BÜYÜK ŞEHRİN AYAK SESLERİ

E. TURGUT TEKİN

 

CHP Söke Belediye Başkan Adayı Sayın Süleyman Toyran, 8 Ocak 2014 Çarşamba günü, Söke basın mensupları ile kahvaltılı bir basın  toplantısı yaptı. Toplantıya CHP Söke İlçe Örgütü, Söke yerel Basın mensupları katıldı. Bu toplantı Sayın Toyran'ın aday olduktan sonraki 2014 yılının ilk toplantısı idi. Biz onu Ticaret Odası Başkanı olduğu yıllardan tanıdığımız için kendisine alışkındık, hiç yadırgamadık.

2014 yılında yapılacak bu yerel belediye seçimleri hem adaylar için ve hemde basın için yeni bir seçimdir. Yani hepimiz için bir deneme seçimleri olacak. Bu nedenle Sayın Toyran, eski yıllarda olduğu gibi süslü püslü projeler ile basının önüne çıkmadı. Çıkmasıda doğru değildi. Çünkü Bazı projeler ki bunlar ana projeler olacak, bu projeleri Büyük Şehir Belediyesi kapsamında yapmak ve birlikte uygulamak esas olduğundan, bu tür projeler, kentin envanterinden sonra gerçek anlamda ortaya konar ve yapılırlar. Bu da Büyük Şehir Bütünlüğü içinde olur. Bu duruma göre, önümüze iki tip hizmet projeleri ortaya konacaktır. Bu iki tip Projeler şunlardır:

1) Büyük Şehir Projeleri: Bu projeler, Aydın ili bir bütün olarak ele alınarak, düşünülüp, tasarlanmış olan büyük projelerdir. Hem Aydın'ı ve hem Söke'yi alakadar ederler. Proje büyük olduğu için, büyük yatırım isterler. Böyle projelere devletten bile destek alınır. Bu tip büyük projeler, Büyük Şehir kapsamı içinde, planlanır ve uygulamaya konur. Ama burada yerel belediyeye düşen görevlerde var. Kendi mahalinde Büyük Şehir Belediyesince yapılacak ve uygulamaya konacak olan proje taslağını gerekçeleri ile ön proje olarak hazırlar, Büyük Şehir Belediye Başkanlığına sunarak, orada savunarak, Büyük Şehir Belediye Yönetimini inandırarak kabül ettirir. Buna bir güzel örnek verelim:

AYDIN'A BİR LİMAN KAZANDIRILMASI

PROJESİ OLSUN

Bu proje Aydın Büyük Şehir Belediyesi kapsama alanında olduğu için bu plana önce uygun bir yer seçilir. Seçilen bu yerin bütün özellikleri taslakta ortaya konur. Amaçları ve ilkeleri ile sağlayacağı ekonomik fonksiyonları belirtilir. Ondan sonra Büyük Şehir programına alınması için teklif ve savunmada bulunulur. Bu gün Aydın'ilinin  üç ilçesinin denize kıyıları olmasına rağmen bu kıyılardan rant sağlayan iki ilçe vardır. Söke ise hiç rant sağlamıyor. Didim plajlarından, Kuşadası yine öyle. Söke'nin ise kendi sınırları içinde kalan bir limandan yararlanarak buradan belli bir rant ve herekat  sağlamalıdır. Kendi Limanı için kendi kıyılarını seçmesi normaldır. Bu seçime denize kıyısı olan diğer belediyelerde talip olacaktır. Onlarında haklı dilekleri olur. Örneğin Didim Belediye Başkanı, kendi sınırları içinde yapılmasını ister. Hatta Kuşadası bile ister. Büyük Şehir Belediye Başkanı bu istekleri inceler ve değerlendirir. Nitekim, Didim Belediye Başkanı, duyumlarımıza göre; böyle bir limanın Taşburun kıyılarında yapılmasını istiyormuş. Bu yolda bir talepte bulunduğunu farz edelim. Söke Belediyesi Başkanı da Karina ve biraz daha ilerisinde kurulmasını istiyor. Şimdi Büyükşehir Belediyesi seçimi nasıl yapacak? Önce bu iki alanın coğrafi ve fiziki yapılarını inceletecek. Hangisi uygun ve verimli olursa onu seçecek. Farz et ki ben Büyük Şehir Belediye Başkanıyım. Ne yapmalıyım? Önce Taşburun ve çevresini inceliyelim:

TAŞBURUN'DA LİMAN OLUR MU?

Burasıda Karina gibi, Büyük Menderes Deltası ve Bafa Gölü Tabiat Parkı sınırları içindedir. Ama Büyük Menderes ırmağının deltasının ağzındadır. Balıkların yavru üretme alanı içinde kaldığı için uygun bir alan değildir. İkincisi yıllardan beri Taşburun Söke, Didim, Aydın'ın balık deposudur. Dünyanın her yerinde büyük ırmakların denize döküldüğü haliçler balık üretme alanları olduğu için limanlar buralardan uzak yerlerde yapılır. Bu nedenle burası böyle bir limana uygun değildir. Didim baştan beri bir turizim kenti olarak planlandığı için bütün kıyıları birer doğal plaj gibi görülerek temiz tutulmalıdır. Asla sanayi ve liman artıkları ile kirletilmemelidir. Tarihi Panormas Limanı bile Cumhuriyetten sonra, Didim'de turizim başlar başlamaz işletmeye kapatılmıştır. Sonra, çok sığ bir yapıya sahip olduğundan büyük tonajlı gemilerin bu limana yanaşması söz konusu olamaz. Büyük Menderes ise bu körfezi doldurmaktadır. Otoyola ve Demir yoluna ters düşmektedir. Oraya yol yapmak daha masraflı ve su taşkınlarında ise ulaşım hele demir yolu ulaşımı imkansız hale gelir. Bu açıdan konuya baktığınızda, burası uygun bir liman yeri değildir.

KARİNA'DA LİMAN OLUR MU?

Bugünkü Yenidoğanbey Köyünü 15 km. Dilek Yarımadası boyunca içeri girince, sağı kayalık, solu derin bir kıyı görürsünüz. Buralar hazineye ait olup, özel kişilere ait araziler içermez. Kuzeyden Dilek Dağları tarafından  çevrili olduğu için rüzgarları keserek doğal liman oluşturuyor. Büyük Menderes ırmağı tehditi altında değil. Balıkların üremesine engel değildir. Lagünler ve delta içerde kalmaktadır. Takriben Söke'ye 50 Km. uzaktadır. Otoyol ve demiryolu limana kadar uzatılabilir. Dağların kıyısından geçtiği için verimli araziye engel olmadığı gibi, büyük köprüler ve tüneller de gerekmez. Liman kaya dolgu olacağından malzeme yerinde vardır. Akdeniz'e ve Anadoluya en uygun yerdedir. Bu liman tarihte en az bin yıl kullanılmıştır. Arkasında çok güçlü kaynakları olan bir hinterlant ağına sahip olduğu gibi Akdeniz'i ve Atlas Okyanusunu Asya'ya bağlayan en uygun limandır. Burası, Aydın ve Denizli'nin can damarıdır. Bu liman için iki başbakan, beş bakan ve bir Cumhurbaşkanı sıcak bakıyordu. Rahmetli Adnan Kahveci, Recep Yazıcıoğlu ve benim rüyalarımızın projesi idi. Ankara'da Meclis lokantasında yemek yerken Vali Recep Bey bana:

- Hocam, Karina Limanı Projesini Adnan Bey'e kısaca anlatsana! Ona peçete üzerine çizdiğim projeyi anlatınca hayretle dinledi. Rahmetli meclisteki odasına gittiğimizde haritaya bakarak:

- Bizim planlamacılarda göz yok! Böyle coğrafi konuma sahip bir güzergah hiç gözden kaçar mı? Bizimkiler dünyada varsa, yoksa istanbul diyor. Al işte sana bir yeni ithalat ve ihracat limanı. Recep Bey, gülerek kafasını salladıktan sonra:

- Biz, "Aydın ili strateik planını" yaptırırken, böyle güzel projeleri ortaya koyarak Aydın'a kazandırmaya çalışırken, Aydınlı politikacılar, meyhanelerde, içki masalarında beni nasıl sürdüreceklerinin planlarını yapıyorlar. Hiç boşuna heveslenmeyin, Aydın bu limanı yapmaz!

Şimdi açık açık yazıyoruz. İster CHP, İster MHP, ister AKP herhangisi seçilirse seçilçilsin, Aydın'a bu limanı kazandırmak zorundadır. Biz barlar, pavyonlar, istemiyorruz. Onları zaten yapmışlar. Biz çocuklarımızın ve ülkemizin geleceğine, yararlı olacak böyle projeler istiyoruz. Aydın'a Güneybatı Ege'de bir ikinci İzmit-İstanbul yaratacak böyle projeler istiyoruz. Hiç kimse ipe un sarmasın. Aydın ve Denizli illerinden ihraç edilecek çok madde vardır. Bir ara Çine'de İşletilen Kaltun Madencilik yapımı hiçte kolay olmayacak Aydın-Çine- Güllük demir yolu projesini yaptırmaya kalktı. Böyle imkansız projelerin peşinden koşacaklarına, Karine Liman  projesine dönerlerse daha iyi ederler. Çünkü aynı madenden dışa gönderilen Beşparmak Dağları'nda da var. Bu liman ve bağlantı yolları yapıldı mı? Ne Çineye demir yolu ve nede Güllük limanına gerek kalır.

Aydın Büyük Şehir Belediyesi'nin ayak sesleri

Karina'dan geçer.!

İkinci Projeleri Mahalle belediyeleri yapıyor ki onlar genelde rutin işlerdir. Yani artık Büyük Şehir dışındaki ilçe belediyeleri fazla fonksiyonu ve yetkisi olan belediyeler değildir. Ağırlık Büyük şehir Belediyesinde olacaktır. Bu nedenle ilçe belediyelerinin büyük şehir belediyesi ile uyum içine girerek, projelerinin pazarlıklarını yapmalıdırlar. Biz Sökeliler'in kozu açık. Karina Limanı Projesi Aydın'a yakışır. Seslendirenlere ses vereceğiz!