“Uyarı 2”

MEHMET ALİ OKLAY

 

Geçen günkü yazımızda(Erken Uyarı) bölgemizde barajların artması ve gelecek günlerde iki yeni barajın daha eklenmesiyle artacak nem oranına, yetişen bitki popülasyonunda oluşacak etkilenmeye dikkat çekmiş bilhassa incir ve pamuk üreticisini uyarmıştım.

Bugün ise artan kuraklık verileri ve son 20-30 yıldan beri su havzalarına düşen yağış miktarının yaklaşık yüzde 25 ve (1/4) oranında azaldığına dikkat çekerek susuzluk ve kuraklık konusunu gündeme getirmek istiyorum.

Tabii bu konuda en önemli görev, öncelikle devletimize sonra da bireysel olarak bizlere düşmekte. Malum ülkemiz su fakiri sayılmasa da su zengini bir ülke değil. Gelişmiş ülkelerde stok suyun 1/3’ü tarımsal üretimde kullanırken bizde nerede ise bu oran 2/3 düzeyinde. Devlete düşen görev özellikle burada başlıyor. Tarımsal sulamada geliştirilecek yeni teknikleri teşvik ederek gelişmiş ülkelerdeki oranlara çekebilirsek tüketimi muazzam miktarda suyu stoklarımızda tutabilir, tasarruf yapabiliriz. Evet yeni barajlar yapalım ama mevcudu da özenle kullanalım. Ziraat ile uğraşan kardeşlerimiz de bilhassa salma sulama yöntemlerinden damlama sulama gibi yöntemlere geçiş için azimle talepkar olmaları gerekli, devlette bu taleplere kulaklarını tıkamamalı.

Bireysel olarakta günlük kullanımlarda özenli olabiliriz. Örneğin traş olurken diş fırçalarken suyu kapatabiliriz, sifonu gereksiz yere çekmeyebiliriz. Sebze, meyveyi su dolu kaplar da yıkayabiliriz. Bulaşık yıkarken dikkatli olabilir varsağı bulaşık makinesini kullanmaya çalışabiliriz. Zaten bulaşık az demeyelim, bulaşıkları makinede biriktirelim.Yahu bunlardan ne tasarruf olabilir ki demeyin. Bireysel olarak kullanımda sadece bunlara bile dikkat etsek yılda yapılacak tasarrufun İstanbul’un su tüketimi kadar olacağı hesaplanıyor.

Hem töremiz, hem dinimiz israfı kabul etmiyor.

Karar sizin