Eski eser yağması ve A. Semih Tulay - D- SOYGUN OLAYI

E. TURGUT TEKİN

* Dünkü sayıdan devam

Yazılı, sözlü anlatımlardan ve belgelerden anlaşıldığına göre soygun olayı şöyle olmuştur: Nöbetini müze önündeki bekçi kulübesinde tutması gereken bekçi, bahçe içinde bulunan çay ocağına giderek uyur. Gece 04.00 sıralarında (01 Aralık 2000) müze içinden gelen seslerle uyanır. Cep telefonundan Akköy Jardarma Karakolu’nu ve müze bitişiğindeki Alman kazı bekçisini arar. Kazı bekçiisinin, yanına gelmesi ve havaya ateş  etme önerisini kabul etmez. Bu arada yazılı emrin olmasına karşın, olayı ne bana ne müdür vekiline ne de nöbetçi uzmana bildirmemiştir. Köyde oturan personele de haber vermemiştir. Bekçi bizi rahatsız etmemek için(!) haber vermediğini söylemektedir. Oysa bizlere bildirse idi, güvenlik güçlerine haber vererek yolları kestirir, belki soyguncuları yakalatabilirdik. Köydeki personel ve köylüler yardıma gelebilirlerdi. Hiçkimseye haber verilmediğinden dolayı olay sadece müze çevresine kalmıştır. Bir süre sonra jandarmalar gelerek gerekli incelemeleri yaparlar. Olağanüstü bir durum görülmediği için müzeden ayrılırlar. Bu sırada 05.00 olmuştur.

 

Bekçinin anlatımına göre, jandarmaların gitmesinden hemen sonra müze bahçe duvarından iki kişi atlayarak kaçar. Bekçi, silahı olduğu halde korktuğu için kaçan kişilere ya da havaya ateş etmediğini söylemektedir.

 

Sabah 07.30’da gündüz görevlileri gelip müze açılacak iken bekçi akşamki olaydan kimseye söz etmez, salona girmez ve tuvalete gider. Ötekiler arka kapıyı açarlar. Personelin bir kısmı süpürge, faraş gibi temizlik malzemelerini, bir kısmı bilet, diğer bölümlerin anahtarlarını vs. alır. Hiç kimse iç salon kapılarının açık olduğunu görmez (Salonlar kilitli ve mühürlü idi) Geçici işçilerden biri merdivenleri süpürürken müzenin soyulduğunu anlar. Bağırarak ötekilere haber verir. Gece bekçisi evine gitmek üzere bahçe kapısından çıkacakken geri çağrılır. Yaklaşık 40-45 dakika beklendikten sonra bana ve jandarmaya haber verilir.

 

(Devamını kitaptan oku-)