Yaratık ne zevk aldı?

 

 

* Önceki sayıdan devam

Feridun Bey’in tarlasından batıya doğru bakıldığında Milet harabeleri gözükür. Yaz günleri çok turist gelir Güllübahçe’ye. Geçmiş yılların bir  yaz mevsiminde iki Fransız kız ellerinde kitapları ile gelmişlerdi. Hem ellerindeki kitabı okuyorlar, hem de Bias’ın yaşam öyküsünü yerinde öğrenmek istiyorlar. Hangi koltuğa oturmuş acaba diyerek arayış içindedirler. O devirde yaşayan vatandaşlarına verdiği öğütleri anlamaya çalışırlar. Kitaplarında Milet’in planları vardır. Plana bakarak nerede hangi yapıyı göreceklerini düşünürlerken, o civarda iki keçi çobanı da keçileri otlatırlarken  başka şeyler düşünmektedirler. Onlar Milet’teki yaşamı hele Bias’ı hiç tanımazlar.Tanımak için ihtiyaç hissetmezler.

Düşündükleri cinselliktir. Gözleri Fransız turist kızlardadır.Kızlardan birinin yanına gizlice sokulur yaşı büyük olanı.. Kızın ağzını kapatarak ağaçlıklar arasına kaçırırlar. Yetmedi ırzına geçerler, sonrasında  kaçarlar.

Öğretmen olan turist kız perişan halde karakola giderek şikayetini bildirir.  Jandarmanın takibi sonrası her iki sapık ertesi günü yakalanırlar.  

Sorguları yapılırken, şikayetçi olan Fransız öğretmen , tercüman ile özel bir şeyler konuştuğu anlayan yetkili ; Söke Kızılay Dernek Başkanlığı yapan Fransız tercümana sorar

- fiikayetçi ne istiyor, işaretlerle bir şeyler anlatmak istiyor galiba.

- Evet, suçlu olan çobana  bir soru yöneltmek istiyor. İzin verilir mi acaba ? diyor.

- Veriyorum sorsun bakalım.

Öfkeli bir çehre ile çobanın yüzüne bakarak sorusunu yöneltiyor. Tercüme edilen soru şu..

“..  Bu yaratık, yaptığı işten ne zevk aldı, ben zevk değil nefret ettim, tiksindim hayatımın en kötü anını yaşadım.  Yaratığın ağzından duymak öğrenmek istiyorum. ? ”

Suçlu çoban,  başını yerden ayırtmaksızın  cevap veremiyor. Nasıl cevap verebilsin ki. Cinsel ilişkinin, kadın ve erkek iki kişinin birlikte zevk alınarak heyecan duyularak yapılan bir işlev olduğunu nereden bilsin.

Onun için yalnız kendi zevki vardı.

Çoban, hakim karşısında ifade verdikten sonra cezaevine elleri kelepçeli olarak iki jandarma arasında yine başı  öne eğik  ağır adımlarla adliye koridorunda yol alırken, tercüman aracılığı ile Fransız öğretmen kızın elindeki kitaptan Bias’ı öğreniyoruz.

Bias tarihte Milet şehrinin düşünürlerindendir.Milet  şehri,  düşmanları tarafından işgal edilmek üzeredir. fiehirde yaşayan Milet’liler  düşmanlarından kaçmak isterlerken evlerinde bulunan kıymetli eşyalarını da yanlarına almışlardır. fiehrin meydanında çaresizlik içinde duran Bias’ı görürler.

Düşünürün yanına sokulurlar.

“..  Bias, senin eşyaların nerede ? Bizler senin eşyalarını da taşıyabiliriz.Size yardımcı olalım.  Çabuk ol.  Düşman yaklaşmak üzere.” derler.

Bias, parmaklarıyla başını göstererek,

-  Ben aklımı kaçırsam yeter. Siz bana, başımı kurtaracak yolu gösterin. Bana yeter.

Evet;  bizim sürücü İbrahim’in, keçi çobanının düşüncesi sadece kendisi için cinsellik  değil mi ?

Yaratık olmaktan kurtulup insan olmanın yollarını birileri bizlere öğretmeli.