ÖLMEK YOK; YOLA DEVAM

 

 

Hükümet yetkilileri, bakanlar, milletin içini rahatlatacak kelimeleri ile ekranlara çıkarak;

“İnsanlar kendini güvende hissediyor” İçişleri Bakanı,

“Kriz bizi teğet geçti” Başbakan,

“Kriz için her türlü tedbirleri aldık” Hükümet sözcüsü.

“İMF ile anlaşma yok, istediğimiz olacak”  Başbakan,

Kredi kartlarında icralık olaylarda %150 atış var.

Hükümet “Durmak Yo, Yola Devam” sloganları ile yoluna devam ediyor elhamdulillah.

Çiftçi kara kara düşünüyor. Memur evin yoluna şaşırmış, evlatlar bakamadığı analarını sokağa atmış.

Dün altında en son model arabası olan, iki üç traktörü, ekipmanları olan milletin efendisinin altında şimdi 1977 model araba görürseniz şaşırmayınız.

Ben Söke’de gördüm, şaşırmadım. 

********

“Çınarlı kahveye toplanan öğretmen emeklileri ellerinin altındaki gazete sayfalarını karıştırırken;

Demir Mehmet’in sesi başların gazetelerden ayrılmasını sağladı.

Emekli öğretmen Demir Mehmet’in seslendiği kapı bir komşusu Muharrem Amca idi.

Çiftçilikle uğraşıyordu. Yılda iki ürün kaldırıyor, beş çocuğuna da ektiği babadan kalan tarlaları sayesinde bakıyordu.

- Bak seçimler geldi Muharrem. Yine gömlek yakacak mısınız?

- Ya bırak be Mehmet, bırak gari. Yaptık o zaman bi işler, karıştırıverme gerisini.

- Ülen yakacaksanız, benim eski gömleği vereyim onu yakın bari. Yazık o yepyeni gömleklere be.

İki komşunun bu diyaloğundan nerelere taş atıldığını anlamışlardı diğer dinleyenler.

- “Bene bak bene” dedi, Demir Mehmet.

- Yahu akıllanmayacak mısınız sizler? Adamlar durmak yok, yola devam diye diye, ölün, ölün diyorlar baksana.

- Artık “Durmak Yok” demeyeceğiz biliyor musunuz? Artık Ölmek Yok, yola devam” diyeceğiz, anladınız mı?

- O nereden çıktı yahu? dedi, gazeteci Selim.

- Yahu bakınsana çiftçiler Tariş’in önünde kuyruğa girmişler. Vakıfların önü ana baba günü. Aldıkları paralar kredi kartlarını ödemeye yetmiyormuş da, bankadan çare almalarını istiyorlarmış.

Her kafadan bir ses çıktığı anda, elinde çapası ile ek işten dönen meşhur tiyatrocu Hami, yorgunluktan kısılan sesi ile;

- Ya duydunuz mu haberi, yazık oldu yahu.

Gazeteci Selim heyecanla ayağa fırladı. Kötü bir olay olduğunu anlamıştı zaar.

- “Ne odu len Hami?” dedi.

- Sormayın ya… Serçinli Osman, kredi kartlarını ödeyememiş, borçları da katlandıkça katlanmış. Çıkmaza girmiş zavallı. Gece anasına telefon etmiş. “Ana hakkını helal et” demiş. Telefonu kapatıp başına sıkmış yahu. Söke, krize bir evladını daha verdi.

Vah vah sesleri ile bir sessizlik çöktü ortalığa.

- Arkadaşlar, Evlatlarımız var. Allah korusun artık. Durmamak bu mu yahu?  Durmak değil, Ölmek Yok desinler, ölmek yok. Ne bu yahu. Hergün kendini asan asana, kendini vuran vurana. Yazık oluyor bu gencecik memleket evlatlarına.

Yumruklarını sıkarak masaya vuramayan Emekli Öğretim Görevlisi Haşim Hoca;

- Yahu başbakan “Durmak Yok, Yola devam” diyeceğine, yola neyinen devam edeceğimizi söylesin. Parasız yola çıkılır mı? Bak işte çıkılmıyor. Atıyorlar işte bol keseden. Hangi yol, hangi yola… Alnından akan terleri silerken sessizce sandalyesine oturdu. Sesi iyice kısılmıştı. Söylediğini kendisi bile duymuyordu.”Durmak Yok, Yola Devam?” haaaaa! 

DEPREMLE YAŞIYORUZ 

Bu günlerde Ege Bölgesi’nin belirli yerlerinde  yaşanan sarsıntılarının sonuncusu Söke’yi de vurdu. Kandilli Rasathanesinin açıklamasına göre 3.7 şiddetinde olan deprem her ne kadar zarara yol açmasa da bir daha ki seferde zarar yapmayacağı anlamını taşımamalı.

Allah esirgesin, bugün Bedesten Çarşısından geçerken Bedesten’in duvarlarından patır patır dökülen duvar döşemelerini gördüm de aklıma deprem geldi. Velev ki, bu son sarsıntı daha büyük olsaydı, olacakları düşünmek bile istemezdim, dökülen duvar döşemeleri kırıklarını gördükten sonra.

Sonra Söke’nin belirli yerlerinde ve eskiden yapılmış binalarında deprem dayanıklılığı araştırılmadığını biliyorum. Yoksa bina kontrolleri yapıldı mı acaba?

Yapıldıysa biz ne gördük, nede duyduk. Benim bildiğin Gölcük depreminin etkilerinden sonra vatandaşlar binalarına kendi imkanları ile göz attı. Ama ben inanıyorum ki hiçbir binada dayanıklılık testi yapılmadı.

Artık depremle yaşadığımızda göre, yerel yönetimlerin bu konu üzerine eğilmelerinin zamanının gelip geçiyor olmasını bilmeleri gereklidir diyorum.

Gerçi son yapılan binalardan bu konuda çok titiz raporların istendiğini biliyoruz. Benim açıklamak istediğim 70 li, 80 li, 90 yıllarda yapılan binaların ne durumda olduğudur.

Tabi ki gönül arzu etmez ama, olacak kötü bir afatta yeni bir Gölcük yaratmamak için eskilerin de gözden geçirilmesinin şart olduğunu düşünüyorum. 

İNSAN HAKLARI:

• Herkesin özel hayatı, ailesi, konutu ve haberleşmesi yasayla korunmalıdır.

• Evlilik çağına gelen her erkek ve kadın, hiçbir ırk, renk, din şartına bağlı olmaksızın evlenme ve aile kurma hakkına sahiptir; aile, toplumun temel öğesidir. Toplum ve devlet tarafından korunma hakkına sahiptir.

• Herkes mal ve mülk edinme hakkına sahiptir.

• Herkesin düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü vardır.

• Herkesin çalışma, işini özgürce seçme ve işsizlikten kurtulma hakkı vardır.

• Herkesin eğitim hakkı vardır, ilk eğitim parasızdır.

• Kölelik ve kulluk yasaktır.

• Herkes nerede olursa olsun yasalar çerçevesinde korunur.

• Bütün insanlar Anayasaya uygun olarak yargı organına başvurma hakkına sahiptir.

• Bir suç işlemekten sanık olan herkese, savunması için gerekli bütün haklar sağlanmaktadır.

• Herkes dilediği devletin ülkesinde gezebilir, dilediği an terk edebilir veya ülkesine geri dönebilir.

• Herkes işkence karşısında yabancı bir ülkeye kaçabilir. Kaçtığı ülkede kendisine “Sığınmış İnsan” muamelesi yapılmalıdır.

• Her insan bir vatandaşlığa sahiptir.

Gelecek yazımda buluşmak dileğimle.