Seçim kadar, seçilecek kişilerde çok önemlidir

E. TURGUT TEKİN

Seçim kadar, seçilecek kişilerde çok önemlidir

 

Avrupa ülkelerinde layık olanlar, bizde ise parası olanlar seçilir. Oysa seçim kadar, seçilecek kişilerde çok önemlidir. Maalesef bizde buna değer verenler çok az.

 

Bugünlerde milletvekili aday adayı olmak için birçok kişi kolları sıvadılar. Rahmetli Nasreddin Hoca’nın göle yoğurt çalışı gibi. Ümitleri “ya tutarsa!..”       

 

Türkiye’de paran varsa, aday adayı olarak müracaat, koşullar yerinde ise her yurttaşın doğal hakkı. Buna kimse engel olmaz. Aydın’ın  8 milletvekili kontenjanı var. Her parti, en az sekiz aday belirleyecek. Bu sekiz adayın birinci ve ikinci sırasındakilerin seçilme şansları ne kadar çok yüksekse, diğer sıradakilerinde o kadar çok düşüktür. Buna rağmen yine de TBMM üyesi olmak için çabalarlar.

 

Bunlar doğru güzel şeyler. Bence doğru olmayan birşey var. Madem ki seçilecek üyeleri partiler belirliyor, halka da “Bunu seçeceksin!...” diyor, benim önüme sandığı neden koyuyor? Bu bir tür zorlama değil mi? Hani benim tercihim?

 

Diyelim ki, DP Aydın adayları 50 adet. Seçilme şansı iki adet. Liste başındaki birinci ve ikinciler seçiliyor, diğerleri eleniyor. Bu da partinin işine geliyor. Nüfusu çok olan yerler veya partinin hatırlı kişileri bu sıralarda olduğundan seçiliyor. Diğer adaylar ise seçilemiyor. Oysa, bu tercih sistemi olmuş olsa, DP’ye oy veren kişi sekizinci adayı tercih etmişse oy o adayın oluyor. Böylece liste başları değil, en çok oy alanlar seçiiliyor. Bu da seçmen içinde, seçilen için de daha hakça bir sonuç sağlıyor.

 

Benim anlayamadığım, seçimlerde bu tercih sistemi neden uygulanmıyor? Oysa, bence seçmen ile seçilen arasında aracı olmadan ve direkt seçmenin seçtiği kişi meclise giderse daha iyi olur. Çünkü partinin adamı değil, milletin adayı seçilir ve milleti daha iyi temsil eder. Bu da parti hegomanyasını yıkar. Milletvekilide Genel Başkan baskısından kurtulmuş, egemenliği özgür iradesiyle savunma gücü kazanmış olur. Bu da, o inşanın temsil ettiği insanlara karşı güveni artırır. Zaten gerçek demokraside budur. Zaman zaman partiye, genel başkana uyum sağlayamayan ve sonunda partisinden ayrılmak zorunda kalan veya da ihraç edilen milletvekilleri görüyoruz. İşte bu kişiler, partilerine başkaldırmak zorunda kalıyorlar. Ya partilerini veya uygulamalarını beğenmiyorlar. Böylecesürtüşme sürtüşmenin üstüne yükleniyor.

 

Birbaşka yönü de şudur. Diyelim ki Sökeli bir aday var, Söke halkı buna güveniyor, oyunu verecek, ama listede 6. sırada. Oyunu partiye verdiği için bu adayın seçilme şansı yok. Eğer bu tercih sistemli olsa, Sökeliler’in birçoğu bu adayı tercih ettiğinden ona oy verecekler. Hatta, gönlü diğer partilerde olanlar bile, bu adayı tercih ederek oylarını ona vereceklerdir.

 

Böylece partisi ne olursa olsun, o yerden sevilen, sayılan, kendilerini temsile layık olan bir kişiyi parlamentoya göndermiş olurlar. Siyasi parti kurmayları, bu kişilere kolay kolay dişlerini geçiremeyecekleri için bu sistemi kabul etmezler. Nitekim çok tartışılmasına rağmen, “Tercihli seçim sistemi” bize ulaşmadı. Çünkü bu sistem, parti tavanına değil tabana esas alındığından, oraya odaklandığından lider hegemonyasını rencide ediyor. Bu nedenle de, siyasi parti genel başkanları bu sistemi tercih etmiyorlar. Elbetteki başka nedenleri de vardır. Ama, burada hepsini yazmak mümkün değildir.

 

Biz ne yapabiliriz?

 

Madem ki siyasi partiler, işlerine gelmediği için tercihli seçimi ortaya koymuyorlar, bizde buna karşı şu önlemi alırız.

 

1- Hangi parti, Sökeli adaya şans tanımışsa öncelikle oyumuz ona.

 

2- Sökeli adaylardan hangisini başarılı olabilecek kapasiteye sahipse, parti gözetmeden oyumuz ona.

 

Siyesi partilerde oy verilecek adam gibi adamları aday yapsınlar. Dandik, işe yaramayan, “el kaldır, el indir”leri değil. Fonksiyon sahibi, iş şapacak, devlete, millete, vatana yararlı olacak insanları aday yapsınlar. Ben, oyumu kullanırken, partiden daha çok, beni TBMM’de temsil edecek adaya bakıyorum. Hangi aday buna yakışıyorsa oyumu ona veriyorum. Partiye değil.