SABIRLA BEKLEYEN KORUK OLDU ŞARAP!

DURMUŞ TUNA

Bundan yaklaşık 6 ay önce Söke'de bir olay yaşandı. Ben bu olayı üç ay önce öğrendim. Önce olayı bildiğim kadarıyla yazayım sonra yorumlayacağım!
"Söke'nin ekonomisine çok büyük katkı sağlayacak olan Organize Sanayi Bölgesi (OSB)'nin yolu ve çevre düzenlemesi için 50 bin lira lâzımdır. Söke Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Karakaş o dönemde OSB başkanlığını vekaleten yürütmektedir. Bu parayı temin etmek için kolları sıvar ve arayışa koyulur. Bazı işadamlarını arar ve sıkıntıyı dile getirir. Fakat bir türlü sonuç alamaz. Kapılar bir, bir yüzüne kapansa da pes etmez. Anlaşılan; Söke için, Söke insanı için gerekirse dilenci olur, gerekirse el öperim düşüncesine sahiptir. Bu düşüncelerle çırpınırken, sonunda maddi katkıyı sağlayacak işadamını bulur. Doğulu olan ama bir o kadar da batılı ve Sökeli hayırsever işadamı ağabeyimiz ricayı ikiletmez. İhtiyaç duyulan paranın 30 bin lirasını OSB'nin yolunu ve çevre düzenlemesini yapan, 20 bin lirasını da nakliye işini üstlenen firmalara ödemesi istenir. Allah var, Ahmet Karakaş paraya el bile sürmez. Üzerine aldığı görevi başarmış olmanın iç huzuruyla rahat bir nefes alır. Vekalet ettiği kısa süreli OSB başkanlık görevinde bir yaraya merhem olmuştur. Akşamında da iki duble kuş sütü ile yorgunluk atar."
Buraya kadar sıkıntı yok. Ahmet Karakaş'a bir Sökeli olarak teşekkür ediyorum. Bugün kendisi ile makamında görüştük. İlerleyen dakikalarda Sazlı Mahallesi Muhtarı Çetin Yolcuoğlu geldi. Sohbet anında bana sitem etti! "Neden bu kadar uğraşıyorsun. Hiç mi teşekkür edilecek bir şey yapılmıyor?" dedi.
"Eleştiriyorum, çünkü Sökespor'un parasını vermiyorlar" dedim.
Konudan konuya girildiği için, "Eleştiriyorum, çünkü 50 bin lira bağış yapan hayırsever vatandaşa bir teşekkürü çok gördüler" diyemedim.
Üst satırlarda; Ahmet Karakaş'ın nezdinde OSB yönetimine teşekkür ettim ama şimdi de eleştireceğim!
Bu olayda OSB hem övgüyü hem de eleştiriyi hak etti!
Çaldığınız kapılardan eliniz boş döndünüz ama bağışı alınca hayırsever vatandaşımızı unuttunuz!
Bağışçımız daha öncede hem fakülteye hem OSB'ye hem de çeşitli Devlet yatırımlarına bir çok kez katkı sağlamış bir aileye mensup. Yani daha önce olduğu gibi, bu bağışı yaparken de işin reklamsal boyutunda hiç olmadı. Bu yönde bir talebi dün olmadığı gibi, bundan sonra da olmaz.
Bu gibi insanları onore etme anlamında bağışı basınla paylaşmanız iyi olurdu.
Hatırı sayılır bağışı OSB'nin kullanımına aktardınız, eyvallah!
Buna diyecek sözüm yok ama bu bağışı kamuoyundan neden gizlediniz?
İsterken utanmadınız da, "Biz sayın işadamımızdan şu kadar bağış istedik ve sağolsun bizi kırmadı!" demeye mi utandınız? Bunu söylemeyi kendinize yediremediniz mi? Yoksa bir el mi engel oldu? Bu davranışınızın nedenini çok merak ediyorum! Çünkü bu güne kadar böyle bir olay yaşanmadı!

Söke eski Kaymakamı Mehmet Demirezer, bağışçı ve bağış konularında çok mahirdi. Mutlaka vatandaşı ikna eder, bağış basına yansır ve diğer vatandaşlara da örnek olunurdu. Kaymakam Demirezer bu özelliğiyle teşvik ediciydi.

Nedense Karakaş'ta bu özellik yok! Bundan sonraki benzer girişimlerinde kendisine Demirezer hassasiyeti diliyorum...

O bağışı alırken OSB'ye vekaleten başkanlık yapmakta olan Ahmet Karakaş'a bir de hatırlatmada bulunmak istiyorum!
Söke Belediyesi'nin Sökespor'a vaadde bulunduğu halde ödemediği bağışı sağır sultana duyuruyorsunuz da vatandaşın bağışında neden aynı hassasiyeti göstermiyorsunuz?
Yaklaşık üç ay önce, sümen altı ettikleri bu bağış konusunu kendisiyle makamında konuşmuştum ve dün yine konuştuk. Üç ay önce Chp Söke Eski İlçe Başkanı sayın Hüseyin Akkaya konunun üstüne gelmiş ve sohbetimiz onun da dahil olmasıyla devam etmişti.

Karakaş, "Sabırla bekleyen koruk olurmuş helva" demişti.
Bu Karakaş'ın çok kullandığı bir deyimdi ve adeta onunla özdeşleşmişti. Sabırla beklememi istedi. Hüseyin Akkaya'da ona destek verdi ve beklememi tavsiye etti.
Akkaya'ya dedim ki, "Bu bağış yapılalı üç ay oldu!"
Şimdi üzerinden bir üç ay daha geçti ve dün Karakaş'a yine sordum ve yine aynı cevabı aldım. "Sabırla bekleyen koruk olurmuş helva" dedi yine!
Bu gidişle koruk olsa olsa şarap olmuştur ama Ahmet Karakaş'ın bu ayaklarıdan bir cacık olmaz.

Bir ara çay söylemek için telefona sarıldı ve dil sürçmesi yaşadı. O zaman anladım ki, bu deyim bırakın Karakaş ile özdeşleşmeyi adeta diline yapışmış. Çay yerine koruk ve helva söyledi. Neyse ki, çay geldi. Demek ki, çaycı abimiz kaale almamış söylediklerini!

Neyse, bu konuda son kez yazdım! Daha da yazmam artık! Sonuçta bağışı alan da memnun, veren de memnun. Her iki tarafa da bir kez daha teşekkür ediyorum. Neticede; OSB Söke'nin olmazsa olmazı.

Yine de son bir dip not: OSB yönetimi bağışı da bağışçıyı da unutma...