NAKIŞ GİBİ BİR OPERASYON...

ÖZCAN PEHLİVANOĞLU

 

Nakış, bizim geleneğimizde, kadınlarımızın maharetlerini sergilediği, el işlerimizin en güzel örneklerinden biridir. Bir işin, en iyi şekilde yapıldığını göstermek bakımından da “nakış gibi işlenmiş” deyimini kullanırız.

Bugün Türk Milletine ve Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı yapılmış olanlara bakılırsa çok başarılı ve nakış gibi işlenmiş bir operasyonla karşı karşıyayız.

Cumhuriyet Dönemi boyunca, Türkiye Cumhuriyeti devletini yönetmiş olan Türklerin bugün başımıza gelenlere bakınca bütün öngörülerinin yanlış çıktığını görüyoruz.

Bu süreçte, kendini Türk milletinden görmeyenler, bizzat devleti yöneten Türklerin eliyle beslenmiş ve palazlandırılmış ve de çıkan tablo ile devlet yönetiminde etnisiteleri kazanma uğruna gösterilen hümanizma politikası da günümüz itibarı ile iflas etmiştir.

Artık bağırmanın çağırmanın ve milliyetini açıkla demenin pek bir faydası yoktur. Çünkü adam bugünlere “iğne ile kuyu kazarak” geldiklerini açıkça itiraf etmektedir.

Yargıtay’ın açıkladığı ve asrın davası olarak nitelendirilen “Balyoz”a ilişkin onama kararları bu meyanda değerlendirilmelidir. Onun için, subay yakınlarının üzülmesine ve dövünmesine gerek yoktur. Bu bizlerce bilinen bir malumun ilanı olmuştur.

Günümüz Türkiye’si, Türk olmayan etnisitelerin eline geçmiştir. Ancak bu kendiliğinden değil harika (!) bir operasyon sonucu olmuştur. Ve buna biz Türklerce mani olunamamıştır.

Bilmeliyiz ki; dünün emperyalist bugünün küresel güçleri “Türkiye’yi Ellerine Geçirme Planı”nı, yerli işbirlikçi taşeronları eliyle uygulayarak başarılı olmuşlardır.

Bu nedenle, Türk Milleti ne pahasına olursa olsun yeniden bir “Kurtuluş Mücadelesi” vermelidir. Ancak böyle bir mücadelenin sonuçları, taraflar tarafından da öncelikle bilinmelidir.

Bu coğrafya bir Türk coğrafyasıdır. Ve ya öyle kalacaktır ya öyle kalacaktır... Türk açısından, başka hiç bir şeyin kabulü mümkün değildir.

Bir ülke düşününüz ki; küresel güçler ve yerli taşeronlar tarafından operasyona uğruyor... Yargısı adaletten, bürokrasi devlete sadakatten, ordusu idealinden, camisi dininden, halkı milliyetinden uzaklaştırılıyor. Bütün bunlar olurken dizginler öyle sıkı tutuluyor ki; bundan dolayı derin bir sessizlik var...

Dünyanın hangi gelişmiş ülkesine giderseniz gidin, böyle bir operasyon yapamazsınız. Hadi yapmayı başardınız büyük bir mukavemet görürsünüz. Böyle bir operasyonun ülkemizde başarı ile uygulanması her açıdan bir türlü gelişemediğimizi ve köşeye sıkışıp gardı düşen boksör gibi, hiç bir şey yapmadan her yumruğa açık olduğumuzu gösteriyor.

Allah için, ülkeyi ve Türk Milletini bu hale getirmede kendi hedefleri açısından “iğne ile kuyu kazanları” başarılı görüyorum.

Türk Milleti ise henüz kendisine karşı yürütülen “nakış gibi işlenmiş operasyon”un farkında değildir.

Hiç bir yargı kararı, demokratik çözülme paketleri, dış ticaret açığı, küresel güçlere bağımlı ekonomi, aşırı borçlanma, işsizlik artışları onu ilgilendirmemektedir. Hatta şehitler gelmiyor ve analar ağlamıyor diye hain Öcalan’ı baş tacı etmeye hazırlananlar vardır.

Gerçekten Türk Milletine ve Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı, küresel güçler ve onların yerli taşeronları tarafından yürütülen bu operasyonu başarılı buluyor ve onları kutluyorum! Ancak bu kadar yapılabilirdi...

Yalnız bir nokta var ki; onları biraz üzeceğim. Türk’ün karşılığı da bu sefer misli ileyüksek bir şiddette olacak. Şimdi, sizde ona hazırlanın...