YEREL “ÇEVRE”DEN GLOBAL SİSTEME UZANAN YOL

FARUK HAKSAL

 

Ay’da niçin hayat yok?..

Çünkü ay’da hava yok, su yok, toprak yok…

Çünkü bitkilerin, hayvanların ve bu arada insanların yaşaması için gerekli olan üç temel madde: Su, toprak ve hava ay’da yok…

İşte mesele bu kadar basit!

Eğer siz Dünya’da canlıların yaşaması için gerekli olan bu üç temel unsuru kullanılamaz hale getirirseniz, Dünya’da da bir gün hayat olmayacaktır.

Çiçekler tomurcuk açmayacaktır.

Kuzular melemeyecek, inekler süt vermeyecektir.

Ve toprak, artık insanların “sadık dostu” olma işlevini sürdürmeyecektir.

İnsan yaşayamayacak, insanlık ölecektir!..

İşte bu kadar basittir bu denklemin artısı/ve eksisi.

Yalın.

Çıplak.

Ve acı…

İnsanlık değerlerindeki aşınma, tahriş ve dejenerasyon, insanı yok edecektir.

İnsanlık değerlerindeki aşınmanın öncelikli halkası ise, bencilliktir.

İnsanlığın çöküşü, insan bencilliğinin kontrolsüz başıboş bırakılmasından başlamakta ve bu başıbozukluğun sistematiğini oluşturan liberalizmin [modern takma adı ile globalizmin] yaşadığımız çağa damgasını vurmasıyla egemenliğini ilan etmekte ve bu egemenliği hunharca sürdürmektedir.

Dünyanın tüm doğal varlıklarına kollarını uzatmış olan bu ahtapotun adı emperyalizmdir.

Yaşamımızın en temel öğeleri olan doğal varlıkları koruma mücadelesinin adı ise, bilinçli çevreciliktir.

Çevrecilik, kirliliği temizlemek değildir.

Tek tek kirletenlerle mücadele de değildir.

Çevrecilik, kirletenlerin oluşturduğu ekonomik-siyasal-kültürel-sosyal sistemle göğüs göğse sürdürülecek mücadelenin ta kendisidir.

Ahtapotun kollarındaki kavşaklara yerleştirilmiş olan yerel istasyonlarda görev alan işbirlikçi kadrosu ile sürdürülecek mücadelenin merkezi, karargâhı ve bilincidir.

Çevrecilik, çevre bilinci etrafında oluşturulacak aktif eylemli mücadelenin yapılandırılması ve doğru hedeflere doğru yönlendirilmesidir.

Dolayısıyla çevrecilik, örneğin Didim’in Akbük beldesinde arıtma işlevi görmeyen arıtma tesisi ile mücadele etmekle sınırlı bir kısır döngü değildir.

Dolayısıyla çevrecilik, vidanjörlerin göz göre göre çevreye deşarj ettikleri atık suların peşinden koşmakla sınırlı yerel ölçekli basit bir kovalamaca da değildir.

Dolayısıyla çevrecilik, sofra muhabbetlerine meze yapılacak entel/dantel bir meşgalede de değildir.

Tam tersine çevrecilik, kapsamlı, bilgili, bilinçli ve güçlü bir mücadelenin çerçevesi ve merkezidir.

Ayrıca çevre bilinci, çevre dostları ile çevre katillerini birbirinden ayıracak bir kritere sahip olmayı gerektirir.

Ve bütün bu nedenlerle de, havayı, suyu ve toprağı kirleten asıl sistemi hedef alan global çaplı bir mücadeledir.

Globalleşen dünyada, ekonomiyi global bir merkezden yönetip yönlendirenlere karşı girişilecek global ölçekli bir bilinçlenme sürecidir.

Madem ki, saldırı globalleşmiştir; mücadele de yerel ölçekli değil, global ölçekli ve topyekun olmak zorundadır.