KÖYDES

KAZIM ER

Köylerin altyapısının desteklenmesi projesi olarak açıklanan (Köy-Des) iki yıldan bu yana susuz ve suyu yetersiz, köy ve bağlıların sağlıklı ve yeterli içme suyuna kavuşturulması, köy yollarının kalite ve standartlarının yükseltilmesi amacı güttüğü belirtilmektedir.

Bilindiği üzere mevcut iktidarın ilk uygulamalarından biri, bugün mülga olarak tanımlanan, ancak ülkemizde pek çok hizmete imza koyan Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nü kaldırmak olmuştur.

Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana köye yönelik hizmetleri veren kuruluşu kaldırarak, yerine birtakım projeler üretmek gerekiyordu. İşte onlardan biridir Köy-Des adlı proje.

Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nü kaldırarak, köye yönelik hizmetlerin İl Özel İdare tarafından yürütülmesi, kolay olmamıştır. İl Özel İdaresi bünyesine alınan mülga Köy Hizmetleri Müdürlüğü'nün hizmetlerinin bir şekilde verilmesi gerekiyordu.

Daha önce köye yönelik hizmetler, devlet eliyle veriliyordu. Projeleri Köy Hizmetleri yapıyor ve projelerin gerçekleşmesinden sorumlu tutuluyor. Köy hizmetlerinin makine parkı da gerekli hizmetleri verebilecek şekilde düzenliyordu. Araç-gereçler yenileniyor, hizmete hazır halde tutuluyor. Köylerde şantiyeler kuruluyor. İş bitince başka bir bölgeye kaydırılarak, hizmetler devlet eliyle verilmeye çalışılıyordu. Bir sorumlu vardı.

Umurlu'daki mülga Köy Hizmetleri Müdürlüğü'nden kalma iş makinelerinin kaç model olduğuna baktığınızda anlarsınız.

Ülkemiz 1. derece deprem kuşağında bulunmaktadır. Bu konuda önlemler alınması gerekir. Yaşanan depremlerde, depremin yaralarını sarmak için hazır olmak gerekir. Erzincan depreminin yaraları kısa sürede sarılırken, 1999 yılında yaşanan depremde yaralar kısa sürede sarılabilmiş midir? Hizmetin sürdürülebilmesi için gerekli önlemler alınmış mıdır? Sorun orada değildir. Sorun anlayıştan kaynaklanmaktadır.

İşte Köy-Des dediğimiz proje bu boşluğu doldurmak için ortaya çıkarılan bir projedir. Arada bir fark vardır. Devlet eliyle verilen hizmetleri, özel kişilere vererek, son yıllarda ülkemizde geliştirilen ve küreselleşmenin bir parçası olduğumuzu göstermenin yollarını dış dünyaya anlatmaya çalışmak. Bu anlayışlar, 1980 sonrası geliştirilen bir politikadır. O günden bu yana adım adım ülkemizde uygulanmaktadır. Ülkemize özgü koşulları geliştirmekten öte, birilerinin dayatmalarını kabul etmek zorunda kaldığımızdan ötürü ne yapacağımızı bilemez hale geldik. Artık köye yönelik hizmetler devlet eliyle verilmediğine göre bir şekilde bu hizmetleri birileri eliyle verilmesi gerekmektedir.

Kent-kır ve sosyo-ekonomik gruplar arasındaki hizmet farklılıklarını azaltarak, çağdaş yaşamın gerekleriyle uyumlu, halkın ihtiyaç ve beklentilerine uygun bir anlayışta fiziki ve sosyal altyapı çalışmalarının yürütülmesi gerekmektedir. Köyde yaşayan vatandaşlarımız bunu çoktan hak etmişlerdir. Ancak Köy-Des 2005 yılı uygulamalarında yerel anlamda projeler üretiliyor. Bu projeler Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü'ne  gönderiliyordu. Gönderilen proje tutarı kadar ödenek isteniyordu. Bu uygulamadan vazgeçilerek 2007 yılında Köy-Des projelerinin gerçekleştirilmesi için ödenekler, doğrudan gönderilmeye başlandı. Bazı iller arasında farklı miktarda ödeneklerin gönderildiğini görüyoruz.

Farklı miktarda ödenek gönderilmesinin nedenlerini öğrenmek istiyoruz. Köy-Des projelerinin kararlaştırılması konusunda İl Genel Meclisi'nin gündemine gelmesi gerekmez mi? Bazı önceliklerin saptanmasında birlikte kararlaştırılması katılımcılık yönünden önemli değil midir? Köy-Des projesi kapsamında gereksinim duyulan işlerde kullanılmak üzere 2006 yılında 24.500.000 YTL. ödenek ayrılmıştır. İçinde bulunduğumuz 2007 yılında ise Köy-Des kapsamında 2.750.000 YTL. azaltılmaya gidilmesinin sebebi nedir? Aydın İli'nin nüfus ve gereksinmeleri bakımından diğer illerle karşılaştırıldığında durum nedir? Aydın İli'nde içme suyu sorunları çoğunlukla yer altı kaynaklarından ve sondaj yöntemiyle karşılanmaya çalışılmıştır, çalışılmaktadır. Özellikle Beşparmak Dağları'nda kurulmuş köylerimizin bulunduğu yerlerde demir cevheri ve diğer minareler bakımından zengindir. Yer altından çıkartılan sular pas içermektedir. Bu nedenle bazı köylerimizin suları içilemez durumdadır. Böyle köylerimiz için hangi çözümler üretilecektir? İlimizin yağış rejimi çok eski yıllardan bu yana bellidir. Yazları kurak geçmektedir. Bu bölgede yaşayanlar, sarnıçlar yaparak içme su gereksinimlerini bu yolla karşılamışlardır. O nedenle ilimizin pek çok yerinde sarnıçlar bulunmaktadır. İlimizde içme ve sulama amaçlı gölet projelerine öncelik verilmelidir. Bazı ilçelerimizdeki köy muhtarlarımızın ürettikleri projelerin dikkate alınmadıkları doğrultusunda tespitleri bulunmaktadır. Neden? Bizim yolumuz varsa, başka gereksinmelerimiz yok mu? şeklinde sızıntı içindedirler.

Köy içi yolların düzeltilmesi için parke taşı verilmektedir. Bazı köylerimizin içerisinden dereler geçmektedir. Derelerin ıslah edilmesi amacıyla talepleri olduğu halde bu taleplerin dikkate alınmadığından, yağışın bol olduğu yıllarda taşkınlara neden olmaktadır. Can ve mal kayıplarına neden olmaktadır. Dere yataklarının ıslahı ile ilgili projelerin gündeme alınması gerekmez mi?  İlimiz sınırları içinde nüfus sayıları bakımından büyük köylerimiz bulunmaktadır. Böyle köylerimizin yolları parke taşı ile kaplanmaya çalışılmaktadır. Nüfus bakımından büyük köylerimizin çoğu ova köyleridir. Ovaköylerimizin sayıları da hayli kabarıktır. Böyle köylerimizde dışarıya göç yoktur. Nüfus artışları bulunmaktadır. İleriki yıllarda bu köylerimizin kanalizasyon talepleri olacaktır. Başka illerin ürettikleri projelerin pek çoğunda kanalizasyon talepleri vardır. Bizim ilimizde yaşayan yurttaşlarımız, taleplerinde haklıdır.

Bugün döşedikleri parke taşlarını sökmek zorunda kalacaklardır. Köy-Des projesi kapsamında kanalizasyon projeleri bugünden hazırlanarak ve büyük köylerimizden başlamak üzere uygulanmaya geçilmelidir. Arıtmaların yapılması doğrultusunda planlamalar yapılmalıdır. Büyük Menderes'in kirliliğini her gün konuşuyoruz. Ne yazık ki kirliliğe hepimiz neden oluyoruz. Köylüsüyle, kentlisiyle. 2007 yılı için Köy-Des kapsamında çıkarılan esas ve usullerle ilgili kararda aynen şöyle denmektedir. "Kullanım yoğunluğu fazla ve turizm potansiyeli yüksek olan yerleşimlerin yollarının yapımına veya iyileştirilmeleri ve standardının yükseltilmesine öncelik verilir" Söke İlçe'mize bağlı Ağaçlı Köyü'nden başlayıp, Dilek Yarımadası Milli Parkı'na kadar uzayan yol, turizm yolu değil mi? Bu yol üzerindeki sanat yapılarının standartları yüksek midir? Trafik güvenliği yeterli midir? Köy-Des projesi kapsamında verilen ihalelerle ilgili şeffaflık konusunda halkımız yeteri kadar bilgilendiriliyor mu? Yapılan işlerle ilgili teslim süreleri ne kadardır? Yapılan işlerden dolayı ileride meydana gelecek olumsuzluklara karşı ne gibi önlemler önlemler alınmıştır?

Yapılan işlerden dolayı yasaklı duruma düşmüş kişi ve şirketler var mıdır?

Köyde yaşayan vatandaşlarımızı huzur içinde yaşamlarını sağlamak, insanca yaşamları için gerekli ortamları oluşturmak, devletimizin temel görevlerindendir. İktidarlar siyasal amaçları uğruna devlet olanaklarını kullanamazlar. İktidarlara düşen görev halka hizmettir. Her şey para değildir.

Bir Kızılderili büyüğünün sözü ile bitirmek istiyorum.

"Yalnızca son ağaç kesildikten, son ırmak zehirlendikten, son balık yakalandıktan sonra.....ancak ondan sonra paranın yenemeyeceğini anlayacaksın..!" Saygılarımla...