DEVLETİN PERSONELİNİ, HÜKÜMETİN MAĞDUR ETMESİ DEMOKRASİDE VAR MIDIR?

E. TURGUT TEKİN

 

Türkiye’de devlette kamu görevi yapan personel ile yine kamu emeklisi olanlar, her yılbaşında bütçe kanunu yapılırken karınca kararınca bir zam alırlardı. Yapılan bütçeden onlara düşen refah payını dört gözle beklerlerdi. Her yılda da ama az, ama çok bu zammı alır, ayağını bu zamma göre uzatırlardı. Ve ne yazık ki 2012 yılı bütçesinden onlara bu zam çıkmadı. Yılın ilk maaşlarını zamsız aldılar.

Ben 10 Kasım 1964’te devlet memurluğuna başladım. O günden bu güne kadar da her bütçe yılında bu zammı aldım. Bu yıl, ilk defa ocak ayı bitip gitmesine rağmen alamadık.

Dendi ki, “Memura ve memur emeklisine zam, toplu sözleşme ile verilecek!” Herkes, “Verirler” dedi, bekledi. Bir yıl 12 ay, biri gitti, ama ortada henüz birşey yok. Memurlar, emekliler sokağa çıktı, “hakkımızı verin!” diye yürüdü, önüne devletin güvenlik güçleri konarak, “Yürüyemezsin” dendi ve yürütülmedi. Joplandılar, gazlandılar, sulanıp ıslandılar!...

Neden? Beş on kuruş ekmek parası için. Bunları     televizyon ekranlarında, gazete sayfalarında görüyoruz. Hiç kimse de “Sen, yalan yazıyorsun” demez.

Şimdi elimizi vicdanımıza koyup, bu acı manzarayı düşünelim. Kendi kendimize şöyle bir soru yöneltelim:

“Devletin personelini, hükümetin mağdur etmesi, demokraside var mıdır? Varsa, sözümüz yok. Yoksa, bu acılar, mağduriyetler ne için?

Bir devlet memuru kolay yetişmiyor. Sekiz yıl ilköğretim, dört yıl orta öğretim, dört yıl yüksek öğretim, iki yılda KPSS sınavı derken 18 yıldan sonra ancak devlet memurluğuna ayak basılıyor. Bir hayat, o uğurda harcanmaya adanıyor. Ailesi, onu kapıdan içeri sokabilmek için nelere katlandı. Bunu bir Allah, bir de onlar bilir. Okumak için aldığı kredi bursundan tutun da, daha birçok borcu olan yerleri kapatmak için çalışmaya ihtiyacı olan bir insanın bu zamlara ne kadar değer verdiğini düşünün. Onun hakkıdır, emeğidir, alın teridir. Bunu alamazken; öte yandan TBMM’de gece bir saat içinde emekli milletvekillerine kıyak zamların yapıldığını görüyoruz. Vicdanımız sızlıyor. Neden, milletvekillerine demokrasi ve zam var da, devlet memurlarına neden yok!..

Hükümet, devletin memurunu mağdur etme hak ve yetkisine sahip mi? Devlet için çalışan bu insanları mağdur etmeden, gücü kadar, olanağı kadar neden vermiyor?

Memur hakkını alması için ve ille de sokağa dökülüp kardeş kardeşle kavga mı etsin, istiyor. Ver hakkını da mağdur etme! Bu bir haksa, adaletse, demokrasi de hak ve adalet için varsa, niye vermiyorsunuz?

Hz. Muhammed, bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor, “Çalıştırdığınız insanların hakkını, sırtlarında terleri kurumadan veriniz”

Sizin uygulamanız bu yüce peygamberin emrine ters düşmüyor mu? Bu ülkede demokrasi vardır. Demokrasilerde keyfi yönetim ve uygulamalar olamaz. Her türlü uygulamalar yasalarla belirlenir ve yasalarla uygulanır. Yasaların uygulanmasında zaman da çok önemlidir.

Devletin personelini, devletin hükümeti aç bırakamaz, mağdur edemez, bir lokma ekmek için onları sokağa dökemez. Yine devletin memuru olan güvenlik kuvvetlerimizle çatıştıramaz! Demokrasi olan ülkelerde böyle problemler yaşanmıyor. Ancak demokrasi olan ülkelerde böyle problemler yaşanmıyor. Ancak demokrasi olmayan, keyfi yönetimlerde yaşanır. Yazık, devletin personelini, devletin hükümeti mağdur ediyor!