KATILIMCI DEMOKRASİ İÇİN İKİ UNSUR GEREKLİDİR

FARUK HAKSAL

 

Katılımcı demokrasi, yurttaşların görüş alışverişinde bulundukları, yerleşik değerleri özgürce sorguladıkları, birbirlerinden bir şeyler öğrendikleri ve kendi aralarında bir uzlaşmaya varabildikleri bir yönetim biçimidir.

İnsanlar, katılımcı demokrasi içerisinde yönetime aktif olarak katılırlar.

Esasen demokrasinin özü ve esası da budur.

Bu anlamda katılımcı olmayan demokrasi, demokrasi olarak tanımlanamaz.

Çünkü halkın kendi düşüncesini içine katamadığı bir sistem, katılımcılık iddiasında bulunamaz.

Katılımcılığın sınırı var mıdır?

Hayır yoktur.

Halk, yerel ve genel anlamda yönetim süreçlerinin her birinde kendisini [düşüncesini, eğilimlerini ve tercihlerini] ifade etme imkânını bulacaktır.

Bu imkânı yok etmeye ya da sınırlamaya kalkışanların demokrasi ile herhangi bir ilgileri mevcut olamaz.

-       Hayır, bu imkânı ben ona, kendi istediğim kadar ve çıkarım izin verdiği ölçüde tanırım, düşüncesi totaliter bir yaklaşımdır.

Ve ne kadar süslü sözlerle üstü örtülmeye çalışırsa çalışılsın, faşizan bir eğilim ya da köhnemiş bir kültür atığıdır…

Gerçek demokrasi, halkın eleştiriyel duruşuna, muhalefetine ve her çeşidinden sorgulamalarına karşı toleranslı olmayı gerektirir.

Her eleştiriyi, paranoyak bir yaklaşımla kendisine karşı yöneltilmiş bir saldırı olarak algılamayan sıhhatli bir kültürel düzeyde olmayı gerektirir.

Örneğin, yaşanan bölge pislikten geçilmiyor ise, çevre değerleri yeteri ölçüde korunmuyorsa ve bütün bunlar bir eleştiri olarak günün gündemine getiriliyorsa, yapılacak ilk şey ileri sürülen bu iddiaların gerçeği yansıtıp yansıtmadığını saptamaktır.

İddialar gerçekse, demek ki düzeltilmesi gerekmektedir.

Değilse,

- Hayır, ileri sürülen bu iddia gerçek değildir, çünkü…

… diyebilmeyi becerebilmek gerekir.

“Beni eleştirenler benim düşmanımdır,” düşüncesi ilkel ve demokratik bir toplumda yeri olmayan bir düşünce biçimidir.

Demokrasiden çok, totaliter bir dünya görüşünün ürünü ya da sonucudur.

Toplumsal bir eleştirinin sahibi olan kişileri peşinen maksatlı kişiler olarak nitelemek ayrıca gerçekçi bir tavır da değildir.

Yani insanlar sadece yurttaşlık sorumluluklarının gereği olarak eleştiri yapabilir.

Ama sözünü ettiğimiz yaradılışta olan siyaset adamları –asla- bu olasılığı görmeyi beceremezler.

Oysa, toplumsal sorumluluk sahibi bir yurttaş için demokratik eleştiri kulvarı bir erdem alanıdır.

Çağdaş insan, yaşadığı yörenin yönetim biçiminden ulusal ölçekteki siyaset çeşitliliğine kadar her alanda yurttaş olarak üstlenmesi gereken sorumlulukları yüklenerek bu erdemi hayata geçirebilir…

Bilindiği üzere gerçek bir katılımcı demokrasinin var olabilmesi için iki unsur gereklidir:

1.- Sorumluluk sahibi erdemli yurttaş.

2.- Paranoyadan kişiliğini sıyırmış, kültürlü, kamu yararına çalışan yönetici…

Toplayın bu iki unsuru alta alta…

Çıkan, uygar demokratik toplum, yani katılımcı demokrasidir.