BAŞBAKAN NİÇİN “YUH”LANDI?...

FARUK HAKSAL

Başbakan, yeni stada tam 310 trilyon harcadıklarını söylüyor…

Hayır diyor, hesap 310 trilyonla da kapanmıyor.

Metro inşaatı ve kavşakların yapılması için harcanan parayı da katarsak biz bu işe tam 600 trilyon harcadık…

Üstelik aynı konuşmanın hiddeti içinde Başbakan, Galatasaray Kulübü’ne henüz stadın “kullanım hakkı”nın verilmemiş olduğunu da [her nedense] belirtmek ihtiyacını duyuyor…

Biz dediği kim?..

TOKİ!..

Peki TOKİ nedir?

Başbakanlığı bağlı Toplu Konut İdaresi adı verilen bir kurum…

Ama nasıl bir “resmi” kurum ise, finansörleri [ya da daha açık bir ifade ile ortakları] özel kişiler [yani yabancı sermaye olan] bir “ucube”…

Üstelik yabancı ortak bu kez İslami sermaye…

Hoppala!..

Ve… “Galatasaray Kulübü’nün bu çorbada bir Allahın kuruşu yok,” diye devam ediyor Sayın Başbakan…

Eğer siz, İslami sermaye, global çok uluslu şirketler ve işbirlikçi finans kuruluşları arasında üçgen biçiminde bir “mekik ekonomisi” kurarsanız, sonunda kuruşu da işte böyle Allah’ın adıyla anmaya kadar ulaştırırsınız “iş”i…

Peki, “Allah’ın kuruşu”nun piyasa argümanı haline dönüştüğü bir ortamda lira ne olacak?.. Dolar hangi kutsal zemine tırmanacak?.. Avro’nun haline kim bakacak?..

Geçiyoruz…

TOKİ”nin bir de kanunu var bittabi…

TOKİ Kanunu’nda kaynakların nerelere harcanacağı tek tek, kalem kalem yazılmış, tespit edilmiş.

Okuyoruz:

TOKİ’nin kaynakları,

1.-    Öncelikle, “ferdi ve toplu konut kredisi verilmesi, köy mimarisinin geliştirilmesine, gecekondu alanlarının dönüşümüne, tarihi doku ve yöresel mimarinin korunup, yenilenmesine yönelik projelere kredi verilmesi ve kredilerde faiz sübvansiyonu yapılması”nda kullanılabilir…

2.-    Sonra, “toplu konut alanlarına arsa temin edilmesi ve araştırma, turizm alt yapıları, konut alt yapıları, okul, karakol, ibadethane, sağlık tesisleri, gibi  spor tesisleri, postane, çocuk parkları, benzeri tesisler ve konut sektörü sanayini teşvik için YATIRIM VE İŞLETME KREDİSİ VERİLMESİ’nde kullanılabilir.

3.-    Ve bir de, “afet mahallerinde konut yapımının teşvik ve desteklenmesi için kullanılabilir…

Şimdi diyeceksiniz ki, yukarıda 2. madde içinde “spor” kelimesi de geçiyor…

Evet geçiyor ama madde, spor tesislerine ancak kredi verilebileceğinden söz ediyor…

TOKİ’nin sermayesinin önemli bir kısmı vatandaşın vergileri ile oluşuyor.

Ve bir Başbakan ortalığa çıkıp, “biz Galatasaray Kulübü için 600 trilyon harcadık, karşılığı bu mu olacaktı deyip,” teessüflerini bildirip, alınganlık gösterebiliyor…

- Kimin parasını kime bağışlıyorsunuz Sayın Başbakan?..

Ortada çok açık ve gayetle net bir kanun maddesi varken, siz bunca parayı nasıl ve hangi yetki ile har vurup harman savuruyorsunuz?..

Bu ölçüde modern ve çağdaş bir stadın yapılması kötü mü olmuştur?..

Hayır kötü olmamış; hatta çok da iyi olmuştur.

Ama bir ülkede kanunlar olmalıdır.

Kanun hâkimiyeti ülkede yaşayan herkese egemen olabilmelidir.

Kanun, plan, program, kamu yararı, ulusal çıkar gibi ilkeler devlet yönetimin esasları haline getirilmelidir.

Başbakan da olsa hiçbir kişinin iradesi, her kanunun, her usulün, her türlü plan ve programın üzerine çıkamamalı, ferman haline dönüşememelidir…

Aksi halde o ülkenin ne türden bir sistemle yönetildiğini anlamak imkânsız bir hale gelebilir.

Ve bütün bu olup bitenlerin baş sorumlusu durumundaki bir Başbakan’ın başına o görkemli açılış gününde böyle olmadık işler gelebilir…

Ama bu sonuç, kendisini doğuran nedenlerin bir neticesidir.

Alelade bir kader değil!..