DÜŞÜNMEK ve ÜSLÛP

MEHMET ALİ OKLAY

Düşünce; zihnin bir şey hakkında edendiği düşünce ürünü, fikir. Bir kimse veya topluluğa has görüştür. Düşünmek ise düşünceyi zihinde canlandırmak, düşünceyi meydana getirmek, elde edilen bilgilerle zihni faaliyet uygulamak, fikretmektir.
Tanımlama üzerinde sayfalarca yazılabilir, örnekler, veciz sözler ile tarif genişletilebilir, yorumlar yapılabilir. 
Benim konuyu açmaktaki muradım ise düşünceyi sözlere dökmek, üslûp üzerinden mevzuyu açmak ve düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü tarafından bakmak.
Malumunuz insan düşünen bir varlıktır. Kimilerine göre düşünebilen bir hayvan (Materyalist, Darwinci görüş) böyledir. İslâma göre “eşref-i mahlukât “, “ahsen-i takvîm”dir. (Yaratılanların en şereflisi ve en güzel surette olanı). Kutsal kitabımızda da insanın aklını kullanarak (düşünerek) eylemlerini (fiil, amel) yapması tenbih edilmekte ve uyarılmaktadır. (Örn: Bakara suresi 13, 44 , 73, 75-76, 170-171, 179, 197, 242, 269, 282) 
Düşünme eyleminin önemine aşırı değer yükleyen olmuştur ki; meselâ Descartes “düşünüyorum, öyleyse varım” sonucuna varmıştır. Düşünme doğası gereği özgür bir eylemdir. Anayasamızca da (md. 25) güvence altına alınmıştır. 
Peki düşüncemizi ortaya koymaktaki yöntemlerimizde (konuşarak veya konuştuklarımızı yazıya dökerek) nereye kadar özgürüz. Ve/veya nereye kadar hür olabiliriz? Başkalarının (kişi, toplum, kurum v.s.) düşünce serbestisine saygı duyabildiğimiz kadar! Eylemlerimizde (söz-yazı) onlarca müsamaha, hoşgörü içerisinde, başkalarının görüşlerini tahkir, tezyif, tecavüz ve hakaret asla etmeden, özgürce konuşup, yazabiliriz.
Konumuz döndü dolaştı üslûp şeklimize geldi. Üslûp kendine has anlatış biçimi, ifade yoludur. Herkesin kendine has bir üslûbu, stili, tarzı vardır ve çok önemlidir. O kadar ki, üslûbun içerikten bile önemli olduğunu söyleyebiliriz. Çok haklı olduğumuz bir konuda dahi üslûbunuz yeterli değilse haklılığınız sakatlanabilir. Üslûp ahlaki bir soruna dönüşmemelidir. Dolayısı ile toplumsal yönü ve sonuçlarıyla üzerinde durulması gereken düşüncenin ifadesi (üslûp) ve eyleme dönüşmesinin yasa ve törelerin verdiği sınır ve izinler çerçevesinde olmasıdır. 
Sonuç olarak evet düşünmek insani bir fiildir, lüzumdur ve kaçınılmaz olarak ortaya çıkmaktadır. Kaçınılması gereken bizi aşağılaştıracak, alçak hale getirecek, cehennemlik yapacak söz, eylem ve eserlerdir. Bu fani dünyada; dini, ahlâki, kanunlar ve töreler çerçevesinde biz ölümlülere düşen, inançlarımız ve fikirlerimiz ile yaşamak, doğru yoldan sapmamaktır.