Halkımız mutsuz

E. TURGUT TEKİN

 

Eskiden Ramazan ayında kahveler, lokantalar, pastaneler, sinemalar ve ibadethaneler sahura kadar açık olurdu. İnsanların birçoğu, kendisine uygun bu mekanlarda sahur vaktine kadar eğlenir ve sonra evine gider, yemeğini yer ve yatardı. Bu nedenle Ramazan geceleri cıvıl cıvıl olurdu. Şimdi var mı? Ne gezer!...

Halkımıza ne oldu, bilmem.. Çok mutsuz. Kimsenin yüzü gülmüyor. Kuraklık, kriz, işsizlik, parasızlık halkı mutsuz etmiş. Herkes kalıbına çekilmiş, İşyerlerinde, sokaklarda, tarlalarda mutsuz mutsuz boynu bükük garipler gibi kadere boyun eğmişçesine bekleşiyorlar. Yarınlara umutla bakamıyorlar. Gelecek onlara daha mutlu günler vaadetmiyor.

Piyasada uygulanan sıkı para politikası, köylünün ürünlerini, esnafın mallarını, kaliteli üretim yapan sanayicinin ürünlerini öldürüyor. Böyle düzenlerden üçkağıtçılar, sahtekarlar, çürük mal üretenler ve bunları alıp satanlar kazanıyor. Parasızlıktan, halkımız ucuz ve kalitesiz olan ürünlere yöneliyor. Bunu fırsat bilen üreticiler ve esnaflar halkı sömürüyorlar. Vatandaş bunun farkında ama, ne çare ki kaliteli ürün alacak kadar da gücü yoktur. Bu güç olmadığı için de birşey alamıyor, çocuklarını, aile bireylerini yeterince mutlu edemiyor. İşim gereği yanıma her kesimden insanlar geliyor. Bazı konuları konuşuyoruz. Geçmişi yad ediyoruz. Bizim gençlik yıllarımızdaki yaşam düzeyi ile bugünkü yaşam koşullarını karşılaştırıyoruz. Hey hat!.. Biz ulusça zenginleşecek yerde fakirleşmişiz. Görüntü bu. Ben liseye başladığım yıl, üç takım siyah giysim vardı. Tepeden tırnağa birbirine uygun şapka, ceket, kravat, gömlek, pantolon. Kışlık bir pardesüm, bir de kabanım vardı. Şimdi ben liseye başlayan torunuma ancak bir takım alabiliyorum. İkincisi maalesef yok. Bir ben mi? Benim gibi birçoğu bu durumda. Nedeni yoksulluk, parasızlık. Köylünün ürettiği ürün para etmiyor. Kentte yaşayanlar ise pazarların pahalı olduğundan şikayetçi. İyi de ortasını nasıl bulacağız? Peki bu pazarı pahalatan kimler?

Pazarcılara sorarsanız, “Hal çok pahalı” diyorlar. Hale getiren aracı mı? Yoksa komisyoncu mu bu malları pahalandırıyorlar? İyi de bunlar kontrol edilmiyor mu? Bugün 5 YTL taze fasulye, kaç kişi alıpta yiyebilir? Köylü, “Ürünlerimiz yok fiyatına satılıyor” diyorsa; taze fasülye neden 5 YTL. Fasülye 40 günde olgunlaşıyor, diğer ürünler kadar da emek istemiyor.

Halkın birbirine güveni kalmamış. Bazı mağazalar camlarına yazmışlar: “Bütün ürünlerimiz %50 indirimlidir!..” Peki bu mallarda %50 indirimi nasıl yapıyorlar? Bir esnaf sattığı malın üzerine ancak maliyetten sonra %25 kar koyarak satar. Örneğin 100 YTL. maliyeti olan bir malı 125 YTL’ye satıyor. Bunu %50 indirimli satarsa %25 zarar etmez mi? Ya da yüzde yüz karla satıyor ki, bu indirimle halka cazip görünsün. Bana pek inandırıcı gelmiyor, böyle indirim masalları. Bu indirimi neye göre yazıyorsunuz? Faturanızı müşteriye gösteriyor musunuz?

“Serbest ekonomi var” diyorlar. İyi de serbest ekonomi pazarlıkla olmaz ki. Sen, ürünlerinin üzerine satış etiketini korsun, müşteri araştırır, beğendiğini alır. Sen, malın üzerine fiyat koymazsan, kim bilecek ederini. Ki, başka firmaların malları ile karşılaştırma yapsın!..

Biz de uygulanan ekonomi, maalesef serbest değil, gizli pazarlık ekonomisidir. Serbest ekonomilerde malın değeri ve kalitesi etiketlerinde belirtilir ve herkese aynı fiyat uygulanır. Bunun böyle olması da insanlara seçme hakkı tanır.

Günümüzde insanlar mutsuz. Halkımızın %80’i geçim sıkıntısı içinde. Herkeste bir tedirginlik var. Yarınların kaygısı içindeler. Günü kurtarma, bir hırka, bir aşa yaşayanlar var. Bir lokma ekmek, bir yudum sudan başka yiyip içeceği olmayanlar var. Bu zavallılar, iftar miftar yemeklerine de utandığı için katılamıyorlar. Oruç tutmadığı ve evinde herşeyi olduğu halde o yemeğe katılanlara örnek olsun. O iftar yemekleri sıkıntı içinde olan mutsuz insanlarındır. Sırayı ihtiyacı olmayanlar alınca, halka da açlık kalıyor.