SÜREDž

FARUK HAKSAL

 

Türk Dil Kurumu sözlüğünde karşılığı şöyle:

“Aralarında birlik olan veya belli bir düzen veya zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay ve hareketler dizisi…”

Demek ki, Başbakan’ın, PKK’nın, BDP’nin, Barzani’nin ve Abdullah Öcalan’ın bir süredir üstünde dans ettikleri ip budur.

Siyasetçiler, PKK tarafından kaçırılarak Kandil dağında aylardır tutsak edilen “Devlet”in kamu görevlilerinin serbest bırakılmasını sevindirici bir gelişme olarak değerlendiriyor ve sürecin başarılı bir biçimde yürüdüğünü ifade ediyorlar.

Gerçekte… Nedir bu noktada yürüyen?

Apo, İmralı’dan emir veriyor.

Devletin memurları Kandil’de serbest bırakılıyor.

Demek ki, olup-bitenler hala Abdullah Öcalan’ın emirleri doğrultusunda yürüyor.

Demek ki, PKK’yı yöneten hala Abdullah Öcalan’dır.

Bu devletin memurları bir emirle tutuklanıyorsa, bir emirle de tutsak edilmişlerdir.

Ve Devlet, memurlarını tutsak eden terör örgütünün başı ile müzakere etmektedir…

Anayasa yapmaktadır.

Strateji belirlemekte, Ortadoğu’yu yeniden şekillendirecek adımları atmaktadır…

Bu ortamda kimileri Öcalan, AKP’nin dümen suyuna girmiştir, diyor.

Kimileri ise, AKP Öcalan’ın etki alanı içinde siyaset yapmaktadır, buyuruyor.

Oysa, gerçek bu “vitrin”in dışında ve oldukça ötesindedir.

Gerek AKP’nin yönetim kadrosunu ve gerekse Öcalan’ın siyaseti yönetip yönlendiren ABD’dir.

ABD’nin stratejik çıkarlarıdır.

Öcalan, PKK, BDP, Barzani ve AKP, bu çıkarlarla ortaklık kurup, kurdukları ortaklıktan pay alma amacını siyasetlerinin ana çizgisi haline getiren stratejik “araç”lardır…

Sorun, PKK ile AKP arasında değildir.

Tam tersine, PKK ve AKP; ABD’nin Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme stratejisi içinde farklı alanlarda işlev üstlenen siyasal unsurlardır.

PKK, ABD desteğini arkasına alarak bölgeyi teröre bulamıştır.

AKP, ABD güdümünde Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesi stratejisinin “eş-Başkanlığı”nı üstlenmiştir.

Terör, bu şekillendirmeye giden yoldaki bir kilometre taşıdır.

AKP’nin yürüttüğü siyaset, bu şekillendirmenin merkezine yerleşmeye çalışan niyetlerin ürünüdür.

Yineliyoruz:

-        Sorun PKK, BDP, Barzani ve AKP arasında değildir.

Müzakereler, bu güçlerin arasında yapılmamaktadır.

Temel çelişki, Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi, mazlum uluslarla emperyalist güçler arasındadır.

Meseleyi bu açıdan görüp, tespit edemez isek, yapılacak değerlendirmelerin gerçeği tespit yeteneği zayıflar ve dolayısıyla da, yürütülecek mücadelenin yönü sapar.

Olayların karmaşık yapısı içinde gözden kaçırılmaması gereken asıl gerçek, samanın altından siyaset yapan emperyalizmdir.

ABD ve yürüttüğü siyaset ile, oluşturduğu işbirlikçi kadrolardır.