S - U - S - U - Z - L - U - K

ALİ GENÇLİ

 

 

Üç Balon Öyküsü

1*

İstanbul’daki gömütlerin sıkça ziyaret edildiği, türedi imamların vatandaşı;  ölenleri  için dua okuduklarını söyleyip paralarını söğüşlediği günlerdi. Yine kalabalık ziyaretlerin yapıldığı, adı sık duyulan gömütlüğün birinde ziyaretçilerin yoğun olduğu saatlerde,  müşterilerine daha çok hizmet(!) vermeyi nasıl becereceğini düşünen bu türedi dua okuyucularından birisi okuduğu duaları balonlara üfleyerek işini çabuklaştırmayı akıl etmiş. Ziyaretçilere de: “ Efendim bu balonların içindeki hava, okunmuş, üflenmiştir. Balondaki okunmuş havayı mezarın üstüne salın dualarınız kabul olsun.” diyor, bu hizmeti de yarı fiyatına sağladığını ekliyormuş. Balonlar satılmış mı bilemiyorum ama  uyanıklığın bu kadarına da pes doğrusu!                                                           

Aziz Nesin Usta’mın kulakları çınlasın.

                                                                                             

2*

Yıllar önce öğretmenlik yaptığım bir orman köyünde Uyanık Mahmut adlı bir köylü vardı. Motorlu kesicisiyle köy köy dolaşır dileyenin odunlarını keserdi. Kışın soğuk geçtiği o yörelerde bu tür odun kesicileri odunun da bol olması nedeniyle geçimlerini sağlayacak denli çok para  kazanırlardı. Bu Mahmut’a neden uyanık dediklerini merak edip köyün yaşlılarından birine sorduğumda anlatmıştı.                                               

“Bu uyanık Mahmut’un babası da odun kesicisiydi. Odun kesiciliği  babasından kaldı Mahmut’a yani… Askerden geldiğinde babası ona da bir kesici aldı. Kışın birinde, başka köylere kesime gittiğinin ertesi günü yüzü gözü mosmor döndü köye. Bir süre ne olduğunu anlayamadı kimse. Kimisi “Ormanda karşılaştığı  bir ayıyla boğuşmak zorunda kalmış, ayıyı haklamış ama kendi de bu duruma gelmiş.”  kimisi de “Attan  derin bir ‘yar’a düşmüş yaralanmış.” dedi. Uzun süre başka köylere gidemeyen Mahmut’un uyanıklığını, dayak yediği köyden birinin köyümüze gelip yaşananları anlatasıya dek, söylentiler çoğaldı  durdu. Asıl gerçek ise bir balon hikayesiymiş. Odun kesim işi motorun deposundaki benzin karşılığı ücretlendirilir. Bizim Mahmut kestiği odunların karşılığını depo başına aldığından, deponun içine bir balon koyup şişirmiş.Böylece balonun kapladığı yer kadar eksik benzin harcayarak, hak ettiğinden fazla para almaya başlamış ama bir depo benzinle kesilen odunlar da azalmaya başlayınca, bir süre sonra, iş yaptığı köyün muhtarı durumu anlamış. Mahmut, “Benzin kıtlığı yüzünden, yapmak zorunda kaldım.” Demişse de güzel bir dayak yemiş, kandırmak istediği köylüden. Bu gerçek ortaya çıktıktan sonra da köylüler ona ‘Uyanık Mahmut’ adını taktı.”                                                                                                                                  

“ Vay uyanık vay! “                                                                                            

3*

İnsanların yıllar sonra “Küresel  Isınma”  sorunuyla karşılaşacağını , yaklaşan susuzluk tehlikesine bu uyanıklık serüveninin küçücük de olsa bir katkı sağlayacağı Uyanık Mahmut’un aklının ucundan bile geçmemiştir. Susuzluğun kapıda beklediği şu günlerde; bu öyküden esinlendiğim önerimin günler önce internette dolaşan su tasarrufu için “rezervuara su dolu  şişe konulması” önerisiyle benzeştiğini düşünebilirsiniz. Uygulanabilirliğindeki kolaylık bakımından ya da  öyle ya da böyle su faturalarına mutlaka bir katkı sağlayacağından yapmakta yarar vardır diye düşünüyorum. Sağlam bir balonu su haznesine koyup şişirdiğinizde, tüketilen su biraz daha azalacaktır.                                                                                  

Ama bana göre susuzluğa katkı sağlayacak en önemli girişim,  “su kullanma kültürü” kavramı üstüne düşünmeye başlamalıyız.