TAPINAKLARDAKİ ANITSAL DÖNEM

E. TURGUT TEKİN

 

 

İonya’da yapılan tapınaklarda anıtsal dönem, insanlığın mimarideki yükselişinin en önemli başlangıcıdır.

İnsanın yücelişi bu anıtsal yapılarla başlar. Sanat Tarihçileri bu döneme,”TAPINAKLARDA ANITSAL DÖNEM” diyorlar.

Bu dönemde Güney Batı Ege kıyı şeridinde “Dipteros” tarzında üç büyük tapınak inşa edildi. İonlar, tanrıları adına yaptıkları bu tapınaklara çok özen gösterirlerdi. Diğer yapılardan farklı olarak düşünülen bu kutsal mekanlar aynı zamanda çok güzelde korunurdu. Çevreleri koruma duvarları ile çevrilir, Temeno denen bir mabede dönüştürülürdü. Buralar savaş zamanlarında bile kutsaldı.  İoniya’da şu üç tapınak inşa edildi:

1) Miletos’ta, bugünkü Didim’de tanrı Apollon adına “DİDİMAİON”.

2) Efesos’ta ise, tanrıça Artemis adına “ARTEMİSİON “.

3) Samos’ta ise, baş tanrıça adına “HEREİON” tapınakları inşa edildi. Yapımları çok uzun süren bu üç dev tapınak gerçekten sanatta taş işçiliğinin doruk noktalarıdır. Bu üç site halkı tanrıları için daha güzelini yapmak uğruna birbirleri ile edeta yarıştılar. Gerçekten de dönemlerinde en güzel olan yapıtlar ortaya çıktı. Bu tapınaklarda sadece taş işçiliği değil, heykel, resim, bezeme, oyma, kabartma gibi süsleme ve dekorasyon sanatlarıda gelişip ilerledi. HEYKELLERDE,MERMER KULLANILMAYA BAŞLADI. Tapkı heykelleri oldukça güzel ve anlamlı üsluplarla işlendi. Ne yazık ki, bu üç dev tapınaktan sadece biri birçok kültürel varlığı ile birlikte günümüze ulaşabildi. Dünyanın yedi harikasından biri olarak sayılan Efesos ARTEMİSİONU İLE Samos  Hereionu yıkılıp ortadan kalkarken, Didim Apollon Tapınağı yarı yarıya ayakta durmaktadır. İşte bu ve benzeri birçok antik kültür Söke’nin çevresinde mevcuttu. Yine Söke’nin çevresinde çağında çok işlek ve modern olan antik kent kalıntısı kültürleri vardı. Bu antik kent örenler ise şunlardı:

1)Miletos Antik Kenti örenleri,

2)Priené Antik Kenti Örenleri,

3)Efhesos Antik Kenti Örenleri,

4)Magnesia Antik Kenti Örenleri,

5)Didim Apollon Tapınağı örenleri.

Bu ören yerleri, bütün dünyaca biliniyordu. Ama bugünkü gibi detaylı bir bilgiler içermezdi. Ancak, şu var ki “SÖKEYİ TANITMA VE HARABELERİNİ KORUMA CEMİYETİ” Bu misyonları yüklenerek çok dar imkanları ile bütün dünyaya tanıtma olanağı buldu.  Elbetteki bu tanıtımda en büyük yükü rahmetli Halil Bey ile rahmetli Hümeyra Özbaş yüklendiler.

Onlar eğitim aldıkları dış ülkelerin turizm ve tanıtmaya verdikleri önemi biliyorlardı. Bu turizm denen bacasız sanayiden uygulayan ülkeler memnundular. İşte bu öyküde bu tanıtımlardan bazı bölümleri aktaracağız.