Yürüt-me

MUSTAFA AÇICI

 

 

Bürodayım, pencereden dışarı bakıyorum. Bulutlar geçiyor nazlanarak. Sıkıca sarılıp birbirlerine, sırtlarındaki yağmuru bırakmıyorlar. Doğayı küstürdük mü ne? Sevdalar gibi bu kış da kurak geçiyor. İnsanoğlu sevgiyi parayla satın aldığı gibi; yağmuru, karı, güneşi ve ilkyazı da parayla satın alırım sanmış.

 

Ve umarsızca kirletmiş doğayı. Karşımda bir pencerenin perdesi kapanıyor. Güneş, gelecek yazın kavuruculuğunun habercisi.

 

Yazmak uzun soluklu bir uğraş. Bu işte küsme, darılmaca yok. Bizim gazete patronlarımız sermaye sahibi değil ki. Yerel basın bu. Halkın gözü, kulağı. Gazete geliri ancak kağıda yetiyordur. Kârı yok ki. Hangi koşulda olursa olsun yanında olmak gerek. Ama yazmak uzun soluklu bir uğraş. Yüz metre koşucusunun nefesi az gelir. Yaşam maratonu gibi. Nefes aldıkça koşulacak, koşuldukça yazılacaktır. Ancak, bazı ara dinlenmeleri gerekiyor. Yada zorunlu olarak ara veriliyor. Çünkü bizim uğraşımız amatörce. Bazen sağlık nedenleriyle, bazen asıl mesleğinizden zaman bulamadığınızdan yada yaşamın yoğunluğundan ve karmaşıklığından dolayı ara verebilirsiniz.

 

Gazetemiz Gerçek'in doğum gününü bilirim. Ve onu yaşatmaya çalışan sahibi ve çalışanlarını. Bu uzun maratonda fırsat buldukça yazıyorum, bu gazete daha yeni delikanlı olmakta..

 

Boyalı basın dediğimiz sermaye basını, kendi düşüncesi doğrultusunda halkı yönlendirmeye çalışırken, gerçekleri sade ve daha özgürce yazan yerel basındır.

 

Küreselleşen ve sömürüyü derinleştiren kapitalist-emperyalist sistemler dünyamızı, silah fabrikaları ve savaşlarla kirletirken ve çocukları katlederken, yürütmenin başı olan ve devletin erkini elinde tutan başbakanımız sosyalizme çatmaya çalışmakta ve derin devletin varlığını daha yeni keşfetmektedir.

 

Başbakanımız, özelleştirmeyi savunurken yada ülkede özelleştirme ile mevcut talan'ı gizlemeye çalışırken, sömürüsüz bir toplum ütopyası ile insanların kardeşliğini savunan sosyalizmi eleştirmeye çalışmaktadır. Oysa bu ülkede, açlığı yaratan sosyalizm değildir. Bu ülkede her gün artan suç oranını, suçu ve suçluları yaratan sosyalizm değildir.

 

Bu ülkede toplumun katmanları arasında gelir dağılımı eşitsizliğini yaratan sosyalizm değildir.

 

Kapımızın dibindeki savaşları, dünya üzerindeki insanların, çocukların savaştan, hastalıktan ve açlıktan ölmelerine neden olan sosyalizm değildir.

 

Olumsuzlukları çoğaltmak mümkündür.

 

Ancak sunu başbakanımız da iyi bilmektedir. Tüm olumsuzlukların kaynağı küresel emperyalist sömürü sistemidir ve bunun başını da, ABD imparatorluğu çekmektedir.

 

Birde derin devletten söz edilmesi varya. Gülmecenin niregi noktası gibi. Yürütmenin başında oturan siyasi iktidarın görevi, mevcut olumsuzlukları tesbit etmekle birlikte, öncelikle bu olumsuzlukları gidermektir. Yoksa basına çıkıpta, olumsuzlukları söylemek yeni birşey keşfetmek değildir. Başbakan bu ülkede karanlık güçler var demez. Başbakan karanlığın üstüne gider ve onu aydınlığa kavuşturur. Yürütme gocunma yeri değil, sorunları çözme yeridir.

 

Eğer çözemeyecekseniz, bir an önce sandığa gidersiniz.