BİZİM KAHVEHANE

ABDULLAH ZİYA KABAK

 

 

Nihayet birinci cemre düştü. Bundan sonra, soğuklar olsa da sayılı olacaktır. Hava açık kahvehane hıncahınç doluydu. Basın masası bile okeycilere satılmıştı. Gümüş saçlı adam, boş bir sandalye bulamadı. Kapıdan çıkmak üzereydi ki, Zühtü bey ile Yılmaz bey geldiler.

Ayaküstü selamlaştıktan sonra, şef Osman, bir masa ayarlamış, onları davet etti.

Zühtü Bey ve arkadaşları, geriye dönmek zorunda kaldılar. Şef Osman, kendisini affettirmek için üç çay getirip masaya koydu:

- Beni affetmenizi istiyorum. Burası benim malım değil. İstemeden de olsa bazı aksaklıklar oluyor. Tekrar sizlerden özür diliyorum hocalarım' dedi.

Zühtü Bey ve arkadaşları, Osman'ın cana yakın davranışından dolayı barış imzaladılar. Çaylar tazelendi. Zühtü Bey, kahvehane kalabalık olmasına rağmen, yaş sırasına göre sözü gümüş adama verdi. Gümüş adam:

- Çeyrek asırdan beri ilk kez Büyük Menderes taşkın verdi. Dolaysıyla Söke Ovası’nın bir kısmı sular altında kaldı. Üstelik dağıtım şirketine ait bir kuryeyi kurban verdik. Oysa bu boşa akan suları, yıllarca hasretini çekmiştik. Birkaç ay sonra, bir damlasını mumla aranacaktır. Menderes Nehri, kurumuş yıllarında, imar edilip belirli aralıklarla su önüne set yapılmış olunsaydı, on iki ay su kullandırılırdı. Ama bu su böyle akar, biz Türkler onu bakar. Oysa boşa akan sular çiftçiye ilgilendiriyor. Ama onlar, kendi haklarını bile sahip çıkmadıklarını gördük. Geçenlerde Söke çiftçisi, miting düzenleyeceklerdi. Ne var ki beş binin üzerinde bulunan çiftçiler, hiçbir sorunları yokmuş gibi davranarak mitinge gelmediler. Ama davetliler oradaydı. Öte yandan Söke çiftçisi, yıllarca zarar ettikleri halde devlete karşı özveride bulunup görevlerini yerine getiriyorlar. Acaba hükümet, kendisine düşeni yerine getiriyor mu? dedi.

İkinci sözü Yılmaz bey aldı. Yılmaz Bey:

- Söke de siyaset henüz ısınmamışken, mahalle muhtar adayları, birbirleriyle kıyassıya yarış içine girdiler. Onlar, mahalle sakinlerine verdikleri taahhütleri, belediye başkan adayları vermiyorlar. Kendilerine tebrik etmemek elde değil. Öte yandan, belediye başkan adaylarının henüz sofraya hitap edecek bir tasarımları yok. Herkes rötuşla uğraşıyor. Oysa Söke'nin derhal para girdisine ihtiyacı vardır. Bunun üzerinde proje üretilmesi lazımdır. Mevcut hükümet, Söke'ye iş başına geldiğinden bu yana gözden çıkarmıştır. Söke'yi zengin ve kalkınmış gözüyle bakılıyor. Eğer bir araştıracak olursak, okulların birçoğunun ismi özeldir. Hastane odaların isimleri özeldir. Yani hayır sevenler tarafından organize edildiğini görürüz. Geçmişteki hükümetler Söke'yi nasıl baktılarsa, bu hükümette onlar gibi bakıyor. Önce benden ol, sonra yatırım gelsin. Ama başka bölgelere gelince, her şey mubah sayılıyor” dedi.

Zühtü Bey, son konuşmacı olarak söze katıldı:

- Geçen hata Söke'nin kültüründen konuşmuştuk. Ben o konuyu biraz da açmak istiyorum. Kuşadası, yıllar önce Beyaz Güvercin adıyla şarkı yarışması düzenledi. Bu yarışma, birinci ve ikinci yıllarında kendisi gösterdi. Yarışmada, birinciliği ikinciliği ve üçüncülüğü kazananlar, Türkiye satında isimlerini duyurdular. Bazıları da meşhur oldular. Yıllar geçtikçe, Kuşadası Beyaz Güvercin Müzik Yarışması, Kuşadası'nın markası oldu. Turizmin yanı sıra, beyaz güvercinle kültürünü perçinleştirdi. Söke'nin yirmiye geçkin kitabı bulunan şair ve yazarı vardır. Bu ustalar ile Söke'nin sivil toplum örgütleri bir araya gelerek, Türk edebiyatında bir yer edinilemez mi? İstenilirse elbette edilir. Yeter ki (A) takımı istesin dedi.

Şef Osman, yeni demlediği taze çaydan servisine başladı. Basın masasına da üç çay bıraktı. Masadan ayrılırken:

- Bu çaylar, yedeğin altındandır beyler dedi.

Zühtü ve arkadaşları, haftaya buluşmak üzere oturumu kapattılar.