BATI DEMOKRASİSİ ve “GERÇEK” DEMOKRASİ…

FARUK HAKSAL

 

 

Demokrasi, herkesin düşüncelerini öteki insanlara özgürce ve eşit olanaklarla ulaştırabilmesi imkânını  sağlar…

Yalnız, bu ifade biçiminde birden çok aldatıcı kavram yer almaktadır.

Bu kısa cümle dikkatle okunup, analiz edilirse bu aldatıcı kavramların önü kesilir ve sonuç olarak görevlerini yerine getiremezler.

Öncelikle, “imkânını sağlar” sözcüklerine değinmek gerekir.

Çünkü, altını  çizmeye çalıştığımız gerçeğin, ana-maddesi bu iki sözcüğün temeline gizlenmiş bulunmaktadır.

Dikkat edilirse…  “sağlar” denmiyor!.. İmkânını sağlar, deniyor.

İşte, sorunun püf noktası buradan başlamaktadır… Başlamakta ve böylece süre gelerek, demokrasi kavramını, sosyal pratik içinde tam tersine [ustaca] ulaştırmaktadır…

Gerçek demokrasi ile yaşadığımız zaman dilimi içinde emperyalizmin bir keskin silahı haline dönüştürülmüş olan “batı” demokrasisi, işte bu püf noktasında birbirlerinden ayrılmaktadırlar...

Bu tanımlamaya göre “Batı” demokrasilerinde insanlar, düşüncelerini öteki insanlara özgürce ve eşit olanaklarla ulaştırabilme “imkânı”na sahiptirler.

Ama… Bu imkânı  somut bir gerçek hale getirebilirler mi?

İmkânları “eşit” olarak kullanabilirler mi?

Ellerinde yeterli medya olanakları yoksa, düşüncelerini öteki insanlara ulaştırabilecek araçlara sahip değillerse… Sözü edilen bu “imkan”a nasıl sahip olabileceklerdir?..

Bir örnek sanıyorum bu düşünceleri daha açık olarak izleme olanağını sağlayacaktır.

Demokratik mücadele içinde küçük partiler vardır, büyük partiler vardır.

Küçük parti, ürettiği düşünceler, programı ve lider kadrosu halkın çoğunluğu tarafından fazla tercih edilmeyen partidir.

Büyük parti ise, tam tersine, düşünceleri, program hedefleri ve yönetici kadrosu ile halkın büyük çoğunluğunun güven ve beğenisine sahip olmuş  partidir.

Bu noktada gerçek bir demokrasi için olmazsa olmaz olan unsur, küçük ya da büyük, her partinin, kendi düşüncelerini, programını ve lider kadrosunu halka [gerçekten] eşit olanaklarla sunabilmesinin sağlanmasıdır…

Siyasi partiler kendilerini halka medya aracılığı ile tanıtırlar.

Biçimsel demokrasilerde ise medya, siyasi partilerin halka eşit olarak tanıtılmasını  değil… Tam tersine, eşit olmayan bir adaletsiz içinde tanıtılmamasının bir aracıdır.

Büyük siyasi parti, suyun başına oturduğu için… ya da oturmak üzere hazırlıklarını yaptığı için, iş çevrelerinin, her türlü medya araçlarının tümüyle egemenidir…

A partisinin lideri öksürdüğünde, Edirne’den Kars’a kadar tüm yurttaşlar yerlerinden sıçrayabilirler…

Küçük partinin lideri, ülkenin sorunlarına olağanüstü bir çözüm getirdiğinde ise sesini, oturduğu mahallenin yarısı tarafından dahi duyulmayabilir…

Çünkü, kapitalist ilişkilerin egemen olduğu toplum düzenlerinde medya organları, bu çok önemli çözümü halka götürmekle yükümlü kamusal organlar olarak görev yapmazlar.

Onlar sadece kendilerine verilen görevleri yerine getirirler. Ve vadesi geldiğinde de, paralarını  alıp, yollarına devam ederler…

Gerçek bir demokrasi, her düşüncenin halka eşit olanaklar içinde ve özgürce ulaşabildiği, “para” egemenliğinin adalete boyun eğdiği ve insanların, maddi zenginlikleri ile değil, kafa, yürek ve gönül zenginlikleri itibariyle değerlendirildiği bir düzenindir…

Ve gerçek demokrasi, ancak ve ancak sözünü ettiğimiz bu olanakların sağlandığı bir düzende kurulabilir, yaşayabilir ve insanları mutlu ve özgür kılabilir.