TÜRKİYE’DE BÜROKRATİK ENGELLER VE ÇELİŞKİLER


Beşyüzkırk yıl gibi çok büyük bir zaman dilimi içinde dünya nüfusunun üçte bir kısmına hükmeden Osmanlı İmparatorluğu’nun torunları olan Türk Milleti, yüzyıllar boyunca çok acı ve büyük badireler atlatmıştır.
Dünya coğrafyasında hakim olduğu bölgelerde Türk kültür ve medeniyetini, sanatseverliğini ve adaletini örnek gösteren bir dünya devletinin olgunluğu hakim olduğu devletler nezdinde aşağılık duygusu altında ezilmelere ve intikam alma hırsının doğmasına neden olmuştur.
Birinci Dünya Harbi’nden evvel bu eziklikten kurtulma ve intikam alma hırsı canlanmış ve ilerici geçinen devletler birleşerek bütün güüçleri ile Osmanlı İmparatorluğu’na saldırmışlardır. Bu büyük saldırı karşısında Çanakkale Zaferleri ile tarih yaratan Mustafa Kemal ümidin kalmadığı bir anda Anadolu’ya geçerek yurdun her bölgesinde Kuva-i Milliye ruhu içinde milli birlik ve beraberliği sağladıktan sonra misakı milli hudutlarını çizerek hattı müdafaa yoktur, sattı müdafaa vardır inancı ile yurdun her bölgesinde cephe açarak dünya devletler ittifakını parçalayarak zaferler kazanmış ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.
Atatürk’ün koyduğu ilkeler doğrultusunda çok büyük reformlar yapılmıştır. Bugün bu yılların Türkiye'sinde huzur içinde yaşayabiliyorsak bunu büyük kurtarıcımız Atatürk ve cephe arkadaşlarının ve cefakar Türk Ordusu’nun vatan sevgisine borçluyuz.
Şu gerçeği üzülerek ifade etmek isterim ki, içinde yaşadığımız son yıllarda bize emanet edilen bu vatan evlatlarını muhasır milletler seviyesine çıkarmamız gerekirken, sanayinin ve tarımın her dalında bürokratik engeller bilinçli olarak  yürütülmekte ve Türkiye'nin gelişimi frenlenmek istenmektedir.  1- Yıllardan beri hüküm süren kuraklık tehlikesine karşı tarım uzmanlarınca önerilen tedbirler babında, yer altı sularından istifade edilmesi ve damlama sisteminin uygulanması önerilirken, Devlet Su İşlerince münferit kuyu açma yasaklanmış ve bu yetki çiftçi kooperatişerinin oluşumu şartı getiriImiştir.
2 - Artezyeni açıp suyu bulsanız ve Ziraat Bankası’nca damlama sistemi kursanız dahi devlet su işlerinin müsaadesi olmayınca elektriği bağlayıp bahçenizi sulayamıyorsunuz.
3 - Arazinizin içinde 4-5 dekar çalılık ve bataklık halinde hazine arazisi var ise, bu çalılık içindeki zaralı haşereler bahçenize zarar verse dahi bu yeri alıp slah etmek isteseniz bürokratik düşünce mani olmaktadır.
4 - İklim şartları gereği özel bir orman yetiştirmek için müracaat etseniz milyonlarca çam fidanı nereye ve hangi araziye dikileceği takip edilmeden dağıtılır ve siz gönüllü olarak orman kurmak isteseniz destek göremezsiniz.
5 - Üretimi arttırmadan çiftçinin ve esnafm duçar olduğu bu ağır global ekonomik krizden kurtulamayacağı herkesçe bilinen bir gerçek olmasına rağmen, dünya üreticilerinin sahip olduğu imkanları vermekten çekiniriz.
6 - İhracat ve ithalatımız da aynı bürokratik engeller, zorluklar içinde gelişmeye çaba gösteren tarım ürünlerimizin gümrüklerde beklemesi norm vasfını kaybetmesi de özel sektöre vurulan bir darbedir.
Yüzyıllar evvel Türk Milleti böyle değildi. Hatta 60-70 yıl evvel de böyle değildi. Milletimizin her ferdi birbirlerine sevgi ve dostluk bağı ile bağlıydı. Fertlerin birbirlerine yardım elini uzatmaları en kutsal dini ve ahlaki bir kuraldı.
Unutmayalım ki kainat sevgi üzerine kurulmuştur, her şeyin özünde sevgi vardır. İnsanlar arsındaki dostluk bağları sevgi yoluyla gerçekleşir. İşte Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyet’i de vatan sevgisi üzerine kurulmuştur.
Bilhassa bu devirde vatan sevgisini yaşatmak en kutsal görevimiz olmalıdır, yüzyıların ender olarak yetiştirdiği büyük dahi Atatürk'ümüzün ve silah arkadaşlarının bu vatan uğruna kanını veren aziz şehitlerimizin ruhları şad olsun diyor, vatanın birlik ve beraberliği için çalışanları iftiharla yâd ediyorum.