YENİ KLİŞEMİZ

E. TURGUT TEKİN

 

Özgür düşünen insanlar, ancak özgür anlatabilirler. Başkaları tarafından yönlendirilip, yorgunlaştırılmış ruhunuzla ne özgür insan ve ne de özgürlükleri yazıp ifade edemezsiniz.


İşte ben benliğimden sıyrılıp daha özgür olabilmek için yazın hayatımda yeni bir klişe getirdim. Bundan sonraki yazılarımı bu klişe üzerinde üretmeye çalışacağım. Klişemin başlığı 4 ana kavramdan oluşuyor. Bunlar sırası ile “EĞİTİM-SANAT-EDEBİYAT-POLİTİKA” Niye bu 4 sözcük? Çünkü her şeyin başı eğitimdir. Eğitimi olmayan insanlara bilmedikleri bir konuda tartışmanın hiç anlamı yoktur. Çünkü o neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmediği için sizin anlattıklarınıza inanmaz. Eğitim psikolojisinde bununla ilgili çok güzel bir örnek vardır. Yazımın ruhuna uygun olduğu için bu örnek anlatıyı özet olarak sizler için aktaracağım. Kısaca öykü şu: Hiç eğitim görmemiş bir adamı, köyden alıp büyük bir kente götürüyorlar. Adam kentin pırıl pırıl parlayan ışıklarını renkli renkli yanıp sönen reklam ışıklarını, harıl harıl çalışan makineleri, fabrikaları, elektrik ile çalışan birçok şeyi gösteriyorlar. Sonra adamı bu elektriğin üretildiği bir baraja götürüyorlar ve açıklama yapıyorlar: “Akan şu suyu kesersen; kentte gördüğün ışıklar söner, makineler çalışmaz, fabrikalar durur. Adam bir suya bir oluklara baktıktan sonra bilimsel bir bağıntı kuramaz. Aklına onunla eğlendikleri gelir. Hemen kendisini toplar ve onlara yanıt olarak şunları söyler: “Siz deli misiniz? Dağdaki bu su ile kentteki gördüklerim arasında ne ilgisi var? Cahilim okumamışım ama sizin sandığınız ve eğleneceğiniz kadar akılsızda değilim. Bu kapakları kapatsanız da kentin yapısı değişmez” der. Adamı bu kez de santralde gezdirip, suyun neye yaradığını, nasıl elektrik ürettiğini anlatırlar. Adam bunlara inanır ve: “Neden bana bunları baştan değil de sonradan anlattınız? Ben böyle olduğunu nerden bileyim? Siz önce bana doğru anlatmayı öğrenin de, yanlış anlatmayın be cahiller, der.


  Öykü bize eğitimin verdiği ve kazandırdığı bilginin önemini çok güzel anlatıyor. İnsanın yükselmesi için ilk basamak eğitimdir. Eğitim olmadan başka ne olur? Sanat mı, edebiyat mı, politika mı? Artık bu yanıtı siz verin. Ben yeni klişemde bu 4 kavramı oluşturan ve tümleyen sistemler üzerinde duracağım. Öyleyse bu kavramlar nelerdir?


Eğitim insanları belli amaç için yetiştirme işidir. Eğitimi veren kişiye eğitmen, eğitimi alan kişiye eğitilen denir.


Sanat bir duygunun, tasarının ya da güzelliğin anlatımında kullanılan yöntemlerin tümü ya da bu anlatımın sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık ürünlerini üretmek işidir. Güzel sanatların herhangi bir dalında yapıt verene de sanatçı denir. Eğitimsiz sanat olmaz. Edebiyat ise duygu, düşünce olaylarını söz yada yazıyla anlatma sanatıdır. Edebi sanatları bilmeyen eğitimsiz kişilerin edebi yapıt üretmesi çok zordur. Politika bir amaca ulaşmak için davranma yollarını içeren bir bilim dalıdır. Hem eğitim, hem sanat hem de edebiyat ister. Politikacı bilgiyi eğitim ve öğretimden, ustalığı sanattan, etkileme gücünü edebiyattan alır. Çünkü bu üç kavram onu besler, hukuk adamı bir politikacı yapar. Hukuksuz devlet, hukuku ve adaleti bilmeyen, anlamayan politikacı olamaz.


Bundan sonraki yazın hayatım bu 4 kavram üzerine inşa edilmiş yazılardan oluşacak. Eğitim, sanat, edebiyat ve politika. Köşemin logosunu da bu 4 ilke oluşturacak. Temel ilke doğruları çarpıtmadan, hiç kimsenin etkisinde kalmadan gerçekleri anlayıp anlatmaya çalışmak. Bilemediğimiz konularda ise susmak yerine araştırmak, doğruları ortaya koyabilmek. Yazdıklarımızı birkaç kişi için değil de toplum için yazmak. Benim bundan sonraki hayatımda yazılarıma bu ilkeler, bu anlayış yön verecek. Kişisel tutku ve kaprislere, sataşmalara, başkaları ile anlamsız polemiğe yer verilmeyecek. Çünkü başlığıma uygun ürünler üretirsem, bu ürünler kişileri ve toplumu besler. Amaçta budur.