SİYASİ PARTİLER BELEDİYE BAŞKAN ADAYINI BELİRLERKEN…

E. TURGUT TEKİN

 

 

Yıllardır C.H.P. neden iktidar olamıyor? diye yakınanlar var. İktidar olabilmek için Türkiye’de yaşayan nüfusun en az yüzde kırkının oyunu almak gerekiyor. Bunu alabilmek içinde yüzde ellilik bir tabana sahip olmak zorunluluğu vardır. Bu da ancak tabanı kucaklayan bir partiye nasip olur. Tabanı kucaklayamayan, zümre partileri barajı aşsalar da asla iktidar olamazlar. İktidarın yolu tabandan geçer. Taban ise parti yelpazesini geniş açmakla mümkün olur.

   C.H.P. Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal, bu son günlerde partinin yelpazesini açmayı, tabanı genişletmeyi hedeşiyor. Bu amaca ulaşmak içinde bütün gücüyle gayret ediyor. Ama her ne hikmetse partideki bazı kesimler buna karşı çıkıyorlar ve Genel Başkana cephe alıyorlar. Bunlardan biri de bizim Aydın Milletvekillerimizden Sayın Fatih Atay’dır. Sayın Atay, partiye çarşaşılar alınıyor diye kızıyor. Neymiş, “Atatürk’ün partisinde baş örtülü kişiler olamazmış” Bu görüş doğru mu, yanlış mı? Elbette burada bunu tartışacak değiliz. Ama bildiğimiz bir gerçek var ki, Atatürk, bu memleketi düşman işgalinden başı örtülü Türk Anaları ile Türk Babalarından oluşan halk ordusu ile kurtardı. Bunların içinde ayakları çarıklılar, başları örtülüler, çarşaşılar, yalınayaklılarda vardı. Baş örtüsü ile sırtında cepheye mermi taşıyan bu insanlar Anadolu kırsalında aç ve susuz düşmanla boğuşurken, başları açık sosyete hanımları İstanbul’da Müzaffer İngliz Komutanlarının kollarında viski içerek baygın baygın dans ediyorlardı. Vatan kurtulup, Cumhuriyet kurulduktan sonra bizim Anadolu’nun cefakar başı örtülü anaları unutuldu. Atatürk döneminde onlara bazı önemli haklar verildi ise de ondan sonra bunların sosyal hayata intibakları, ekonomik açıdan güçlendirilmeleri hep geri planlara atıldı. Kılık kıyafetleri ile alay edildi. Tarlasında çalışan, ahırda hayvanlarına bakan buzağısına anası ölünce kendi sütünü içirip büyütmeye çalışan Türk Kadını İstanbul’un sosyetesi gibi nasıl giyinecekti? Mini etekle tarla da çapa yapıp, pamuk toplanır mı? Toz toprak içinde başı açık çalışılır mı? Anadolu insanı bölge bölge kendisine ulusal giysiler yaratmış, işte ve çalışmada hangisi uygunsa onu giymiştir. Kışın ortasında dağda zeytin toplayan kadın başını sarmadan acı esen poyrazdan kendisini nasıl koruyacaktır? Elli derece güneşin altında çapa yapan, sebze toplayan kadınlarımız zaman zaman toprağa oturması gerekiyor. O dar eteklerle nasıl o topraklara oturacaklar?

Türkiye’de emekçilerin başında Türk Köylü Kadınları gelmektedir. Her konuda ezilen, horlanan ve alay edilenlerde bunlardır. Aslında sol partilerin bunları bünyesine alarak, onları koruyup gözetmesi gerekirken, ne yazık ki bu partilerin çoğu bunlara tepeden bakıyorlar, alay ediyorlar ve hatta küçümsüyorlar. Cumhuriyet Tarihinde, D.P. ile başlayan köylüye açılım D.P.’yi üç dönem iktidara taşımıştır. Daha sonra aynı kozu A.P. elinde tutarak, bu da bu taban sayesinde iktidar olmuştur. Eğer kendi aralarında bölünme olmasa idi, bunlar daha çok iktidar olacaklardı.12 Eylül sonrasında, ANAVATAN Partisi de bu tabanı kullanmıştır. Bu taban bu partiyi de iktidar yapmıştır. Önce A.P.yi bu tabanla iktidara taşıyan Sayın Demirel,daha sonra D.Y.P.’ yi de aynı taban ve strateji ile iktidar yapmıştır. Solda tabanın ancak bir bölümünü RAHMETLİ Ecevit değerlendirmiş ve C.H.P. yi kısa aralıklarla da olsa iktidar yapmıştır. Bunların dışında çok partili demokrasi hayatımızda C.H.P. iktidar olamamış ve hep muhalefette kalmıştır. Acaba neden? Sayın Fatih Atay, hiç bunun analizini yaptın mı? Bir partiye gönül bağlayanlar onun nimetlerinden de yararlanmak isterler. Bunun tek yolu da iktidar olmaktan geçer. İşte Deniz Baykal, partinin yelpazesini genişleterek, tabanı kucaklayarak yerelden genele doğru bir hamle içindedir. İnsanların siyasi görüş ve teemmülleri hiçbir zaman onların kılık ve kıyafetlerine bakılarak değerlendirilemez. Deniz Baykal, Antalya’da torunları ile camiye gidip bayram namazı kıldı diye kınanamaz.

   Sayın Fatih Atay ‘a sormak gerek. İki dönem Aydın sizi Milletvekili yaparak TBMM’sine gönderdi. Siz Milletvekili olarak Aydın ve ilçelerine ne verdiniz? Eğer iktidarda olsaydınız, Aydın’a ve ülkeye birçok şey verirdiniz. Veremediğinizin tek nedeni iktidar gücüne sahip olmayışınız. Bu memlekette Atatürk’ün partisi olan C.H.P.’ye en büyük kötülüğü kimler yaptı biliyor musunuz, Atatürkçü olmadığı halde kendilerini Atatürkçü imiş gibi gösterip, Atatürk’ün yarattığı Ulusal birliği kamplaştırarak sınışara ayıranlar yaptılar. Bunlarda, halka hep tepeden bakan ve onu küçümseyen kılık kıyafetleriyle alay eden, dini inançlarına saygı duymayan çoğunluğunu da yüksek brükrasiden gelenler yapmıştır. Bundan birkaç yıl önce önemli bir brokrat emeklisi hem solcuyum diyor ve hem “Ezan sesinden rahatsız olduğunu söylüyor” sa bu adamın bulunduğu partiye İnançlı Türk Halkı oy vermez.

   Ben, şahsen Sayın Baykal’ın açılımını olumlu buluyorum. Bu açılım partiye çok şeyler kazandırıp ve partiyi iktidara taşıyacaktır. Çarşaşıda olsa, şalvarlıda olsa, inançlıda, inançsızda olsa bu halk bizim halkımızdır. Hz.Mevlana gibi herkesi kucaklayacak bir parti tabanı kurmak ne güzel. ”Gel, gel! Her ne olursan ol, yeter ki gel” diyebilmek ne güzel. Bravo Sayın Baykal. Güneş balçıkla sıvanamaz. Artık bu memleketin ciddi hükümetlere, iş yapan ve çalışan yerel yönetimlere ihtiyacı vardır. Bu da C.H.P. gibi deneyimli bir parti ile olur. Tabanı aç, yelpazeyi genişlet, vatandaşın dertlerine çare ol.

Gerçek, ATATÜRKÇÜLÜK BUDUR.