CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Süleyman Bülbül, TBMM Genel Kurulu’nda Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerinde konuştu.
Bülbül, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in tutuklanmasına tepki göstererek şunları söyledi:
“Meclis’in, Birinci Meclis’in, İkinci Meclis’in ve Anıtkabir'in kalbi olan Çankaya’da iki gün önce operasyon yapıldı. 366 bin oyla, Çankaya halkının iradesiyle seçilen Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner hakkında saat 04.30 - 05.00’te şafak operasyonu yapılıyor. Hakkında 4 suçlama var: Örgüt kurma, rüşvet alma, rüşvet verme ve ihaleye fesat karıştırma. Emniyet ifadesinde rüşvet alma, rüşvet verme ve örgüt sorulmuyor, sadece ihaleye fesat karıştırma soruluyor. Savcılık ifadesinde yine örgüt sorulmuyor, rüşvet alma ve verme sorulmuyor; ne soruluyor? Yine ihaleye fesat karıştırma soruluyor. Çok ilginç, bu ihaleye fesat karıştırmayla ilgili olarak Danıştay’ın 13. Dairesi ‘Soruşturma yok’ diyor. Ve çok ilginç, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın takipsizlik kararı var. Çok ilginç, MASAK raporu, bilirkişi raporu ve bu konuda yapılmış bütün müfettiş raporlarında ‘Burada bir suç teşkil etmez’ diye raporları var. Çok ilginç, kaçma şüphesi yok, delilleri karartma şüphesi yok ama ne var?”
“İkili bir hukuk sistemi var”
Yapılan operasyonları eleştiren Bülbül, İBB davasında Ekrem İmamoğlu’nun savunma hakkının engellendiğini kaydederek şunları söyledi:
“Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğine, iktidara yürüyüşüne yönelik, seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel'in liderliğinde bu kara düzenin sonunu vermeye yönelik çalışmasına, yürüyüşüne engel olmak var. İkili bir hukuk sistemi var. Hangi AKP’li belediye başkanını saat 04.30’da şafak operasyonuyla aldınız? Hangi AKP’li belediyeye, CMK’nın 121/3. maddesine aykırı olarak avukatsız giderek arama yaptınız, bilgisayarlara el koydunuz? Hangi AKP’li belediyeye, CMK’nın 134. maddesi gereği alınan dijital örneklerin kopyalarını vermediniz?
“Topluma düşman bir iktidar var”
Avukatlara düşman, muhaliflere düşman, topluma düşman bir iktidar var. Bu iktidar, İzmir Barosu’nun 19 Mart eylemlerinde yaptığı savunma desteğini, Aydın Barosu avukatlarının Avukatlık Kanunu çerçevesinde sunduğu desteği bir kenara itmiş; İstanbul Barosu Başkanı Kaboğlu ve Yönetim Kurulu üyelerini yargılıyor, İzmir Barosu avukatları hakkında soruşturma açıyor. Ve çıkıyor, bu iktidar Anayasa’nın ve İnsan Hakları Sözleşmesi’nin güvence altına aldığı en temel haklardan biri olan savunma hakkını engelliyor. İBB davasında, 142 eylemden sorumlu tuttukları Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’na, avukatlarıyla birlikte yalnızca 6 saat savunma hakkı veriyor. Geldiğimiz nokta bu. Bizdenseniz dışarıdasınız, bizden değilseniz içeridesiniz.”
“Korku iklimi var”
“Metropol’ün Haziran 2026 araştırması… Diyorlar ya, ‘İBB davası hukuki mi, siyasi mi?’ diye. Bakınız, AK Parti’ye oy veren vatandaşların yüzde 33,9’u ‘Bu soruşturma siyasidir’ diyor. Kendi seçmeninizi bile inandıramamışsınız. MHP’ye oy veren seçmenlerin ise yüzde 37’si ‘Bu operasyonlar siyasidir’ diyor. Kendi seçmeninizi bile inandıramamışsınız. Geri kalanların, MHP’de yüzde 7,2’si, AK Parti’de ise yüzde 17,8’i ‘Kararsızım’ diyor, cevap vermiyor. Neden? Korkuyor. Korku iklimi var, korku iklimi var. Bu korku ikliminde nasıl cevap verecek? Ama bir gerçek var: ‘İBB davası hukuki mi, siyasi mi?’ sorusunda vatandaşların yüzde 70’e varanı ‘Bu operasyonlar siyasidir.’ diyor. Bu operasyonlar; İBB operasyonları, Sincan’da tutuklu bulunan belediye başkanları, İzmir’de tutuklu bulunan belediye başkanları, Cumhuriyet Halk Partisi’nin içerisinde olup da direnerek ‘Ya içeri tıkıl ya da gel bize katıl’ dayatmasına ‘Hayır’ diyen belediye başkanları, bürokratlar ve CHP üyelerine yöneliktir. Onlar Hayır’ diyor, direniyor ve Anayasa’dan doğan direnme haklarını kullanıyorlar. Bu nedenle, ‘Biz bu işin yanında yokuz.’ diyenlere millet diyor ki: ‘Hayır, bu işin içerisindesiniz. Bu operasyonlar siyasidir.”
“Siz bu işin tam ortasındasınız”
“Biz bu işin içinde yokuz’ diyorsunuz. Ondan sonra getirip Adalet Bakanı Akın Gürlek’i; Sözcü davasında, Demirtaş davasında, Enis Berberoğlu davasında, ÇHD davasında, Türk Tabipleri Birliği davasında ve daha birçok davada Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımayan Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’i önce Bakan Yardımcısı, ardından da Bakan yapıyorsunuz. “Biz bu işin tarafında değiliz.” diyorsunuz. Siz bu işin tam ortasındasınız.”