CİHANER NİÇİN ALKIŞLANDI?..İLHAN SELÇUK MEZARI BAŞINDA NİÇİN ALKIŞLANIYO

FARUK HAKSAL

Erzincan MİT Bölge Müdürü’ne istihbarat sağlayan kişilerin kimlik bilgileri İlhan Cihaner dava dosyası içinde…

Niçin içinde?..

Bir belge niçin dava dosyasına girer?

Herhalde delil niteliğinde olduğu için…

Peki, soruşturmayı  yürüten savcılar için [yani onların baktığı pencereden] Devlet’in istihbarat kaynakları ne sebeple delil oluyor?...

Ve neyin delili oluyor?..

Savcılar bu listelerde kimlik bilgileri olan kişileri niçin merak ediyorlar?..

Ve Erzincan MİT Bölge Müdürlüğü hangi yasa dışı faaliyetin peşindeyken “özel yetkili” savcıların soruşturmalarına muhatap olmuşlardır?..

Bu soruların aydınlanması  Türkiye’nin önünün aydınlanması demektir…

Çünkü, “zurnanın zırt dediği yer” işte bu noktadır!..

Sorun, Erzincan’da yapılanan irticai faaliyetlerin örttüğü tülün arkasına saklanmıştır…

Bu tülü [kamu adına ve görevleri gereği] aralamaya kalkışan her er kişi hakkında bir soruşturma açılmış durumdadır…

Eğer Türkiye bir Hukuk Devleti ise, bu karanlığı aydınlatmak zorundadır…

Erzincan’da neler olmuştur?.. Herkes bu gerçeği apaçık öğrenmek hakkına sahiptir.

Erzincan Başsavcısı  İlhan Cihaner’in soruşturma yürüttüğü tarikat yapılanmaları  ardında kimler vardır?..

Türkiye halkı  bu karanlığın aydınlığa dönüşmesini beklemektedir.,

Lütfen dikkat edilsin…

Erzincan’daki malum dosyanın sanıkları arasında Erzincan Başsavcısı, 3. Ordu Komutanı bir Or. General ve Erzincan MİT Bölge Müdürü bulunmaktadır.

Sıraladığımız bu makamları temsil eden kişilerin her biri, görev ve sorumlulukları gereği, irticai faaliyetlerle mücadele etmesi gereken mevkilerdedirler…

Peki Erzincan’da neler olmuştur?..

“Yandaş medya” dışındaki basından öğrenildiğine göre, Erzincan’da irticai faaliyetler önemli bir yapılanma içine girmişler ve Cumhuriyet’in görevli güçleri ile çatışma içine girmişlerdir.

Cumhuriyet’in savcısı  bunlar hakkında soruşturma açmış, Devlet’in Milli İstihbarat Teşkilatı gerekli istihbaratı toplamış… Ve 3. Ordu Komutanı da, duruşu ile ve tavrı ile bu yapılanmanın karşısında olduğunu her fırsatta dile getirmiştir…

Peki… Şimdi durum ne merkezdedir?..

Cumhuriyetin Başsavcısı  hukuk dışı yollarla önemli bir süre hapishanelerde çile çekmiş  ve Yargıtay’ın kararı ile tahliye edilmiştir. Yüce Yargıtay bu noktada durmamış, bu hukuk dışı olaya neden olan ilgili hakim ve savcılar aleyhine suç duyurusunda bulunmuştur…

Peki… 3. Ordu Komutanı?..

Komutan, haklarında Yargıtay tarafından suç duyurusunda bulunan hakimlerin tüm  çağrılarına rağmen onların huzuruna gitmemiştir…

Ama, bütün bu olup bitenlere rağmen, Cumhuriyet güçlerinin tüm hukuka uygun ve nitelikli dirençlerine rağmen Cumhuriyetin Başsavcısı, Devletin istihbarat sorumlusu ve 3. Ordumuzun en üst komutanı bu dosyalarda “sanık”tır…

Ve bu dosyalar içinde, Devlet’e istihbarat sağlayan kişilerin kimlik bilgilerinin yer aldığı  MİT’e ait,  “gizlilik kaydı olan” belgeler yine bu aynı dosya içindedir…

Evet, farkındayım, yazı uzadıkça uzuyor…

Ve bir şeyleri geveleyerek, yazıyı uzatmak, okura saygısızlık demektir, ANCAK!..

Bu kerelik bağışlayın ve sabrınızı bileyerek aşağıdaki satırları da okuyun; mutlaka okuyun…

Mustafa Balbay’ın Pazartesi günü Cumhuriyet Gazetesi’nde çıkan köşe yazısından kısaltarak aktarıyorum:

Silivri duruşmalarında haziran ayının talihli kişisi gazi Astsubay Ali Oktay Şahbaz’dı. Vücudunda 6 şarapnel parçası bulunan terörle mücadele gazisi Şahbaz’a tahliye kararından sonra ne yapacağını sorduk.

Önce aileyle kucaklaşma, sonra dosdoğru GÖREV YERİ…

Görev yeri, Hakkâri Çukurca...

[Ancak] Şahbaz, varlığı kanıtlanmamış Ergenekon terör örgütünün “suikast timi”nden…”

Suikast timinde polisler, askerler, özel harekatçılar var…

Polislerin ve askerlerin tutuklandıkları gün görev yaptıkları yerlerden bazıları şöyle:

İstanbul, Elazığ, Kayseri, Sivas, Şemdinli, Hakkâri...

Ancak 4 Haziran günü avukatlar mahkemeye Adli Tıp’ın son raporunu sundular.

21.05.2010 tarihli Adli Tıp raporu şöyle diyor:

Tedhiş planlarındaki el yazıları iddianamede suçlanan sanıkların eli ürünü değildir…

Bu suikast timi, [iddianameye göre] Ergenekon’un silahlı kanadıdır

İddianameye göre bu kanatta “sorumlu” noktada olan Üsteğmen Muhammet Sarıkaya, bu yılın başında ifadesi alınmadan serbest bırakılmıştır…

Öteki sorumlu Kenan Temur da, 4 ay önce sorgusu yapılmadan tahliye edilmiştir….

Bu “suikast timi”ndeki askerlerden biri ise, tutuklanmadan önce Cumhurbaşkanı’nın İstanbul gezisinde; polislerden bir diğeri ise, Başbakan’ın Antalya gezisinde resmi koruma görevi yapmış kişilerdir…”

Oldukça uzun kaçan yazımızı noktalarken bir bilgi notu da biz ekleyelim:

Bildiğiniz gibi, Cumhuriyet Gazetesi’ndeki bu yazıyı yazan Mustafa Balbay, Silivri Cezaevi’nde 474 gündür tutuklu olarak yargılanmaktadır.

Ve bir Ergenekon sanığı  daha… Cumhuriyetimizin en namuslu aydınlarından Sayın  İLHAN SELÇUK bugün vefat etmiştir…

Mezarı başında O’nu Atatürk Devrimleri’nin ve Türk aydınlanmasının en değerli insanlarından birisi olarak alkışlayarak uğurluyoruz.

İlhan Selçuk, o alkışları sonuna kadar hak eden bir aydın namusunu temsil etmektedir!..

Peki, O’na Türkiye’nin yaşadığı her buhranlı dönemde çile çektirmeye çalışanları nasıl uğurlayacağız?..

İşte önemli olan budur!..

Bu çok önemli olan “değer”in bazı insanlar tarafından anlaşılması mümkün değildir!..

İLHAN SELÇUK

BERAAT ETTİ!..

Türk milletinin başı sağ olsun!..

Atatürk Devrimleri’nin yılmaz bir savunucusu ve Türk aydınlanmasının mütevazı bir neferini kaybettik.

İlhan ağabeyimizin ölümü, Cumhuriyet değerlerine inanmış, milli devlet ilkesi için mücadele eden, aklın egemenliğini kendisine pusula yapmış tüm halkımız için çok ciddi bir kayıptır…

Türkiye içinde debelendiği bu iğneli fıçıdan silkinerek çıktığında O’nun değerini daha iyi anlayacak… O’nun ulaşılan menzildeki katkısını  daha iyi değerlendirecek… Ve O’na, kazanılacak zafer sürecinde gerekli payeyi verecektir.

Buna inanıyoruz.

Türk halkına, Cumhuriyet değerlerine, hukuk Devleti ilkesine ve Atatürk ilkelerine inanıyoruz…  Bu değerlere bağlılığı bize öğreten, içimizdeki aydınlanma meşalesini ateşleyen İlhan Ağabeye “güle güle” git diyor, tüm Türkiye halkına bir kez daha baş sağlığı diliyoruz…

Bu arada, Ergenekon savcılarına da bir not:

• Lütfen yeni bir usul hatası daha yapmayın… Ve vakit geçirmeden o binlerce sayfalık iddianamenizden “SANIK İLHAN SELÇUK” ibaresini,  bildiğiniz üzere, “kopyala / sil” yöntemi ile kaldırınız…

• İlhan Selçuk, Türkiye halkı ve dünyanın tüm namuslu aydınları önünde beraat etmiştir!..  Ve karar kesinleşmiştir!..