POLİS ve ASAYİŞ

Siyasi partiler ve çeşitli kuruluşlar, sanki yerel basını ağırlama yarışına girmişçesine, dün sabah kahvaltısında Ticaret Odası Başkanı Süleyman Toyran’ın davetlisi olduk. “Hayırdır” Süleyman Toyran acaba milletvekili adaylığını mı açıkladı” falan sanmayın.

Herkes öyle bir beklenti içindeydi, ama ev sahipliğini yalnız bize değil, İlçe Kaymakamı Mehmet Demirezer, Emniyet Müdürü M. Ali Serin ve Jandarma Komutanı Erman Denk’e de en güzel şekilde ağırlayarak yaptı.

Bir süredir basın mensuplarına verilen sabah kahvaltıları ve öğle yemeği karşılıklı sevgi ve saygı düzeni içinde organize edildiğine tanık oldum. Hiç bir basın mensubunun bir sabah kahvaltısına ve öğle yemeğine ihtiyacı yok. Basını ağırlama yarışı içine giren siyasi parti ve kuruluşların da normalin dışında bir beklentisi yok. İlgili siyasi parti ve kurumlar Söke’ye verdikleri hizmeti anlatıyor, basın mensupları da bunları, haberleştirerek gazetesinin sütunlarına aktarıyor. Dün de aynı oldu. İlçe Kaymakamı Mehmet Demirezer ve İlçe Emniyet Müdürü M. Ali Serin ve Jandarma Yüzbaşı Erman Denk, 2010 yılı içinde kent sınırları içinde meydana gelen asayiş olaylarını grafikler halinde gazetecilere verdiler.

Emniyet Müdürü M. Ali Serin ve Jandarma Yüzbaşı Erman Denk Kent sınırları içinde verilen hizmetleri tek tek dile getirdiler.

Em. Md. Serin’in bir açıklaması oldukça düşündürücüydü. Şöyle idi:

“Polis bir yıl içinde 220 operasyona katıldı”

Çok zor bir görev, dile kolay. Polis, yılın 365 gününün 220 gününde operasyona çıkmış.

Görüldüğü gibi, çok zaman görevi nedeniyle kendi aile yaşantılarını bile geri plana iten polislerin içinde bulunduğu koşullara bakın. Terör olaylarına karşı verdikleri büyük mücadele gözardı edilemez. Amaç: “Huzur içinde bir Türkiye yaratmaktır” Çünkü halkımız huzur ve güven içinde yaşamını sürdürmek istiyor. Polis bu görevi, kanunların kendisine verdiği yetkiyi kullanarak yapıyor. İç ve dış mihraklar tarafından sürekli olarak işlenen ve gündemden düşmeyen yıkıcı ve bölücü faaliyetler ve uluslararası terörizm ile mücadele, Türk Polisi’nin en önde gelen görevlerinden biridir.

Son yıllarda özellikle büyük kentlerde sosyal, siyasi, kültürel, sanayi ve teknolojik alandaki gelişmeler, Emniyet Müdürü M. Ali Serin’in işaret ettiği gibi hırsızların davranış biçimlerini değiştirmiştir. Yani hızlı nüfus artışı, plansız şehirleşme teknolojik alandaki gelişmeler, yeni yeni suç türlerinin çıkışını hızlandırmıştır. Şüphesiz ki Emniyet Teşkilatı, toplantıda vurgulandığı gibi kendini yenileyerek, mevcut ortama müdahale etmesini bilmiştir.

Türkiye 21. asırda büyük hamleler gerçekleştirmeye hazırlanan bir ülkedir. Toplumsal barışı tam anlamıyla sağlar ve kalkınma hamlesini gerçekleştirebilirse çok huzurlu bir ülke olur.

2010’DA SÖKE AŞAMA KAYDETTİ

Dün Ticaret Borsası Meclis Salonu’nda yapılan basın açıklamasında Söke’nin bu yıl pamuk üretimi ve ürünün değerli fiyata satılması nedeniyle altın bir yıl yaşadığı belirtildi. Oysa geçen yıl bu rakamların çok altında üretilmişti. 2010’da pamuk üreticisi 131 bin 700 ton civarında pamuk üretimiyle rekor kırmıştır. 2009’da ise üretim 116 bin ton olarak gerçekleşmişti. Ovamızda üretilen toplam ürünlerin maddi değeri ise (eski para birimi ile) 474 trilyon 143 milyar 435 milyon TL.’dir. Çok sevindirici bir gelişme. Ekonomisi tarıma bağlı olan kentte meydana gelen bu gelişmeler küçümsenecek gibi değil. Söke’de yıllardan beri çekilen sıkıntılar tarım sektöründe yakalanan bu istikrarla çözüme ulaşabilir. Zira en azından sekiz yıldır tarımsal faaliyetler katma değer yaratamaz hale gelmiştir. Ama dünyada meydana gelen değişimler nedeniyle ilçemizde 2010 yılında pamuk, hububat, pamuk çekirdeği, buğday, mısır, ayçiçeği, zeytinyağı ve üretilen muhtelif maddelerin parasal değeri yukarıda belirttiğim gibi yaklaşık 475 trilyon civarında olmuştur. Bu çok sevindirici bir gelişmedir.

TARIM, SANAYİNİN BİR KOLU OLMALI

Kalkınmanın birçok anahtarı var. Ancak hiçbir ulus sadece tarımsal faaliyetlerle kalkınamaz. Öyle olmuş olsaydı kahve üretilen ülkeler dünyanın en zengin devletleri olurdu. Çünkü tarım rastlantısal bir faaliyettir. Yani üstü açık fabrikada üretilmektedir. Çiftçi hava koşulları nedeniyle uğradığı bir zararı üç-beş yıl içinde ancak telafi edebiliyor veya borcunu ödeyemediği için sektörde devre dışı kalıyor. Bu nedenle Söke Ovası’nda modern tarıma “evet” diyorum ama, bu faaliyet dünyadaki örneklerine denk şekilde bir plana bağlanmalı ve Söke tek tip tarım faaliyetlerini bırakarak, ürün desenini değiştirmelidir.

500 bin dönüm arazisi olan bir kent, uzun yıllardır katma değer üretemez hale düşmüştür. Hepbirlikte bu talihsizlik zincirini kırmamız gerekir.