YAĞMURLAR EGE BÖLGESİ’NE İLAÇ OLUYOR

E. TURGUT TEKİN

 

 

Kasım ve Aralık aylarında yağan yağmurlar Ege Bölgesi’ne ilaç olmaya başladı. Her taraf yeşillendi, toprak suya doyuyor. Kuruyan azmaklar ve dereler sulandılar. Kuraktan en çok etkilenen Bafa Gölü, Büyük Menderes Deltaları ile sulak alanlar suya kavuşuyor. Özellikle Bafa Gölü ve Menderes Deltası Lagünleri ile yine ovanın birçok azmakları su ile doldular. Allah nasip eder de Ocak, fiubat, Mart ve Nisan ayları da böyle giderse, yazı rahat geçiririz.

Türkiye’de bir çok iklim kuşağı vardır. Akdeniz etkisinde kalan bölgelerde Akdeniz iklimi görülür. Güney Ege Bölümü’de bu ana iklim kuşağına bağlı olsa da yine de bazı özelliklerle Akdeniz ikliminden değişik özelliklere sahiptir. Örneğin, Güney Ege’de yazlar Akdeniz kıyıları kadar sıcak ve nemli değildir. Akdeniz kıyıları zaman zaman sağnak yağmur alırken, Güney Ege kıyılarında yağmur olmaz. Bu nedenle pamuk üretimi bakımından  özellikle Söke Ovası daha uygundur. Pamuğun kalitesi daha yüksektir. Pamuk beneklenmiyor ve kirlenmiyor. Oysa ara sıra yağmur düşen bölgelerde pamuklar kirleniyor ve hem de benekleniyor. ‹şte Ege pamuğunu diğer bölgelerden farklı kılan özellikte budur. Sanayiciler, kaliteli kumaş üretiminde Söke Pamuğunu kullanıyorlar. Bu pamuktan dokunan kumaşlar daha kaliteli oluyor. Kaliteli kumaştan daha kaliteli konfeksiyon ürünleri üretiliyor. Bu ürünlerin her yerde pazarı vardır.

Dağlarda ormanlara, zeytinlere, otlaklara ve yer altı sularına da çok yararlı olmaktadır. Ege Bölgesi’nin dağları yeteri kadar yağmur alırsa kuru ağacı diriltir. Doğu ve ‹ç  Anadolu dağları gibi soğuk olmadığından ağaçlar bu bölgede çok çabuk büyüyor ve gelişiyorlar. Yangın olan yerlere bu yağmurlu havalarda kaliteli çamların kozalarından elde edilmiş tohum atmak çok yararlı oluyor. Ormancılıkta bu tür üretime saya diyorlar. Aslında saya kendi kendine çıkan fidanların oluşmasından oluşan ormanlar olup, ”Kendi gelme” anlamına gelir.

Ama bu boş alanlara daha kaliteli ve çabuk yetişen çam tohumları atarak bu saya oluşumunu hem hızlandırır ve hem de ağaç kalitesini artırmış oluruz. Güney yamaçlara meşe palamudu ekmenin tam zamanıdır. Ben bir köyde öğretmenlik yaparken çocuklarla birlikte meşe palamudu topladık. Köyün hayvan sokulmayan korusuna aralık ayı içinde kazık çakıp, çıkardık ve her kazık deliğine bir palamudu birakıp üzerini örttük. Yağmur suyu dursun diye birazda çukurlaştırdık. Köy halkı bizimle alay ediyorlardı. Çoğunluğu,”Hiç kış ayında palamut dikilir mi?” diyerek bizi eleştiriyorlardı. Nisan ayında diktiğimiz palamutların hepsi çıktılar. Aynı yıl, altı yaprak verdiler. Bugün o meşeler kocaman ağaç olmuşlar. Öğrencim olan muhtar, benim öğrettiğim yöntemle delice, meşe, çam ormanı yapmış. Deliceleri budayıp aşılamışlar çok güzel zeytinlik olmuş. Bu zeytinlikten elde ettikleri gelirle köyün birçok hizmetini görüyorlarmış. Meşeleri de zaman zaman imar ediyorlarmış. Meşelerde çamlar gibi kerestelik olacak diyor. Eğri ve işe yaramayanları kesip odun yapıyor, yerlerine yeni palamutlar ekiyorlarmış. Bir bölüme de ceviz ekmişler. Cevizler beşinci yılında ürün vermeye başlamışlar. Her geçen yıl, bizim mera daha güzel oluyor, diyor. Sonra şunları söylüyor

-Hocam, bizim arkadaşların hepsi senden aldığı örneği kendi çevrili arazilerinde de uyguluyorlar. Artık herkesin, çevriliğinde, meşe, çam, ceviz, delice ağaçları var. Koca ağaçları kesiyor yeni ağaçlar yetiştiriyoruz. Genç ağaçlar her yıl ürün veriyor. Böylece köyümüzde hem ağaçlar arttı ve hem de gençleşti, diyor ve teşekkür ediyor. Aslında onlara bende teşekkür ediyorum. Onların topraklarımızı ağaçlandırması, benim yolumu izleyerek refaha kavuşmaları hoşuma gidiyor.

Bugün AYDIN  DAĞLARI’NDA EROZYONA MARUZ ÇOK BOŞ ALAN VARDIR. Devlet bu toprakları toprağı olmayan insanlara verse ve o insanlar buralara zeytin ve ceviz dikse, hem topraklar erozyonla akıp gitmekten kurtulacak ve hem de insanlarımızın bir bölümü bu yolla toprağa kavuşacaklar. Bizim boş biraktığımız yamaçlardan daha sarp dağlara Çinliler teraslayarak pirinç ekiyorlar. Oysa bizim topraklarımız daha verimli ve daha müsaittir. Hem ağaçlanırlar ve hem de akıp gitmekten kurtulurlar. Bugün kabuklu kuru cevizin kilosu beş ila on TL. arası para ediyor. Beşyüz ceviz ağacınız olduğunu düşünün. Bu ağaçların her yıl ürün verdiğini ve sizi doyurduğunu hesaplayın. Hayali bile güzel, değil mi?