NERELERDEYİZ BİRTANEM

 

 

Ah bir tanem. Bugün hafta başı. Sayılı günler tek tek geçiyor. Her gün uyandığımda, artık korkulu kalkmaya alıştım. Yeni günlerde değişen hiç  bir şey olmadığı için korkmuyorum artık.

Korkmuyorum. Ancak yeni günlere gebe kalmamak için elimden geldiği kadar önlemler almaya çalışıyorum.

Gelir düzeylerinin iyice açıldığı bu günleri, görmeni isterdim bir tanem.

İnsanlara, aldıkları aylık veya ayda ellerine geçen paralar kadar değer veriliyor şimdi.

Bir tarafta bir stadyumu doldurarak yapılan sünnet düğünleri, bir yanda Güneydoğu halkı eziliyor diyenlerin katıldığı düğünde uçuşan dolarlar, bir yanda rejimin temeline ve Türkiye’nin bölünmesine yönelik “dedelerimizi anıyoruz”  kisvesi altın yapılan açık hava toplantıları.

Bir tarafta da da Hoca Efendinin döneceği sinyalleri.

Ama diğer tarafta, piyasaya gelen zamları hiç kimse konuşamıyor.

Bakanlar, yapılan zamların karşısında haklı olduklarını savunarak, halkı tasarrufa çağırıyorlar.

Zaten vatandaş doğuşundan itibaren tasarrufta. Bilmiyorlar mı?

Vatandaş tasarruf yapa yapa iyice cılızlaştı. İnan vekillere dertlerini anlatmaya gittiğinde vekilin üçte biri kadar görünüyor vatandaş.

Eskisi gibi sokaklarda göbeklilere de rastlayamıyoruz artık.

Büyükler daha iyi bilir mantığı her gün daha çok yayılıyor memleket sathına. Buna çok üzülüyorum bir tanem. Neden hep büyük en iyisini bilsin ki, küçüğün yaşama hakkı yok mu?

Büyükler, ekranlarda boy gösterdiklerinde milli gelirin %12’lere ulaştığını söylüyorlar.

Valla bir tanem, bizim eve bu %12 değil, %5ler bile ulaşamadı. Bizim eve ulaşanlar ne biliyor musun bir tanem.

Bizim eve;

Ekmek zammı ulaştı. Ekmek şimdi 700Krş.

Elektrik zammı ulaştı %32.

Şeker zammı ulaştı, şekerin kilosu 2.50Krş.

İçtiğimiz su kalmadı çok şükür. Simdi de su patronları oluştu memlekette. Suyun bidonu 4.50 Ykş geldi.

Arabaya binmiyoruz artık. Vergilerini söyleyemiyoruz bile.

Bisiklet fiyatları bile arttı, onu da alamıyoruz. Mazot 3.50Ykr geldi. Benzinle at başı yarışıyorlar.

Doğalgaz kullanımı memlekette iyice yaygınlaşıyor bir tanem. Ama her ay doğalgaza da zam geliyor.

Ha bir şeyi unuttum sana söylemeyi.

Hani şu araba Trafik sigortası denilen, mecburi sigorta var ya. Ona da illere göre değişen zam geliyor.

Yani anlayacağımız, vergi yönünden eyaletlere ayrılma provası yapılıyor.

Yakında şehirlere eyalet ismi getirilirse hiç şaşmayalım.

Hükümetin açıklamalarına göre %12 milli gelire sahip. Vatandaş gelen zamlardan etkilenmeyecek. Ancak tasarruşu olması gerekecek.  Hükümetin bu  söylemleri iç açıcı. Ama unutulan tek nokta da, Türkiye’de sayısı her yıl artan yeşil kart ve yardım kuruluşlarından vatandaşa yapılan, hatta  iktidar destekli paketlerin gün geçtikçe artması.

Hükümet bu kadar rahat konuşurken, memurundan kesip de bu güne kadar kullandığı KEY paralarını dahi geri ödemekte güçlük çekiyor.

Avrupa Kupasını İspanya aldı biliyor musun bir tanem.

İnan çok sevindim. Kupayı Türkiye almış gibi sevindim.

Türkiye Almanya maçında Almanya başbakanının bizlere küçümseyerek bakanı gözlerini görünce, İspanya’nı o büyük kupayı almasına bir kez daha sevindim.

Bu günlerde gazete sütunlarında benim yılda iki üç kez kullandığım başlık kullanılıyor.

“Nereye Gidiyoruz?”

Nereye gidiyoruz inan bilinmiyor. Gidiyoruz bir yerlere de, iyiliğimize mi, kötülüğümüze mi, bilen yok.

Bu günlerde Anayasa Mahkemesi iktidar partisi için karar verecek. Millet merakla bu kararı bekliyor.

Yalnız, milleti isyanlara sokan bir konu, Yüce Türk mahkemelerinin alacağı karara daha şimdiden AB ve ABD nin yön verme mesajlarının gelmesi.

Bir de AB nin verdiği bu mesajlarda, iktidar partisinin milletvekillerinin de bilgi ve parmaklarının bulunması mideyi bulandırıyor.

Eğer AKP kapatılırsa, AB bizim katılım isteğimizi askıya alacakmış.

Belki de Türkiye’yi içlerine almaktan vazgeçerlermiş.

Elli yıldır AB kapılarında dolanıp durduğumuz aklımızı başımıza getirmemişe benziyor.

70 milyon nüfusla AB bizi içine alır mı zannediyor bu vekiller?

AB ülkelerinin bir çoğunun 15 kat fazla nüfusuna sahip olan Türkiye gibi bir ülkeyi almayacakları ta başından belli idi.

Şimdi bizim ısrarımıza onlar “yüzsüz Tükler” diyorlar vallahi.

İşte bir tanem bu günlere de düştük sonunda.

Avrupa Birliği bizi yanaşma olarak görüyor. Sömürge gibi görüyor. İç işlerimizin yönetimini kendi ellerinde bulundurduğunu zannederek yönlendirmeye çalışıyor ve bu yüzden de gerek siyasilere, gerekse yargımıza baskılar uygulamaya çalışıyor.

Şu Avrupa Birliği'nin AKP sevgisi de son günlerde iyice arttı. Öyle ki; Bankalarımızın, milli kuruluşlarımızın, stratejik yerlerdeki topraklarımızın yabancıya satılması, Kıbrıs'ta sessizlikleri oynamamız, Yunanistan jetlerinin Ege üzerinde fink atmaları karşısında sessiz kalmamız, Güneydoğu'da uygulamaya konular yürüyüş ve gösterilerde sessiz kalınması,  Kuzey Irak  hükümetine çeşitli tavizler verilmesi, içimizi karartıyor.

Bunlar hep AB ve ABD’nin tehditleri karşısında oluyor. 

Bu tehditler elli yıldır devam ediyor. Halkım bu tehditlerini sonucunu şimdi,den iyi kestiriyor da, ya yönetenler.

Şimdi de AKP nin kapatılması sürecinde tehditler daha da çoğaldı.

Eğer Anayasa Mahkemesi, AKP hakkında kapatma kararı vermez ise, AB ve ABD istediğin almış olacak ve işte o zaman “ Nereye Gidiyoruz” soruları da çoğalacaktır bir tanem.

Ama biliyoruz ki, Türk adaleti Türkiye’nin ve Türk Milletinin silahlı Kuvvetleri ile birlikte  koruyucusu ve kollayıcısıdır. Adaletimizin vereceği karar asla sömürge kararı olmayacaktır.

Bu uğurda eğer gerekirse değil AKP, bütün partileri kapatıp, yeni partiler kurabiliriz.

Bu verilecek karar inşallâh “Nereye Gidiyoruz” sorusunun sunu olur…

Hoşça kal bir tanem. Yine sana iç döktüm. Sana ağladım.

Ama inşallah memleketim, ülkem ve Türk halkım için güleceğim.