Komisyonu, çalışamaz duruma geldi. Bugüne kadar ancak 150 madde üzerinde anlaşma sağlanıp, kaleme alındı.

Ancak Anayasa’nın yazımı durmaz. Komisyon CHP ve MHP’siz çalışmalarına devam edecek. Bundan sonraki süreçte yeni Anayasa’nın daha neleri içereceği merak konusu. Çünkü BDP’nin bitmez tükenmez istekleri var. Hükümet bütün bu isteklere, “Evet” der mi? İktidarın bütün amacı Türkiye’ye başkanlık sistemini getirmek. Bunun için ilk etapta 330’u bulmak için BDP’nin oyu gerekli. Kısacası Anayasa taslağının halk oyuna sunulduğunu düşünelim. Halk referandumda, Başkanlık sistemine “Evet” der mi? Yapılan kamuoyu araştırmalarında halkın başkanlık sistemine sıcak bakmadığı görülüyor. Eğer iktidarın bütün çabası, Türkiye’ye başkanlık sistemini getirmekse, bunun garantisi yok. O zaman ne olacak? Artı iktidar, “değişim” dediği süreçte çok büyük oranda oy kaybettiğinin farkında değil. Belki farkında da, “Vatandaş nasıl olsa bize oy verir” diye düşünüyor.

 

MİLLETVEKİLLERİ TOPLUMUN EN MUTLU

İNSANLARI

Bizler oldum olası milletvekillerine büyük saygı gösterir, onları olağanüstü varlıklar olarak görürüz.

Oysa onların sıfatları vekil, bizler ise asiliz. Dünya üzerinde asilin vekilini başının üstünde gezdirdiği görülmüş müdür?

Ama halkımız bunu yapıyor. Ben ayrıca vekillerimizin baş tacı yapılacak kadar kusursuz olduklarına inanmıyorum. Çünkü bizlerden çok farklı düşünüyorlar.

Mesela millet geçim sıkıntısı içinde kıvranırken, dört partinin milletvekilleri mecliste bir araya gelip, maaşlarını artıracak tasarıya imzayı koydular. Oysa vekillerin bir çoğu çift maaş alıyor. Yani iki yılda emekli oldukları için hem emekli maaşını, hem de milletvekili maaşını ceplerine indiriyorlar. Yani aldıkları para yaklaşık 20 bin lira. Sadece yollukları 4.500 lira, gerisini siz hesaplayın artık.

Milletvekillerine tanınan haklar bu kadarla kalmıyor. Onlara verilen haklar, kimseye verilmiyor. Bir sekreter, bir danışman ve buna şimdi makam şoförü de eklendi. Az daha unutuyordum, cep telefonu masrafları şirketten, sağlık hizmeti aileler dahil beleş. Trafikte ceza yok, geçiş üstünlüğü var. Silah ruhsatlarında süre ve harç yok. Ölümüne kadar bu haklardan yararlanacak.

Peki böylesine haklardan yararlanan milletvekillerini kim seçiyor?

Sakın bana, “Siz seçiyorsunuz” demeyin. Onları bildiğiniz gibi Parti Genel Başkanları seçiyor. Sonra önümüze koyup, “bunları seçin” diyorlar.

Milletvekillerine vekalet verenin vay haline. Benim burada anlayamadığım konu, mecliste birbirlerine yeri geldiğinde ana avrat söven, gırtlaklayan vekiller, iş çıkar oldu mu, anında soluksuz bir araya geliyorlar. Maaşlara nasıl zam yapacağız  diye planlar hazırlıyorlar. Kendi yararlarına olan konularda çok mahirler. Milletvekili maaşlarını 2,250 TL artıran yasa maddesinin inceliğine bakın:

“Milletvekillerine aylık ödeme tutarının yarısı kadar yolluk verilir”

Milletvekillerinin yollukları 4.500 TL. olduğuna göre yarısı, 2 bin 250 TL. olur. İşte bu 2.250 TL bundan sonra milletvekillerinin aylıklarına eklenecek. İçlerinden biri çıkıp “Ben bu parayı alamam. Buna hakkım yok” diyemedi. Milletvekili maaşlarına ilave edilecek zam miktarı asgari ücretle çalışan üç kişinin maaşına eşit! Allah aşkına, millete böyle vekillik olur mu?

Millet geçim sıkıntısından kıvranırken, onlar milletin onlara tanıdıkları hakları doyusuzca kullanıyorlar.

Vekil asil olmuş. Asil bu ortamda sesini kimseye duyuramamış. Gün ola harman ola... İnşallah bu ülkeye bir gün demokrasi gelir de, bu konuları hiç konuşmayız.

Başka söyleyecek söz bulamıyorum.  Ne diyelim kader utansın.