Karanlık Yüzler

KAZIM ER

Toplumu uyuşturup, geleceğini göremez hale getirerek,umutsuz bir toplum oluşmasını sağlamak için uygulanan yöntemler artık geçersiz kalmıştır.                     

 

 Türk toplumu, oynanan oyunların farkına vardığından, alanlara çıkarak, uyuşukluk ve uyuşturuculardan kurtulmuştur.

 

Bunlar toplumları ve bireyleri önce uyuturlar. Daha sonra uyuştururlar. Düşünemez hale getirirler. Uyuşturdukları beyinlere istediklerini yaptırırlar.

 

Menemen’de meydana gelen olay da böyledir. Bir köyde esrar içirtilen genç yaştaki kişiler, olaylara sürülmüştür. Deneyimsiz gençleri, bu denli vahşice olaylara sürmek, insanlık dışı suçlar işletmek, kolay değildir. Ancak uyuşturulmuş ve gözü dönmüş beyinler bu işleri yapabilirler.

 

Şimdi ise işler daha organizedir. Gizli izbe yerlerde sürdürülen tarikat öğretileri ile donatılmış kişiler, toplumun uyuşukluğundan ve beklentilerinden de yararlanarak iktidar olmuşlardır.

 

Organize olarak çalışan tarikatlar, iktidar olduktan sonra devleti ele geçirmek için Cumhuriyetin temel kurumlarını saldırmışlar. Önce Avrupa Birliği’nin ipine sarılmışlar. AB yanlısı bir görünüm sergileyerek, bizler “Batı yanlısıyız” demek istemişlerdir. AB ye taviz üstüne tavizler vererek, bu işi bilen uzmanlar; Nasıl olur? diye kendilerine, sorular sorar hale gelmişlerdir.

 

Bu gün, AB konusunda geldiğimiz nokta tam bir hüsrandır.

 

Aslında uygulanan politika AB’ nin işine yaramış, Avrupa Birliği, amacı farklı olan iktidarın takiye yaptığını bildiğinden, yararlanabildiği kadar yararlanmıştır. İstediklerini koparmıştır.

 

Avrupa Birliği’nin istemlerini tartışmasız kabul eden iktidar, ne yazık ki Türk toplumunun korunması ve sürdürülmesi gereken değerleri konusunda tam tersi bir davranış sergilemiştir. Diyarbakır ilimizi ziyaret eden İngiliz Parlamenter Andrew Dawn, “Her gittiğim yerde Atatürk’ün büstlerini görüyorum. Her kurumda Atatürk’ün resimlerini görüyorum. Atatürk dönemi kapanmıştır. Bunları kaldırmak gerekir” diyebilecek kadar ileri götüren, İngiliz parlamenterin sözlerine karşı, AKP iktidar sahipleri hiçbir tepki göstermemiş, sessiz kalmışlardır. Atatürk’ü ağızlarına almamışlardır.   

 

 Eğitim sistemimizi çökertmek için yeni programlar üretiyoruz diyerek, eğitim programları yapmışlar, her yıl yapılan değişikliklerle öğretmenlerin kafaları karıştırılarak öğreten, neyi öğreteceğini bilmediğinden tam bir kavram kargaşasına dönüştürülmüştür. Burada da takiye yapılmaktadır. Böyle olmuyor demek için atılan adımlardır. 

 

Ücret bakımından hiçbir dönemde yapılmayanlar yapılmış, aynı okulda çalışan ve aynı işi yapan öğretmenlere farklı ücret uygulamaları yapılarak, öğretmenler arasında ücret ayrımcılığına gidilmiştir. Eğitim ticarileştirilmiştir.

 

Özel eğitim kurumlarına bazı muafiyetler sağlanarak, vergi indirimleri sağlanmış, özel okullara parasal destekler verilmiştir.

 

Ülkemizdeki özel eğitim kurumlarında tekelleşmenin kimlerin elinde olduğu düşünülürse kolayca bulunacaktır.

 

Yönetmelik değişiklikleri yapılarak tarikatlara yakın duran kişiler okullara idareci olarak atanmışlar, okul yönetimlerine tarikat ve yandaş sendikalar yönünde kadrolaşmaya gidilmiştir.

 

Amaç, tüm kurumları ele geçirerek dünya görüşlerine uygun bir sistemi ülkeye yerleştirmek. 

 

Ülkemizde gelincik tarlaları oluştu. Türkiye’nin aydınlık yüzü, gelincik tarlaları oluşturdu.

 

Türkiye uyandı.

 

Emperyalizmin ve onların işbirlikçilerinin örttüğü, ölü toprağından kurtuluyor. Emperyalizme ve gericiliğe geçit vermeyecektir.

 

Tarikat öğretisi ile yetiştirilmiş beyinler, gelincik tarlalarından ve onların yaydığı ışıktan korkuyorlar. Yarasalar gibi yeraltına ve izbe mahzenlerine döneceklerdir. Bu ışık onları yaşadıkları yerlerde de bulacaktır.

 

Çağdaşlaşma yolundan Türkiye’yi hiç kimse döndüremeyecektir.

 

Halkımız 22 Temmuz’da yarasalara gerekli dersi verecektir.

 

Yaşasın Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti savunanlar.